• Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Sağlık
  • Kadın
  • Politika
  • Siyaset
  • Yerel
    TÜM İLLERİSTANBUL
  • İnsan Hakları Kültür-Sanat Spor Çevre Bilim ve Teknoloji Asayiş
  • Ara
SON DAKİKA:
03:13
İstanbul Valisi Gül'den sel felaketiyle ilgili dikkat çeken açıklama: "Zamanında tedbir alınsa 7 kişi ölmeyebilirdi"
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Ayhan Öztemel
  3. Büyük Satranç Tahtasında İki Denklem
Yayınlanma: 19 Ekim 2026 - 18:29

Büyük Satranç Tahtasında İki Denklem

19 Ekim 2026 - 18:29
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Ayhan Öztemel
Ayhan Öztemel
oztemelayhan@hotmail.com
Gündemin Arka Yüzü

Hazar’dan Kızıldeniz’e uzanan geniş coğrafyada şekillenen yeni satranç tahtasının kuzey cephesinde Azerbaycan, güney cephesinde ise Suudi Arabistan ve Yemen yer alıyor. Stratejiyi kurgulayan akıl İsrail; bu kurguya küresel gücüyle siyasi ve askeri ağırlığını koyan baş destekçi ise ABD ve Trump yönetiminin yeni Orta Doğu vizyonu. Hedef tahtasında çevrelenmek istenen bir İran ve her iki cephede de önüne konulan stratejik teşvikler ile olası maliyetler arasında hassas bir tercihe yönlendirilmek istenen Türkiye duruyor.

Peki neden şimdi? İsrail, Filistin’de gerçekleştirdiği ağır yıkımlar nedeniyle tarihinin en büyük uluslararası itibar kaybını yaşadı ve aynı meşruiyet krizini koşulsuz destekçisi ABD’ye de yaşattı. Doğrudan yürüttüğü çatışmaların küresel ölçekte yarattığı bu ağır diplomatik ve ahlaki maliyet, Tel Aviv ve Washington’ı yöntem değiştirmeye zorladı. Artık sahada doğrudan cephe açmak yerine, bölge ülkelerini karşı karşıya getiren, sınırları ve ittifakları dolaylı hamlelerle yeniden dizayn eden çok daha örtülü bir satranç oyunu tercih ediliyor.

Birinci Denklem: Azerbaycan

Denklemin ilk ayağı Güney Kafkasya’da şekilleniyor. Yıllardır “İki devlet, tek millet” şiarıyla yürüdüğümüz Azerbaycan’da, son dönemde hissedilen rüzgâr değişimi tesadüfi bir soğukluk değil, Bakü’nün kendi iradesiyle yaptığı bilinçli bir jeopolitik tercihtir.

Bu sürecin temelleri dün atılmadı. İsrail’in uzun yıllara dayanan ve özellikle Karabağ Savaşı sırasında zirveye çıkan Azerbaycan desteği, karşılıksız bir dostluk gösterisi değildi. Tel Aviv, Karabağ zaferine giden süreçte Bakü’ye gelişmiş İHA’ları ve kamikaze dronları sağlarken, aynı zamanda ABD ve Batı nezdinde güçlü bir siyasi ve diplomatik destek de sundu. Tüm bu yatırımlar yapılırken tek bir stratejik hedef güdülüyordu: Azerbaycan üzerinden Tahran’a baskı kurmak ve günü geldiğinde İran’ı zayıflatacak askeri güç kullanımına zemin hazırlamak.

