Yunanistan'ın Rafale savaş uçağı teminiyle birlikte, hava üstünlüğü mukayesesindeki rekabette Türkiye maalesef geride kalmaya başladı. Buna son dönemlerde, özellikle Suriye üzerinden oluşan İsrail ile rekabeti de eklediğimizde, hava üstünlüğü konusunda zorlu bir dönemden geçtiğimiz aşikâr.
Bu zorluğun en önemli sebebi ise, ABD ile yaşadığımız gerginliklerdir. Savunma sanayiinde ABD'ye olan ciddi bağımlılığımız, bu gerginliğin negatif kırılımlarını beraberinde getirdi. ABD ile ilişkileri düzeltmek için çaba sarf etsek de, bir türlü istediğimiz noktaya gelemiyoruz. Bu durum, bizi hava üstünlüğü rekabetinde geriye düşüren temel unsurdur. Tabii ki burada en kritik konular, F-35 ve F-16 Blok 70 seviyesi savaş uçaklarına erişim sorunumuzun hâlâ devam etmesidir.
F-16 ve F-35 Çıkmazı
F-16 Blok 70 satışı konusunda ABD Kongre onayı çıkmış olmasına rağmen, satış anlaşması henüz beklediğimiz gibi hızlı bir şekilde devreye girmedi. Muhtemelen burada direkt satıştan ziyade Türkiye'nin bazı kritik isteklerinin karşılanmaması söz konusudur. Yoksa direkt satış noktasında bir problem olduğunu sanmıyorum.
Bu isteklerimiz, eski iyi ilişkilerimiz olsa rahatlıkla elde edebileceğimiz makul taleplerdir aslında. Neticede geçmişte lisans altında F-16 üreticisi olan bir ülkeyiz. Taleplerimiz birkaç noktada toplanıyor: Kendi üretimimiz mühimmatların F-16 Blok 70’e entegrasyonu, TEI tarafından motorun lisans altında üretilmesi ve hızlı teslimat isteğimiz. Hızlı teslimat için üretici firma Lockheed Martin'in yeni hat kurma maliyetini bizden talep etmesi gibi problemler sebebiyle F-16 satışının kilitlendiğini düşünüyorum.
F-35 ise zaten arka planda çözülmesi zor bir problem. Bunun için ciddi bir İsrail lobisi ve CENTCOM rezervi bulunmaktadır. Bunu aşabilir miyiz? Bu, zaman alacak bir süreçtir ve biraz da Rusya'ya bağlıdır! Rusya özellikle Avrupa’ya karşı tehdit gücünü artırırsa ve biz de Rusya’ya mesafe koyma noktasında ciddi adımlar atarsak -ki bunun maliyeti bize çok ağır olur- o zaman temin kolaylaşabilir. İsrail konusunda da zaten ABD’nin kabul edebileceği tahammül sınırları içersindeyiz
Tek Alternatif: Eurofighter Typhoon
Şimdi gelelim bu şartlar altında temin edebileceğimiz tek savaş uçağı olan Eurofighter Typhoon’a.
Piyasadaki alternatifleri sayarsak:
Fransa ile ilişkilerimiz nedeniyle Rafale zora yakındır.
İsveç Gripen ve Pakistan JF-17 Blok 3, Hava Kuvvetlerimizin beklentilerini karşılamıyor.
Rus ve Çin uçakları hem ayrı bir bağımlılık, hem alıştığımız Batı teknolojik altyapısına uyumsuzluk hem de ABD ile ilişkilere zarar vermesi sebebiyle zordur.
Belki burada Güney Kore KF-21 savaş uçağı düşünülebilirdi. Ancak bu uçak daha yeni seri üretime geçti, henüz rüştünü ispat etmedi, motoru ABD ihraç iznine tabidir ve teslim tarihi geç olurdu.
Görüldüğü gibi alternatifler sınırlı ve ABD ile yaşadığımız zorluklara benzer durumlar söz konusudur. Anlaşılacağı gibi, elimizdeki en iyi alternatif Eurofighter Typhoon'dur.
