ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’a
48 adet F-35A Lightning II savaş uçağı ve 49 Pratt & Whitney F135 motorunu kapsayan tahmini
24,3 milyar dolarlık olası satışa onay verdi.Pakette uçak ve motorların yanı sıra haberleşme sistemleri, eğitim, yedek parçalar ve çeşitli destek ekipmanları bulunuyor. Ancak karar satışın tamamlandığı anlamına gelmiyor. Anlaşma Kongre incelemesinden geçecek ve fiyat ile miktarlar nihai müzakerelerde değişebilecek.
Neden şimdi?
F-35 kararının zamanlaması, Suudi Arabistan’ın yeniden bölgesel çatışmanın merkezine çekildiği bir döneme denk geldi.
İran destekli Husilerin Yemen’deki ilerleyişi ve Suudi toprakları ile enerji altyapısına yönelik füze ve İHA saldırıları Riyad üzerindeki askeri baskıyı artırdı.Reuters’a göre Suudi Arabistan’ın desteklediği Yemenli güçlerin bazı bölgelerde geri çekilmesi, Husilerin Kızıldeniz kıyısında stratejik alanları ele geçirmesine yol açtı. Gelişmeler, İran’ın hem Hürmüz Boğazı hem de Bab el-Mendeb çevresindeki nüfuzunu artırabileceği yönünde değerlendirmelere neden oldu.Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bu ay
ABD Başkanı Donald Trump’tan Husilere karşı askeri yardım istediği de Reuters tarafından bildirildi.Washington doğrudan saldırı gerçekleştirmeyi kabul etmedi ancak Suudi Arabistan’a istihbarat paylaşımı ve hedefleme desteği sağlamayı teklif etti.Bu nedenle
F-35 kararını yalnızca uzun süredir devam eden bir satın alma talebinin sonucu olarak değil, Riyad’ın Amerikan güvenlik şemsiyesine duyduğu ihtiyacın yeniden görünür hale geldiği bir dönemin parçası olarak okumak mümkün.
F-35 mevcut savaşı değiştirecek mi?
Kısa vadede hayır.
Dışişleri Bakanlığı’nın onayı Suudi Arabistan’a 48 uçağın hemen teslim edileceği anlamına gelmiyor. Kongre incelemesi, sözleşme müzakereleri, üretim, altyapı hazırlıkları, pilot eğitimi ve operasyonel hazırlık süreci nedeniyle F-35 filosunun aktif hale gelmesi yıllar alabilir.Dolayısıyla Suudi Arabistan’ın bugün Husilerle veya
İran bağlantılı güçlerle yaşadığı çatışmada bu uçakların doğrudan bir etkisi olmayacak.Kararın asıl önemi
orta ve uzun vadeli askeri kapasitede ortaya çıkıyor.
Suudi hava kuvvetleri ne kazanacak?
Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri halihazırda gelişmiş F-15 ve Eurofighter Typhoon uçaklarına sahip.F-35 ise düşük radar görünürlüğü, gelişmiş sensörler, sensör füzyonu ve ağ merkezli savaş kabiliyeti nedeniyle farklı bir kategoriye giriyor.ABD Dışişleri Bakanlığı satışın Suudi Arabistan’ın mevcut ve gelecekteki tehditleri caydırma, ülke savunmasını güçlendirme ve hava-hava ile hava-yer öz savunma kapasitesini artırma amacına hizmet edeceğini belirtiyor.Bu, özellikle İran gibi güçlü hava savunmasına ve füze kapasitesine sahip bir rakibe karşı önem taşıyor.Ancak 48 F-35’in varlığı tek başına Suudi Arabistan’a otomatik hava üstünlüğü sağlamıyor. F-35’in etkinliği; pilot eğitimi, tanker uçakları, elektronik harp, istihbarat, görev planlaması, mühimmat ve hava savunma ağıyla entegrasyon gibi birçok unsurla birlikte değerlendiriliyor.
Suudi Arabistan’ın son savaş tecrübesi neden önemli?
F-35 kararından yalnızca bir gün önce Reuters’ın yayımladığı analiz, Riyad’ın Yemen’de önemli bir güvenlik problemiyle karşılaştığını ortaya koydu.
