Türkiye'nin hava-hava savaşlarındaki umudu olarak Kaan savaş uçağı gösteriliyor. Ancak Kaan savaş uçağının bir F-35 seviyesine ulaşması en erken 2040'ı bulabilir. Diyelim ki tüm şartları zorladık ve her şey mükemmel gitti, en iyi ihtimalle 2036 olsun. Bu da Türkiye’nin genel şartları göz önüne alındığında çok zor bir hedef.
Hürjet’i referans alarak kimse Kaan savaş uçağı üretiminde yanılmasın. Kaan bambaşka bir seviye. Sadece uçağın uçmasından ve manevra yapmasından ibaret değil. Geometrik ve motor kızılötesi görünümünün azaltılması, pasif sensör kabiliyeti, RAM boya (Radar Soğurucu Malzeme)gibi unsurların tümü yüksek teknoloji ve kabiliyet meselesidir; savaş uçağında âdeta nirvanadır.
Çin, J-20 ve J-35; Rusya ise Su-57 ile F-35’e rakip uçak yaptığını iddia ediyor. Çinlilerin uçağı bir nebze kabul edilebilir olsa da, uzmanlar Rusların ancak Su57 savaş uçağı radar izini geometrik seviyesinde çözülebilmiş olduğunu ifade ediyor. Hâlen F-35 rakipsiz.
Tüm bu değerlendirmelerden sonra, hava-hava savaşının öneminden biraz bahsederek Bayraktar Kızılelma savaş uçağını değerlendirmemize geçelim.
F-35 Öncesi ve Sonrası Hava Önleme
F-35 öncesi hava-hava görevi çok kolaydı. Belli bir miktar uçağı havada tutuyordunuz. Acil durumlar için ekipleriniz hazır vaziyette bekliyordu. Durum ve şartlara göre onlar da acil koduyla havalanıp hava ihlallerine müdahale ediyorlardı.
Sahip olduğumuz en gelişmiş savaş uçağı olan F-16 Blok 50’nin AN/APG-68 radarı, 80 km menzilde havadan en fazla 10 hedef tespit kapasitesi ile ve güçlü yer radarlarının desteği ise (250 km’lere varan mesafeden savaş uçaklarını tespit etme kabiliyetiyle) koordine barış zamanı hava önleme görevlerini sınırlı sayıda uçakla yapabiliyordu.
F-35 sonrası durumlar değişmeye başladı. Çünkü F-35’i yer radarları ve savaş uçağı radarları ile burundan ve alttan ancak 15-30 km mesafelerden tespit edebiliyor. Bunu, 4. ve 4.5. nesil diğer savaş uçaklarının (F-16, Rafale, Eurofighter Typhoon, J-10, Su-35 vb.) 250 km tespit edilme mesafesi ile mukayese ettiğimizde acayip orantısız bir rakam ortaya çıkıyor.
F-35’e karşı hava önleme görevlerinde sınırlarınızı korumak için, 4. ve 4.5. nesil uçaklara nazaran havada en az 20 kat daha fazla uçak tutmanız gerekir. Türkiye’nin sahip olduğu F-16 sayısı yaklaşık 240 civarıdır; 20 katı ise ciddi bir maliyet demektir. Çünkü F-35 sizi 250 km’lerden görürken, siz onu ancak 15-30 km mesafeden görebiliyorsunuz. F-35’e karşı hava önleme görevleri maliyetleri de dikkate aldığımızda imkânsıza yakındır. Ancak sizin de F-35’iniz olsaydı, sürpriz etkisi ile hava sahanızı daha düşük uçak sayısı ile kontrol edebilirdiniz. Sürpriz diyorum; çünkü o da sizi göremeyeceği için bu sürpriz etkisine karşı riske girmek biraz cesaret ister. Bu da önemli bir avantaj sağlardı.
Hava-hava savaşı durumunda, F-16 Blok 50 ile F-35 karşı karşıya gelmesi müthiş bir hezimet olur. Şu an hava sahamızı zorlayan bir durum yok. Yunanistan en erken 2030’da F-35 sahibi olacak. Bir de İsrail var; en yakın hava mesafesi 500 km civarındadır. Politik zorlamalar dışında, bu aralar bizi zorluyor mu? Henüz hava-hava önleme görevlerinde karşı karşıya gelmedik. Ama gelme durumu olursa, F-35’in maksimum menzili 2200 km’dir. Bu da en fazla 1100 km uzağa uçacağı anlamına gelir ki, Akdeniz’den Ankara içlerine kadar operasyon yapma kabiliyeti var demektir. Ayrıca, Suriye hava sahasının da kevgire dönmüş durumda olduğunu düşünürsek, İsrail Suriye üzerinden de hava sahamızı delebilir.
Bayraktar Kızılelma ve Gelecek Stratejisi
Çok uzun bir girizgâh oldu, farkındayım ama anlaşılması için bu yaklaşımlarımın bilinmesi gerekiyordu. Şimdi gelelim asıl konumuz olan Bayraktar Kızılelma’ya.
