Türkiye’nin savunma sanayinde geldiği aşama asla inkâr edilemez. Savunma sanayinde son on yılda platform bazlı gelişmeler, Türkiye’yi savunma sanayinde birinci lige taşıdı; daha da ileri gidecek. İhracat bazlı baktığımızda ise bu yılı muhtemelen ilk on ülke arasına onuncu olarak kapatacağız. Bu, müthiş bir aşama ve gelişme.
Bir gerçeklik var ki biz hâlâ teknoloji takipçisi bir ülkeyiz; henüz bu yarışta öne geçemedik. Bu yarışta öne geçebilmek için önce bilimsel alana ciddi yatırım yapmamız lazım. O konuda çok çok geride olduğumuzu, akademik camia içinden çıkan seslerden görüyoruz.
Ama şu konuda birinci olduğumuzu söyleyebilirim: İşin edebiyatı, hamaseti ve hatta yalan üzerine kurulu hamaset konusunda. Hamaset bir yere kadar kabul edilebilir; ama yalan ve yanlış bilgi ile yapılan hamaset tiksindirici oluyor.
Türkiye medyası bayağı ilginçleşti; gerçeklikten uzaklık, hayal dünyasında yaşamak bir rutin oldu. Maalesef bu modaya savunma sanayii yorumcuları da katıldı. Tabii ki aklı başında, teknik konulara hâkim bu konunun uzmanlarını tenzih ediyorum. Ama sorun şu ki onların medya görünürlükleri düşük. Onları ancak kısıtlı zamanlarda, kısıtlı mecralardan takip edebiliyorsunuz. Görünür olanlar ise özellikle asker emeklisi TV yorumcuları; verdikleri hayal ötesi mesajlarla insanı şaşkına çeviriyorlar.
Tabii ki örneklemeden bu konu netleşmez. Kızılelma insansız savaş uçağı henüz test aşamalarını bitirmediği halde, üreticisi Selçuk Bayraktar’ın bile imtina ettiği cümleleri TV ve bazı sosyal medya mecralarında görüyoruz. Bu konuda Selçuk Bayraktar’ın, olgunlaştığı zaman –bundan kasıt 2-3 yıl– F-35’e karşı avantajının maliyet etkin olması ile birlikte; insansız olması, sürü saldırısı ve askeri hava hava savaş doktrinleriyle bir F-35’e üstünlük sağlayacağını ifade etmesine karşılık... Burada “bir F-35’e ” ifadesinin üstüne tekrar basmak isterim. TV ve sosyal medya platformlarındaki abartıları şaşkınlıkla izliyoruz. Kızılelma zaman (8-10 yıl) içerisinde mutlaka daha gelişmiş versiyonuna evrilecek, F-35 ile rekabet gücü elde edecek; ama henüz bunun için çok erken. Yüksek irtifa-süper cruise motoru, RAM boya ve DAS-EOTS-IRST sensör füzyonu konusunda ciddi mesafeler katetmesi lazım.
Sadece bu abartı sanatı Kızılelma ile de sınırlı değil; ilk geliştirme aşaması bitmiş blok-1 seviyesindeki daha yeni envantare girmiş, özellikle hava-hava füzelerinde de geçerli. Üreticisi Roketsan, Gökdoğan için 65+ km ifadesini kullanırken bunu alıp 100+ km ve üstüne taşıyan mı dersin, daha başka bir çok anlam yükleyen mi dersin.
Çelik Kubbe ki daha ilk evresinde, sadece subsonik hızlarda hava soluyan hedeflere karşı çözüm önerisi sunarken; bunu süpersonik ve hatta abartıyı da sınır tanımayarak hipersonik balistik füzelere karşı etkin olduğunu söyleyenler bile var. En az 15 batarya gerekirken, daha kabulü yapılan bir batarya ile tüm hava sahamızın düşman unsurlarına kapandığını söyleyenleri mi ararsın; dolu.
Bu abartı, hamaset ve yanlış bilgiye dayanan örnekler onlarca; ben sadece bir kaçını ifade ettim. Tabii ki abartılan ve şimdiki platformlara yüklenen bu özellikler zaman içerisinde kazandırılacak; buna ben de kesinlikle inanıyorum. Bugün yapılan abartılar ancak ve ancak 8-10 yıl içerisinde gerçek olur ümidindeyim. Türk savunma sanayinin sayısal anlamda değil ama kaliteli ürün bazında 8-10 yıl içinde Çin ve ABD düzeyine ulaşacağımıza ve onlarla rekabet edeceğimize inancım tam. Tüm savunma sanayini bir kenara bırakır, sadece insansız sistemler –İHA-SİHA– üzerinden değerlendirme yaparsak zaten Çin ve ABD ile yarışıyoruz.