Bakü’nün önüne bugün geri çevrilmesi güç iki büyük jeopolitik vaat konuluyor: Zengezur Koridoru ve Güney Azerbaycan. Bugün İsrail için o yatırımın karşılığını alma vakti geldi. Burada kurgulanan Zengezur, Türkiye’nin hedeflediği bağımsız Türk dünyası hattı değil; İsrail’in perde arkasından yürüttüğü, ABD’nin ise Rusya ve İran’a karşı “uluslararası güvence” adı altında hamiliğine soyunduğu bir projedir. Washington ve Tel Aviv, Bakü’ye Rusya’nın geleneksel nüfuzundan sıyrılma ve enerji hatlarını Batı garantisine alma vaadini sunarken, masaya ikinci ve daha büyük hedefi sürüyor: İran’daki olası bir istikrarsızlıkta, milyonlarca soydaşımızın yaşadığı Güney Azerbaycan’ın Bakü ile bütünleşmesi.

Ancak bu planda önemli bir engel var: Ankara’nın devlet aklı. Türkiye, İran’ın dış müdahalelerle istikrarsızlaştırılmasının veya sınırlarının değişmesinin bölgede yeni kaotik cepheler açacağını görerek bu plana itiraz ediyor.

Kırılma tam bu noktada başlıyor. Önüne konulan Zengezur güvencesi ve Güney Azerbaycan vizyonunun stratejik cazibesine kapılan Bakü yönetimi, Ankara’nın bu ihtiyatlı itirazını aşılması gereken bir engel olarak görmeye başladı. Kendisine sunulan bu kazanımları elde etmek isteyen Azerbaycan, ABD ve İsrail ekseniyle uyumlu hareket edebilmek adına, Türkiye ile arasına bilinçli bir mesafe koymayı devlet politikası olarak tercih etti.

Fakat Bakü yönetimi de biliyordu ki Karabağ’da omuz omuza çarpışmış Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını sadece diplomatik görüş ayrılıklarıyla açmak ve bunu kamuoyuna izah etmek imkânsızdı. Türkiye’yi tepki vermeye zorlayacak, doğrudan toplumsal vicdana dokunan hassas bir sinir ucuna basılması gerekiyordu. İki ülkenin arasını açabilecek en kırılgan konu başörtüsüydü ve o kart bilinçli olarak sahaya sürüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti iktidarının ve tabii ki seçmeninin de geçmişten bugüne büyük bir mücadele verdiği, siyasi kimliğinin merkezinde yer alan başörtüsü hassasiyeti, Bakü-Ankara hattında kontrollü bir soğukluk yaratmak için seçildi. Azerbaycan’da gündeme taşınan başörtüsü kısıtlamaları, sıradan bir iç politika uygulaması değil; doğrudan Erdoğan’ı, AK Parti iktidarını ve Türkiye’deki muhafazakâr seçmenin vicdanını hedef alan hesaplanmış bir hamleydi.

Amaç, Türkiye’deki iç kamuoyunun oluşacak doğal baskısıyla Ankara’dan yükselecek tepkileri gerekçe göstererek “Türkiye iç işlerimize ve seküler yapımıza karışıyor” algısını üretmek ve aradaki jeopolitik mesafeyi meşrulaştırmaktı. Nitekim bu planın ilk ayağı işledi ve Türkiye kamuoyunda haklı tepkiler yükseldi; ancak Ankara kurulan oyunun farkında olarak oldukça soğukkanlı ve dikkatli adımlar atıyor. Bu hassas sinir ucuna dokunulmasa, başka hiçbir gerekçe iki kardeş ülkenin arasını bu kadar hızlı soğutamaz ve Bakü’nün yeni eksen arayışlarına bu denli uygun bir zemin hazırlayamazdı.

