Bir seçim sürecine daha girdiğimiz şu günlerde iki ittifaktan söz ediliyor. Cumhur ittifakı ve söylemlere bakıldığında diğer tarafa konulan isim zillet ittifakı.
Kimdir bu zillet ittifakı? Ne yer ne içerler? Nereden geldiler?
Söylenenlere biraz kulak kabarttığımızda sanki bu topraklara dışarıdan gelmiş Güçlü Türkiye’nin bekasını tehlikeye sokmak için varıyla gücüyle çalışan bizden olmayanlar tarafından istila edilmişiz düşüncesine kapılıp paranoyaya doğru kayabiliyoruz. Kendi toprağına ait söylem ve çalışmaları ile muhalefet etme ve seçim mücadelesine katılmaya bile hakları yok. BİZ VE ONLAR! Bu ayrım o kadar sağlıksız bir hal alıyor ki herkes şüpheli herkes sanki vatana ihanet etme yarışında.
Bu milletin seçimle başa getirp değiştirme hakkını yani olağan tercihini yapıp yönetme işini emanet etmesini de sorunlu hale getiriyor. Neden mi? Emaneti yüklenenlerin denetlenebilirliğini, suistimal edenin sorgulanabildiğini, ihmal söz konusu olduğunda edillmesi gereken bir özrü bir istifayı görmek bir yana “Millet Seçimini Sandıkta Yapar.” sözü de bir anlamda anlamsızlaşıyor. Peki milletin seçimini istediği yönde yapmasını sağlayan seçme hakkı da bu söylemlerle buharlaştırılmıyor mu ?
Tek partili dönemden çok partili döneme geçişimiz sancılı olmuştu. Devlet erkanınca kurulan ve farklı söylemler filizlenmeye başladığında yine devlet erkanınca kapatılması yönünde girişimlerin görüldüğü bir dönem… Şu anda o zamanları anımsatan benzer sancılarımız var. Ama tek parti döneminde değiliz.
Seçimlerde en sık duyduğumuz partilere bir göz attığımızda Ak Parti ve Mhp Cumhur İttifakı ismini hala kullanıyor. BBP’de bu ittifakta yer almak istesede başarılı olamadı. Chp ve İyi Parti ittifakı da Cumhur ittifakı gibi il ve ilçelerde farklı adaylarda uzlaşmaya çalışıyor. Saadet Partisi ise tüm il ve ilçelerde aday çıkaran tek parti olduklarını bastıra bastıra ifade etmeye çalışıyor. Bunun zillet ittifakı söylemlerinde sık sık isimlerinin geçmesinin yansıması olduğunu okuyabiliyoruz. Birde tüm seçimin odağında olan ve seçim sonucu partiler açısından negatif yönde etkileme gücü olan birinin diğeriyle özdeşleştirmeye çalıştığı diğerlerinin itina ile uzak durmaya çalıştığı Hdp. Chp, İyi Parti, Saadet Partisi ve Hdp toplanıp bir torbaya koyuluyor ve Cumhur ittifakının ve destekçilerinin taktığı isim ile zillet ittifakı oluyor. Ülkenin sarsılmaz bütünlüğünü tehlikeye atabilecek bir bomba olarak ortamıza bırakılıyor. “Yaklaşmayın,Tehlikelidir!”
Seçimi doğru olmayan yönlendirmelerle kazandığımızda bunu hak olarak ifade edemeyiz. Bunun için seçime giren partilerin yapacakları projeleri ve adayları öne çıkararak seçme hakkını seçmenin sağduyusuna bırakması daha yerinde olacaktır. Farklı inançlarıyla farklı fikirleriyle kozmopolit bir yapıya sahip ülkemizde vatandaşların birbirlerine üstünlüğü olmadığı gibi farklılıkları göz önüne alınmaksızın herkes eşit haklara sahiptir. Seçecekleri kişileri kendi tercihlerine göre yaparak bu kişilerin anayasaya uygun şekilde gerçekleştirilen tüm faaliyetlerini sorgulama ve inceleme haklarına sahiplerdir.
Kendi yaşadığımız Kartal bazında adaylara göz attığımızda bir aday kimimizin yakını, bir aday kimimizin hemşehrisi bir diğeri kimimizin sınıf arkadaşı … Kişi olarak baktığımızda onlar sevdiğimiz saydığımız bizden olan ve bizim gibi Kartal’ın insanları. Oy ile beka arasında bir bağlantı kurmak gerektiğinde eski belediye başkanları ve ekipleri için bir beka sorunu elbet vardır. Makamlara belli süreler için geldiler, iyi veya kötü tarihe not düştüler ve yerlerini yeni seçilmişlere bırakacaklar. Ve önümüzdeki seçimlerde bizler vatandaş olarak kime oy atarsak atalım, insana sadece insan olmasından dolayı değer veren makamlarının hakkını vererek tüm seçmenleri bir bütün olarak gören, dinleyen, iletilen talepler doğrultusunda çalışmalar yapan belediye başkanları görmek istiyoruz ve bence en önemli konu sadece budur.







