• Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Sağlık
  • Kadın
  • Politika
  • Siyaset
  • Yerel
    TÜM İLLERİSTANBUL
  • İnsan Hakları Kültür-Sanat Spor Çevre Bilim ve Teknoloji Asayiş
  • Ara
SON DAKİKA:
01:45
Tutuklu Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Fırat Durak'tan istifa açıklaması
00:36
Ahmet Şık'tan fon krizine ilişkin Mehmet Şimşek'e soru önergesi: Siyasi ve bürokratik çevrelerin dahli araştırılıyor mu?
00:16
Fon soruşturmasında iki kişi gözaltına alındı
00:10
AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı'ndan SPK paylaşımı: Kurulun görev ve yetkileri anlatıldı
00:06
Köprü ve otoyollara Fransız devi Egis talip
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Sibel Boz
  3. Omurgasızlığa Esneklik Demeyin
Yayınlanma: 21 Nisan 2026 - 17:38

Omurgasızlığa Esneklik Demeyin

21 Nisan 2026 - 17:38
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Sibel Boz
Sibel Boz
sibellboz@hotmail.com
Soru İşaretleriyle...

Bir radyoda konuşmacının biri, “Su gibi olmalısın; bulunduğun kabın şeklini alırsan her yere uyum sağlarsın” diyordu. İlk bakışta kulağa hoş geliyor. Esneklik, uyum, çatışmadan kaçınma, şartlara göre davranabilme… Fakat biraz durup düşününce, insanın her kaba göre şekil almasının her zaman bir erdem olmadığını fark ediyoruz.

Çünkü her uyum, karakter değildir. Her esneklik, bilgelik değildir. Bazen “şekil almak”, yalnızca omurgasızlığın daha zarif söylenişidir.

Doğayı dört temel unsurla anlatırız: su, hava, ateş ve toprak. Su akar, bulunduğu yeri doldurur; hava hafiftir, görünmez ama etkisini hissettirir; ateş parıldar, ısıtır ama aynı zamanda yakar. Toprak ise başka bir şeydir. Toprak ağırdır, taşıyıcıdır, örtücüdür, sabırlıdır, üretkendir. Tohumu bağrına basar, bekler, büyütür, olgunlaştırır. Öleni örter, diriyi besler. İnsanın karnını doyurur, medeniyetleri üzerinde taşır. Ve belki de bu yüzden, insanın yaratılışını anlamak için en güçlü sembollerden biri topraktır.

Kutsal anlatılarda insanın topraktan yaratıldığı vurgusu boşuna değildir. Toprak burada sadece bir madde değil; kök, aidiyet, sorumluluk ve fanilik bilgisidir. İnsana hem nereden geldiğini hem de nereye döneceğini hatırlatır. Bu yüzden toprağın dili, suyun dilinden daha derindir. Su şekil alır; toprak ise şekil verir. Su akar; toprak tutar. Su uyum sağlar; toprak karakter kurar.

Hakikate Değil Ortama Uyan İnsan

Bugün toplumda en büyük sorunlardan biri, “uyumlu insan” ile “ilkeli insan” arasındaki farkın unutulmuş olmasıdır. Birçok kişi bulunduğu ortama göre konuşuyor, bulunduğu masaya göre düşünüyor, bulunduğu kalabalığa göre tavır alıyor. Dün başka bir söz söyleyen, bugün başka bir sözü savunabiliyor. Siyasette böyle, sosyal hayatta böyle, gündelik ilişkilerde böyle. İnsanlar çoğu zaman hakikate göre değil, ortama göre pozisyon alıyor. Buna esneklik deniyor. Oysa bazen adı düpedüz ilkesizliktir.

Su gibi olmak, eğer hakikati koruyarak zarafet göstermekse elbette kıymetlidir. Fakat bulunduğu kaba göre karakter değiştirmek, güçlüye göre eğilmek, menfaate göre şekil almak, kalabalığa göre düşünmek, kişiyi erdemli yapmaz. Herkesin yanında başka biri olan insanın, sonunda kendi içinde sabit kalan bir özü de kalmaz.