Eurofighter’a yönelik ciddi eleştiriler yok değil. Uçuş maliyeti, F-16’nın 25.000$’lık ile mukayese edildiğinde 60.000$ ile neredeyse 2.5 katı gibi ciddi bir maliyet getirmektedir. Gövde ömrü F16’nın 12.000 saatlik gövde ile mukayese ettiğmizde yarısı 6.000 saat ile sınırlıdır.Buda uçağın ömür kullanımında ciddi bir maliyet getirmektedir.
Ancak bu eleştirilerin yanında, Typhoon hava-hava üstünlüğünde F16’dan bana göre daha etkili uçaktır.
Eurofighter’ın Hava Üstünlüğü
Yüksek İrtifa: Eurofighter, 65.000 feet servis irtifası ve 60.000 feet seyir irtifası gibi yüksek bir tavan yüksekliğine sahiptir (Taşıdığı yüke göre değişir). Bu, F-16'nın (45.000 feet) ve F-35'in (50.000 feet) değerlerinin üzerindedir.
Radar: Sahip olduğu Captor AESA radarı, F-16 AN/APG-83 ve F-35 AN/APG-81 radarları ile ciddi şekilde boy ölçüşebilecek bir radardır.
Mühimmat: Kullandığı mühimmatlar F-16 ve F-35 ile aynı olduğu gibi, ilave olarak 200 km menzilli Meteor füzesi atma kabiliyeti de vardır. Bu da bize ciddi mesafelerden angajman imkanı sağlamaktadır.
F-35’e Karşı İrtifa Avantajı
Gerginlik ve savaşa giden ortamda, özellikle rakiplerinizde F-35 varken sizde yoksa, Eurofighter Typhoon ciddi bir avantajdır.
F-35, genel değerlendirmelerde hep radar izi ve görünmezliği burun açısından dikkate alınır. Kaynaklara göre değişmekle birlikte F35 radarlar ile 15-30 km mesafe ile tespit edildiği ifade ediliyor. Fakat yanal açıdan, üstten ve arkadan baktığınızda bu tespit mesafesi, görüş açısına bağlı olarak 3 katına kadar çıkabiliyor. Bu da yaklaşık 90 km’den uzaklıktan tespit imkanı sağlıyor.
İşte bu noktada Eurofighter Typhoon’un yüksek servis tavanı, F35’den duruma göre 10.000 feet (yaklaşık 3.000 metre) yüksekten uçarak F-35’e karşı ciddi bir avantaj sağlayacaktır.
Erken uyarı AWACS uçaklarımız akla gelebilir; onların güçlü bir radarı olmasına rağmen servis tavanı bu kadar yüksek değildir. Ancak F-35 alçak irtifadan uçarsa, daha önce ifade ettiğim açılardan uzak mesafeden görülebilir. Suriye hava sahası üzerinden yapılan hava saldırılarında Türk AWACS erken uyarı uçaklarının İsrail F-35'leri gördüğü iddiası da bence irtifa ve açısal avantajdan kaynaklıdır.
Tüm bunlara dayanarak Eurofighter Typhoon savaş uçağı alımına olumlu bakıyorum. Hem işletme hem de alım maliyetleri, bir savaş senaryosu düşünüldüğünde çok çok düşüktür. Savaşta meydana gelebilecek hasar, bu maliyetleri 1000 katlar desem yeridir. İnsan kaybı da cabası.
Yeri gelmişken şunu da ifade edeyim: Bulunduğumuz bölgede ya çok güçlü olmak zorundayız ya da mümkün olduğunca uluslararası hegoman güçlere karşı sessiz sedasız bir ülke olmak. Güçlü olmanın yolu da iyi bir hava kuvvetlerine sahip olmaktan geçiyor.
O yüzden Eurofighter uçağı alımının Türkiye’ye hayırlı olacağı kanaatindeyim. Son söz olarak şunu da ifade edeyim: F-16 Blok 70 ve F-35 alımı gerçekleşse bile Eurofighter Typhoon kullanımı Türkiye’ye ifade ettiğim sebeplerden dolayı çok ciddi avantajlar sağlayacaktır