İkinci Denklem: Mekke İttifakı

Madalyonun diğer yüzünde ise Türkiye’yi diplomatik ve askeri olarak yeni bir eksene çekmeyi amaçlayan bir Güney Cephesi var. Kuzeyde Azerbaycan’ın yeni yönelimiyle İran’ı sıkıştıran ABD-İsrail ikilisi, İran’ı iki ateş arasına almak için Türkiye’yi de cazip vaatlerle Kızıldeniz ve Yemen denklemine dahil etmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan ile şekillenen “Mekke İttifakı” zemininin ve Trump yönetiminin bölgesel tasarımının arkasında, Türkiye’yi Yemen’deki Husiler üzerinden İran ile bölgesel bir cepheleşmeye —yani yıpratıcı bir Şii-Sünni blok gerginliğinin içine— çekme çabası yatıyor. Washington ve Tel Aviv, Türkiye’yi bu denkleme yönlendirmek ve İran’ın kuşatılmasına razı etmek için masaya üç ayaklı bir stratejik paket koyuyor:

  • İç Cephede “Terörsüz Türkiye” Sürecinin Stratejik Karşılığı: Türkiye’nin kendi iradesiyle başlattığı ve önemli bir mesafe katettiği PKK’nın silah bırakması ve tasfiyesi süreci, Trump’ın Orta Doğu oyun planıyla kesiştiriliyor. Washington’ın Suriye ve Irak’taki unsurlarını dizginleyerek bu sürece verdiği zımni desteğin ve kolaylaştırıcı rolün bir “stratejik karşılığı” olduğu ima ediliyor. ABD, içeride önemli aşama kaydeden bu normalleşme iklimine uyumlu yaklaşımının karşılığı olarak, Türkiye’nin bölgesel plana itiraz etmemesini ve güneydeki yeni denklemde kendi yanında yer almasını bekliyor.

  • Askeri Tedarik Teşviki: Yıllardır Türkiye’nin parasını ödediği halde ambargo uygulanan F-35 savaş uçaklarının teslimatı ve F-16 tedarik süreçlerinin önündeki engellerin kaldırılacağı yönündeki güçlü vaatler, bu yeni bölgesel denkleme uyum sağlamanın karşılığı olarak Ankara’ya sunuluyor.

  • Ekonomik ve Enerji Cazibesi: Suudi Arabistan’ın finansal gücü, Körfez sermayesinin Türkiye ekonomisine akacağı yönündeki taahhütler, zengin petrol havzalarından pay alma cazibesi ve Körfez’den Avrupa’ya uzanacak yeni enerji koridorlarının merkez üssü olma ihtimali, masadaki yerini alıyor.

Bu cazip vaatlerin yanı sıra, Türkiye’yi bu yöne kanalize etmek için güçlü bir stratejik yönlendirme mekanizması işletiliyor. Ankara’ya şu tablo gösterilerek tercih yapması isteniyor: “Suudi Arabistan’ın yanında Yemen denklemine müdahil olmazsan, oluşacak boşluğu İsrail doldurur. İsrail, İbrahim Anlaşmaları üzerinden Riyad’ın ana güvenlik partneri olur; Kızıldeniz ve Körfez enerji koridorları İsrail-Suudi-Yunanistan hattına kayar. Üstelik önemli mesafe katedilen silah bırakma süreci boyut değiştirir; Suriye üzerinden İsrail etkisi artırılarak bölgesel siyasi özerklik projeleri yeniden gündeme taşınır ve Türkiye tüm bu ekonomik-stratejik denklemden uzak tutulur.”

  • Satranç Tahtasında Stratejik İkilem

Satrançta “Zugzwang” terimi, oyuncunun yapacağı her hamlenin kendi konumunu zorlaştırdığı, tercih yapma zorunluluğunun başlı başına bir baskı aracına dönüştüğü durumu ifade eder. ABD ve İsrail, iç ve dış politikada sunduğu bu teşvik ve yönlendirme paketiyle Türkiye’yi tam olarak böyle bir stratejik ikilemle baş başa bırakmak istiyor:

Türkiye kuzeydeki bu yeni kurguya sessiz kalırsa, İran’ın istikrarsızlaştırılmasına dolaylı olarak alan açılmış olacak ve sınırlarımızda öngörülemez yeni bir kriz kuşağı doğacaktır. Buna karşılık Ankara itirazını yükselttiğinde ise; Zengezur ve Güney Azerbaycan vizyonuna odaklanan Bakü, başörtüsü gibi konularla açtığı mesafeyi daha da derinleştirerek ABD-İsrail eksenine daha fazla yaklaşacak ve Türk dünyasının stratejik bütünlüğü zarar görecektir.