İnsan hava gibi de olmamalı. Hava hafiftir; dokunulmaz, tutulmaz, kolay dağılır. Ateş gibi de olmamalı. Ateş dikkat çeker, parlaktır ama çoğu zaman yıkıcıdır; sadece kendini gösterir. Oysa insan, toprak gibi olmalı. Ağırlığı olmalı. Sustuğunda bile bir anlamı, konuştuğunda bir ölçüsü olmalı. Örtmeyi bilmeli; kusuru yaymak yerine onarmayı seçmeli. Üretmeli; bulunduğu yere sadece ses değil değer katmalı. Verimli olmalı; kendisinden sonrakine hayat bırakmalı.

Toprağın en büyük öğretisi üretkenlik kadar sadakattir de. Toprak ihanet etmez. İçine bırakılan tohumu taşıyabildiği kadar büyütür. Sabırlıdır. Acele etmez. Gösteriş sevmez. Gökten gelen suyla birleştiğinde hayat verir. Yani toprak, tek başına sert bir katılık değil; ilkeli bir verimliliktir.

Aidiyet Kalabalığa Değil, Hakikate Olmalı

Belki insan için de asıl ideal budur: değişen dünyaya körleşmeden bakmak ama özünü kaybetmeden yaşamak. Çünkü doğru, önce dışarıda değil içeride kaybedilir.

İnsanın bir gruba, bir kalabalığa, bir partiye ya da bir ideolojiye aidiyetinden önce; bir etik örüntüye, bir ahlak öğretisine, bir vicdan düzenine bağlı olması gerekir. Din, ahlak ve bilim birbirinin alternatifi değil; insanın hakikat arayışında farklı sütunlardır. İnsan her meseleyi önce kimliğinin temelinden, vicdanının merkezinden, inancının veya aklının sahih ölçüsünden geçirmelidir. Eğer insanın içinde sabit bir doğru merkezi yoksa, dışarıdaki her ses onu başka yöne çeker.

Burada dürüstlük meselesi ayrı bir önem kazanıyor. Dürüstlük, sadece yalan söylememek değildir. Dürüstlük; niyet, söz ve eylem arasındaki uyumdur. İnsan, çıkarına ters düşse de inandığı şeyin arkasında durabiliyorsa dürüsttür. Kalabalık istiyor diye eğilmiyorsa, işine geldi diye gerçeği bükmüyorsa dürüsttür. Bugün en büyük aşınma da burada yaşanıyor.

İnsanlar doğrunun yanında durmaktan çok, güçlü olanın yanında durmaya alışıyor. Hakikati savunmak yerine, ortamı kolluyor. Vicdanı değil, sonucu hesaplıyor.

Oysa doğru yolu izleyen insan kaybolmaz. Zorlanır, yalnızlaşır, bedel öder; ama kaybolmaz. Kaybolanlar, her döneme göre yüz değiştirenlerdir. Çünkü insanı ayakta tutan şey çeviklik değil, merkezdir. O merkez bazen iman olur, bazen ahlak, bazen ilke, bazen bilimsel dürüstlük; ama mutlaka içten gelen bir sadakat olmak zorundadır.

Su gibi değil, toprak gibi olmalı insan

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, su gibi her şekle giren insanlar değil; toprak gibi güven veren insanlar. Üzerinde söz yetişen, emek büyüyen, adalet filizlenen insanlar. Çünkü toplumlar parlayanlardan çok taşıyanlarla ayakta kalır. Gürültü çıkaranlarla değil, kök salanlarla güçlenir.

Belki bu yüzden mesele, “hangi kaba uyum sağladığın” değil; “hangi hakikatin üzerinde durduğun” meselesidir.