Bayraktar Kızılelma silahlı atış testlerine ve radar testlerine başladı. Bu yazdığım gün itibarıyla Bayraktar Kızılelma, muhtemelen Banshee hedef uçağı gibi yüksek hızlı bir hava hedefine, TÜBİTAK SAGE üretimi Gökdoğan füzesi ile radar kilitlemesi yaparak ateşledi ve hedefi tam isabet vurdu. Bir önceki gün de radar kilitleme testini yapmıştı. Bu, hava-hava savaşlarında bir ilktir: Bir insansız savaş uçağı ile füze ateşleme ve hedefi tam isabet vurma. Henüz gövde içi atışlı testlere başlamadı. Gövde içi atışlı testler neden önemlidir; çünkü uçağın görünmezliği ancak ve ancak füzeler gövde içinde saklandığı zaman mümkündür. Bugünkü testte olduğu gibi kanat altında füze atışı, radar görünmezlik özelliğini bozar ve Kızılelma’yı sırada sıradan 4. veya 4.5. nesil savaş uçakları gibi çok uzaklardan tespit edilir bir konuma getirir.
Silahlı atış testleri devam ederken, Hava Kuvvetlerinin alışması için muhtemelen 2026 ortasında kısmi teslimatlar yapılır. Bayraktar Kızılelma’nın asıl gücü 2028’den sonra ortaya çıkmaya başlar diye düşünüyorum. Henüz RAM boya teknojinin uygulandığına dair herhangi bir bilgi yok. Pasif sensör kabiliyeti konusunda gelişmeler var ama bir F35 seviyesinden bahsetmek zor. Aynı şekilde kızılötesi görünümünün azaltılması konusunda yapılan çalışmalar hakkında da bilgi yok. Bunların da kısa sürede aşılacağı konusunda Baykar’dan beklentilerim yüksek.
Murat AESA radarı ile görev ve hava-hava füze atış testleri olgunlaşır. Asıl en önemlisi, radar görünmezliğine önemli katkı sağlayan gövde içi silah istasyonlarından atışlı testlerdir ki, ancak 2027 gibi tamamlanır diye tahmin ediyorum. Diğer eksiklerinde giderilmesi ile 2028’de ciddi bir oyun değiştirici olarak hava sahamızda yer alır. Bu testler ve eksikler erken bitirirse şaşırmam. Baykar, kabiliyetleri ve hızı ile zaten hep şaşırtan bir firma.
Şu ifade edeyim: Tam olgunluk seviyesinde bile F-35 ile asla ve asla bire birde hava-hava savaşı kazanması mümkün değildir. Çünkü F-35, 50.000-55.000 feet daha yüksek irtifadan seyir uçuşuna sahipken, Kızılelma 35.000-40.000 feet seyir uçuşuna sahiptir. Kızılelma maksimum 1100 km hızla uçarken, F-35 1800 km hıza ulaşabiliyor. Ayrıca F-35’in 100 km civarı pasif sensör kabiliyetiyle füze kilitleme ve takip özelliklerine sahip olacakken, Kızılelma F-35’i görmeden F-35 füzelerini Kızılelma’ya kilitleyebilecek ve ateşleyebilecek özelliklere sahiptir. Bu da hava üstünlüğünde çok ciddi bir avantajdır.
Tabii ki hava-hava savaşlarında iki kere iki dört etmez. Geliştireceğiniz hava hava savaşı taktikleri ile F-35’i değişik varyasyonlarda yenmeniz mümkün olabilir. Ben bu konuda Türk Hava Kuvvetlerinin yeteneklerine güveniyorum. Buna bir de pilot dezavantajını koyarsak, bir F-35 karşısına 5 adet Kızılelma ve hatta işletme maliyetini de koyarsak 8 adet Kızılelma ile çıkabiliriz, yani feda edebiliriz. Bir de F-35 gövde içi silah istasyonunda 4 adet hava-hava füzesi taşıyabilirken, Kızılelma 2 adet hava-hava füzesi taşıyor. Yani bir F-35’e 8 tane Kızılelma feda edebileceğimizi düşünürsek, 16 tane hava-hava füzesi ile ciddi bir avantaj elde ediyoruz.
Olaya sadece hava-hava savaşı ile bakmamak da lazım. Sizin diyelim 20 uçaklık F35 filosuyla yapılacak saldırıya karşılık, Bayraktar Kızılelma ile 160 uçaklık (8 filo) bir cevap verilebilir bir esnekliğe kavuşacaksınız. Maliyetler ölçeklendirildiğinde böyle bir eşitlik ortaya çıkıyor. Bu da ürkütücü ve korkutucu bir durum. Tabii bunlar basit matematik. Olayı kavramak için yapılan beyin jimnastiğidir. Hava Kuvvetleri kurmay yapısı, sahip olduğu yetenek ve kabiliyetlerle çok farklı varyasyonlarda savaş oyunu geliştirir. Ukrayna, Rus işgaline savaş başlamadan kim derdi ki 3 yıl direnebilecek? Bizim asker emeklisi birçok komutan da televizyon ekranlarında direnemeyeceğini ifade etmişti. Yapılan yardımların yanında Ukrayna kurmay zekası bu direnişi gösterdi.
F-35’e karşı bizim yakın zamanda en büyük silahımız Bayraktar Kızılelma olacak. Buna 2030’lar gibi Anka-3 de katılırsa, 2030’larda Türkiye ile savaşa girmek çok büyük bir hasarı göze almak anlamına gelir diye düşünüyorum.