Türkiye güneyde sunulan bu teşvik paketinin yönlendirmesine girerse, içerideki silah bırakma süreci dış müdahalelerden uzak şekilde tamamlanacak, F-35 ve F-16 tedarikinin önü açılacak ve Körfez sermayesi hızlanacaktır. Ancak bunun karşılığında Türkiye, Kızıldeniz ve Yemen üzerinden İran ile yıpratıcı bir Şii-Sünni blok gerginliğinin içine çekilecektir. İki bölge gücü enerjisini bu gerilimle tüketirken, İsrail bölgedeki konumunu güçlendirecektir. Türkiye’nin bu angajmanı reddetmesi hâlinde ise, ilerleyen silah bırakma sürecinin Suriye’de İsrail etkisiyle bölgesel bir siyasi özerklik tartışmasına evrilmesi, askeri tedarik süreçlerinin yavaşlatılması ve enerji koridorlarının Türkiye’yi dışlayacak şekilde kurgulanması gibi diplomatik maliyetler masaya sürülmektedir.

Tabloyu bütünüyle okuduğumuzda, her gelişmenin aynı küresel stratejik oyuna bağlandığı görülüyor. Ne Azerbaycan’ın Türkiye ile arasına mesafe koyması tesadüftür, ne başörtüsü üzerinden yürütülen gerilim sıradan bir iç meseledir, ne içerideki silah bırakma sürecine dışarıdan verilen desteğin zamanlaması bağımsızdır, ne de güney cephesinde sunulan askeri ve ekonomik vaatler karşılıksız birer iş birliği teklifidir. Bunların tamamı, Türkiye’yi kurgulanan yeni bölgesel düzene yönlendirmek için masaya sürülen stratejik araçlardır.

Türkiye bugün önemli bir yol ayrımında duruyor. Ancak Ankara, kendisine sunulan kısa vadeli kazanımlara kapılmakla, dışlanma senaryolarına razı olmak arasında sıkışmak zorunda değildir.