İnsan su gibi akışkan olabilir ama toprak gibi bir özü, bir ağırlığı, bir ahlakı yoksa; sonunda her yere uyum sağlar ama hiçbir yere ait olamaz.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Milletvekilinin yüzü kime dönük? - 29 Ağustos 2026
  • Çerçeve Yasa, Seçici Adalet ve Açıklanmayan Yol: Bu Demokrasi mi? - 06 Ağustos 2026
  • Umutsuzluktan Yeni Bir İhtimale: YENİ Parti Gerçekten Yeni Olabilir mi? - 25 Temmuz 2026
  • Sandıktan Çıkan İrade, Sandıktan Sonra Ne Oluyor? - 23 Haziran 2026
  • Yeter Artık: Sandığı Yenenler, Sandıktan Korkanlar - 31 Mayıs 2026
  • İstanbul'da Emeklilik: Kombiyi Kısarak Geçen Bir "İkinci Bahar" - 02 Mayıs 2026
  • Siyasette "Ara Seçim" Bilmecesi: 30 Vekil İstifası Erken Seçimi Getirir mi? - 23 Nisan 2026
  • Her gün operasyonla uyanmak, her gün adalete uyanmak değildir - 20 Nisan 2026
  • Kurşun Sesi En Son Aşamadır: Çürüme Evimizin İçinde - 17 Nisan 2026
  • Adalet Seçmeli Olmaz: İran Zayıflarsa Ne Olur? - 02 Mart 2026
  • Sessizlikte Yeniden Başlayan İnsanlık - 25 Ocak 2026
  • Düşünmekten Emekli Olan İnsan: Direksiyonda Kim Var? - 17 Ocak 2026
  • Yavaş Alıştırma Süreci: İmralı Kararının İki Yüzü Ve Gizli Ajandası - 23 Kasım 2025
  • Masumiyetin Yargısı: Kim Temiz Kalabildi? - 18 Ekim 2025
  • Bir Günde Medya Dünyası Sarsıldı: Can Holding Operasyonu ve Ardındaki Gerçekler - 11 Eylül 2025
  • Rakamlar Masada , Hayatlar Sokakta - 13 Ağustos 2025
  • "Seçim Barajını Düşürün, Yaşı da Sınırlayın!" - 05 Ağustos 2025
  • Kaptan Saadet, Rotasını Gazze'ye Çizdi - 03 Ağustos 2025
  • Terörsüz Türkiye: Merdiven Nereye Çıkıyor? - 17 Temmuz 2025
  • Terörsüz Türkiye Söylemi: Sessizlik mi, Barış mı? - 15 Temmuz 2025
  • 1
  • 2
  • 3
Çok Okunan Haberler
20 Eylül’de Beykoz’da hangi yollar kapanacak? L’Étape Türkiye için trafik düzenlemesi
20 Eylül’de Beykoz’da hangi yollar kapanacak? L’Étape Türkiye...
Lüks yaşam vergi radarında: 16 bin 307 yüksek gelirli mükellef gözetimde
Lüks yaşam vergi radarında: 16 bin 307 yüksek gelirli mükellef gözetimde
Babacan ve Ağıralioğlu'ndan Öcalan'a
Babacan ve Ağıralioğlu'ndan Öcalan'a "villa" tartışmasına tepki:...
İBB'den öğrencilere yeni destek paketi: Kırtasiye, kıyafet, beslenme ve 1 TL abonman
İBB'den öğrencilere yeni destek paketi: Kırtasiye, kıyafet, beslenme...
Aynı hastalık, farklı belirtiler: IBS neden herkeste başka türlü ortaya çıkıyor?
Aynı hastalık, farklı belirtiler: IBS neden herkeste başka türlü...
Iğdır'da mikrodalga fırın patladı, apartman dairesinde yangın çıktı
Iğdır'da mikrodalga fırın patladı, apartman dairesinde yangın çıktı
ABD'den Suudi Arabistan'a 48 F-35 onayı: İran, İsrail ve Çin denkleminde ne değişecek?
ABD'den Suudi Arabistan'a 48 F-35 onayı: İran, İsrail ve Çin denkleminde...
Ana Sayfa
Gündem
Dünya
Ekonomi
Eğitim
Sağlık
Kadın
Politika
Siyaset
Yerel
İnsan Hakları
Kültür-Sanat
Spor
Çevre
Bilim ve Teknoloji
Asayiş
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.