Rakamlar Masada, Hayatlar Sokakta
Memur maaşlarına yapılacak zam teklifi, her toplu sözleşme döneminde olduğu gibi yine siyasetin, sendikaların ve milyonlarca çalışanın gözü önünde tartışılıyor. Hükümetin 2026 yılı için %10 + %6, 2027 yılı için %4 + %4 olarak açıkladığı teklif; sadece bir rakamlar dizisi değil, aynı zamanda milyonlarca memur ve emeklinin geleceğinin tablosu.
Sorun şu: Bu rakamlar, enflasyonun altında ezilenlerin alım gücünü yeniden ayağa kaldırmıyor. Kaldı ki TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon ile çarşı-pazardaki enflasyon arasındaki uçurum, artık herkesin cebinde hissettiği bir gerçek. Peki, maaşlar neden bu kadar kritik? Memur maaşı yalnızca memurun geçimi değil; ailesinin, çocuklarının ve yerel ekonominin de can damarı. Üstelik kredi borçlarının ve nakit sıkışıklığının önümüzdeki günlerde daha da artacağı öngörülüyor.
Teklifler Neden ‘Yok Hükmünde’?
Sendikaların ortak söylemi net: “Gerçekçi değil.”
Memur-Sen “yok hükmünde” diyor, KESK “mücadele ederiz” diye meydan okuyor, muhalefet partileri ise “Türkiye’nin gerçekleriyle ilgisi yok” diyerek hükümeti eleştiriyor. Bu farklı ifadeler, tek bir gerçeğe işaret ediyor: Masaya gelen teklif, geçim derdindeki memurun emeklinin mutfağına çare değil.
Düşük zam teklifleri, sadece bir maliye politikası tercihi değil, aynı zamanda bir sosyal politika tercihi. Eğer memur maaşları sürekli enflasyonun gerisinde bırakılırsa, devletin kendi çalışanına verdiği mesaj çok net:
“Geçiminizi, kendi başınıza çözün.”
Bu ise saygı ve güven ortamını, kamu hizmetlerinin kalitesini ve toplumsal adalet duygusunu doğrudan zedeliyor.
Sadece Zam Değil, Adalet İstemi
Kamu çalışanlarının talepleri yalnızca maaş artışı değil; kira yardımı, refah payı, vergi adaleti, ek gösterge gibi yapısal düzenlemelerde içeriyor. Çünkü memur, bir sonraki toplu sözleşme dönemine kadar yaşayacağı ekonomik belirsizliği ortadan kaldırmak istiyor. Ama hükümet farklı nedenlerle beklentileri duymuyor.
"Türkiye ekonomisi büyüyor." Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul - 25 Temmuz 2025
Ülke büyürken refahın tabana yayılmaması ise “Büyüme kimin için?” sorusunu akla getiriyor.
Bugün masada yalnızca rakamlar değil, güven de var.
Teklif sadece bir mali hesap meselesi değil, aynı zamanda ülkenin demokrasi ve sosyal devlet anlayışının da bir göstergesi.
Memurun hakkını vermek, bütçeyi zorlamak değil; adaleti yerine getirmektir.