Bakü’ye, geçici jeopolitik kazanımlar uğruna Türkiye ile arasına koyduğu bilinçli mesafenin uzun vadede sadece bölge dışı güçlere yarayacağını hatırlatmak; Riyad’a ise bölgenin güvenliğinin mezhepsel gerilim planlarıyla sağlanamayacağını göstermek Ankara’nın tarihi sorumluluğudur. Türkiye, kendi iç cephesinde yürüttüğü terörsüz Türkiye sürecini dış pazarlıklara ve diplomatik baskılara kapamalı; aynı zamanda Türkiye-İran ilişkileri üzerinden yürüteceği sabırlı, soğukkanlı ve dikkatli bir diplomasiyle bu ikilemi aşmalıdır. Washington ve Tel Aviv’in kurguladığı bu karmaşık denklemden çıkmanın yolu, Türkiye’nin asırlık devlet tecrübesiyle bölgesel dengeleri koruyan kendi bağımsız oyununu kurmasından geçmektedir. Nitekim Ankara’nın bugün yürüttüğü mevcut politikalara baktığımızda, kurgulanan bu çok cepheli oyunun farkında olunduğu ve tüm kışkırtmalara rağmen tam da bu devlet aklına yakışır şekilde son derece soğukkanlı, sabırlı ve dengeli bir tavrın hâlihazırda başarıyla izlendiği görülmektedir.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • KAAN P1'in İlk Uçuşunu Beklerken - 16 Eylül 2026
  • Geleceğin Muharebe Sahasında Mini, Ucuz ve Sürdürülebilir Sistemler - 29 Temmuz 2026
  • Türkiye'nin Kamikaze İHA Doktrini ve Modern Savaşın Yeni Dengeleri - 15 Temmuz 2026
  • Savunma Sanayiinde Açık İstihbarat ve "Gizem" Popülizmi - 09 Haziran 2026
  • Hava Sahamız "Kevgire mi Döndü?" - 24 Aralık 2025
  • Komplo Teorisi: Çuvaldız - 16 Aralık 2025
  • Mete Yarar'a Teknik İtiraz - 12 Aralık 2025
  • Savunma Sanayiinde Gerçeklik ve Hamaset Paradoksu - 10 Aralık 2025
  • Bayraktar Kızılelma: F-35'e Karşı Asimetrik Cevap - 30 Kasım 2025
  • Eurofighter Typhoon Alımı, F-35 Boşluğunu Doldurur Mu? - 25 Kasım 2025
  • Hayalet Savaş Uçağı: F-35 - 24 Kasım 2025
  • Neden Eurofighter Typhoon? - 20 Kasım 2025
  • Türk Savunma Sanayisinde IDEF 2025 Rüzgârı - 28 Temmuz 2025
  • Terörsüz Türkiye: Jeostratejik ve Küresel Dengeler - 14 Temmuz 2025
  • Otoriterizme Direnç: Toplumun Özgürlük Arayışı - 12 Temmuz 2025
  • CHP: Vizyonsuzluğun Gölgesinde Bir Muhalefet Anlayışı - 28 Haziran 2025
  • Hegemonik Güç Olmanın ABD'ye Sağladığı Kazanımlar - 26 Haziran 2025
  • Türkiye Medyasında İran Algısı: Eleştiri, Gerçeklik ve Çifte Standartlar - 25 Haziran 2025
  • Türkiye İsrail Savaş İhtimali - 20 Haziran 2025
  • İsrail-İran Savaşı Bağlamında Olası Türkiye-İsrail Savaşı - 16 Haziran 2025
  • 1
  • 2
Çok Okunan Haberler
Türk İş Kadınları Plaket Töreni’nde Başarılar Ödüllendirildi
Türk İş Kadınları Plaket Töreni’nde Başarılar Ödüllendirildi
Oğuz Çepni Boyu Federasyonu yönetimi Maltepe’de toplandı
Oğuz Çepni Boyu Federasyonu yönetimi Maltepe’de toplandı
Netanyahu BM kürsüsüne çıktığında delegeler salonu terk etti: Yuhalama sesleri yükseldi
Netanyahu BM kürsüsüne çıktığında delegeler salonu terk etti:...
Altın Koza'da ödüller sahiplerini buldu:
Altın Koza'da ödüller sahiplerini buldu: "Bir Arada Yalnız" geceden...
Kartal’da kentsel dönüşümde yeni aşama: Kuzey Planları için tarih verdi
Kartal’da kentsel dönüşümde yeni aşama: Kuzey Planları için tarih...
Altıntaş: “Fon krizi değil, devlet krizi; çürüyen kurumlar devleti de çürütmüş”
Altıntaş: “Fon krizi değil, devlet krizi; çürüyen kurumlar devleti...
776 günde 60 özel kalem iddiası Meclis’te: Turhan Çömez’den Fatma Betül Sayan Kaya için 7 soru
776 günde 60 özel kalem iddiası Meclis’te: Turhan Çömez’den Fatma...
Waternet, Caddebostan'da 44 kilo atık ve 4 bin 450 sigara izmariti topladı
Waternet, Caddebostan'da 44 kilo atık ve 4 bin 450 sigara izmariti topladı
Ana Sayfa
Gündem
Dünya
Ekonomi
Eğitim
Sağlık
Kadın
Politika
Siyaset
Yerel
İnsan Hakları
Kültür-Sanat
Spor
Çevre
Bilim ve Teknoloji
Asayiş
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Bilim ve Teknoloji
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • İnsan Hakları
  • Politika
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.