“Seçim Barajını Düşürün, Yaşı da Sınırlayın!”
Temsil adaleti için barajları, siyasi dönüşüm için koltukları sorgulamak gerek.
Kimi zaman zihnimden geçen bir konu üzerine düşünürken önce ciddiyetle başlıyorum, sonra kendi kendime gülüyorum. Çünkü hissettiğim şey; Düşüncelerimizin de hayallere dönüştüğü..
Hayata geçmesi gerekebilir ama hayata geçirilme ihtimali çok çok çok düşük...
Yine de yazmaya değer. Mesela diyorum ki:
Seçim barajı mutlaka düşürülmeli. Mecliste temsilin daha adil olması şart. Yüzde 7 gibi hâlâ yüksek bir oran ile seçmenler seçim hakkını tam kullanamıyor; gerçek anlamda birkaç parti bloğu arasında sıkıştırılıyor. Yüzde 3-4 gibi demokratik eşiklere çekildiğinde seçmenlerin mecliste temsili yükselecek. (Avrupa ortalaması: %3 ila %5 arası)
Bence, oy veren milyonların sesini duyamadığımız bir Meclis “milli irade”yi yansıtamıyor.
Milletin içinden Meclis'e doğru değil de,
Seçim çalışmaları kapsamında Meclis'ten milletin yanına çizilen bir rota var.
Temsilin zayıf olduğu yerde, grup başkanlarının sözünden çıkamayan, kimi temsil ettiğini bile anlamadığımız milletvekilleri olur. Önerge sunmamış, bölgesine belki hiç uğramamış, mecliste sessizce oturmuş olanlar…
Ve mesela diyorum ki:
Milletvekilliği için yaş sınırı da olmalı. Alt sınır olduğu gibi üst sınır da kesinlikle olmalı. Hergangi bir ülkenin geleceği isimlere bağlı değildir. Sisteme, çarklarının düzenli işlemesine bağlıdır..
Bir de siyaset artık bir “kariyer” alanı gibi.
10 yıl, 20 yıl, hatta 30 yıl, o çatı altında olmak sorgulanmalı. (ister kesintili ister kesintisiz)
Adil, düzenli bir temsil sistemi oluşturulacaksa; kişilere bağımlılığa değil, işleyen bir mekanizmaya ihtiyaç var. Zaten o noktadayız" diyen var mı, bilmiyorum...
Bu noktada “tecrübe” lafı duyuluyor. Tecrübe denen şey, aktarılması gereken bir birikimdir; koltuğu zapt altına almak değildir. Bir sonraki kuşağın yetişmesini sağlayamayan zanaat olmaz. Yine de bildiğimiz uygulamalar var: danışma kurulu, kanaat önderi, onursal üye... Adına her ne denirse..
Örneğin; tecrübeli, birikimli eski vekiller için “Onursal Üye” statüsü oluşturulsun. Meclis çatısı altında bulunabilirler, komisyonlara fikir verebilirler ama oy kullanmasınlar, yasa teklifi sunmasınlar. Gönüllü iseler dönüşümün arkasında dursunlar ama önünde değil.
Hayal mi?
Belki.
Ama hayal kurmak da, gülmek de serbest...
Sonuçta biz, “olabilecek” limitimizi her geçen gün biraz daha küçültüyoruz.
Düşünüyoruz… sonra gülüyoruz.
Ama yine de yazıyoruz.