Habere göre Husiler yaklaşık 100 bin kişilik kuvveti Suudi destekli unsurlar tarafından fark edilmeden harekete geçirebildi ve Kızıldeniz kıyısında önemli bölgeler ele geçirdi. Reuters’a konuşan uzmanlar bunu Suudi istihbaratı ve askeri planlaması açısından ciddi bir zafiyet olarak değerlendirdi.Bu tablo F-35 konusunda önemli bir noktayı da ortaya çıkarıyor:
Yeni savaş uçakları tek başına istihbarat, komuta-kontrol ve operasyon planlamasındaki eksikleri çözmüyor.F-35’in
Suudi Arabistan açısından gerçek askeri değeri, uçağın daha geniş bir istihbarat ve hava savunma sistemine ne kadar başarılı entegre edileceğine bağlı olacak.
İsrail için en kritik soru: Niteliksel askeri üstünlük
Suudi F-35 satışındaki en hassas konulardan biri İsrail’in
Qualitative Military Edge (QME) olarak tanımlanan niteliksel askeri üstünlüğü.İsrail, Ortadoğu’da F-35 kullanan tek ülke ve kendi uyarlaması olan
F-35I Adir filosuna sahip.
ABD mevzuatı da Washington’ın Ortadoğu’daki büyük silah satışlarında İsrail’in niteliksel askeri üstünlüğünün korunmasını dikkate almasını gerektiriyor.
ABD yönetimi resmi satış bildiriminde Suudi F-35 paketinin
“bölgedeki askeri dengeyi değiştirmeyeceğini” savunuyor.İsrail tarafındaki bazı askeri uzmanlar ise daha ihtiyatlı.Jerusalem Institute for Strategy and Security Direktörü ve emekli Tuğgeneral
Yosef Kuperwasser, Suudi Arabistan’ın F-35 edinmesinin İsrail’in niteliksel üstünlüğünü aşındırabileceğini ancak aradaki farkı tamamen kapatmayacağını değerlendiriyor.Kuperwasser’a göre İsrail’in komuta-kontrol sistemleri, elektronik harp kabiliyeti, İsrail’e özgü teknolojileri ve F-35’i kullanma konusundaki operasyonel deneyimi önemli avantajlar olarak kalacak.
F-35I ile Suudi F-35A aynı olmayabilir
İsrail’in kullandığı F-35I, standart F-35A’dan bazı yönleriyle ayrılıyor.The War Zone’un analizine göre İsrail, kendi elektronik harp ve görev sistemlerini F-35 filosuna entegre etme konusunda diğer kullanıcılardan daha geniş hareket alanına sahip.Suudi Arabistan’a verilmesi planlanan uçakların ise standart F-35A konfigürasyonuna daha yakın olması ve bazı ileri kabiliyetlerin sınırlandırılması ihtimali bulunuyor.Washington böyle bir konfigürasyon farkını İsrail’in QME’sinin korunmasının araçlarından biri olarak kullanabilir.Ancak satış gerçekleşirse İsrail’in
bölgedeki F-35 tekelinin sona erecek olması yine de stratejik açıdan önemli bir değişiklik olacak.
İran açısından denklem nasıl değişebilir?
Suudi Arabistan’ın F-35 sahibi olması İran’a karşı doğrudan bir saldırı kararı anlamına gelmiyor.Ancak Riyad’ın görünmeden hedeflere yaklaşabilen, gelişmiş elektronik sensörlerle istihbarat toplayabilen ve diğer uçaklara veri aktarabilen beşinci nesil bir platform edinmesi İran’ın hava savunma planlamasını daha karmaşık hale getirebilir.Bu özellikle mevcut bölgesel savaş ortamında önem taşıyor.Reuters, Husilerin son ilerleyişlerinin İran’ın bölgesel konumunu güçlendirdiğini ve Tahran’ın bağlantılı güçler üzerinden Hürmüz ile Bab el-Mendeb gibi iki kritik deniz geçişinde etkisini artırabileceğini belirtiyor.Dolayısıyla Riyad açısından F-35 yalnızca bir savaş uçağı alımı değil, İran’ın füze, İHA ve bölgesel vekil güçlere dayalı caydırıcılık modeline karşı uzun vadeli hava gücü yatırımı olarak da görülebilir.
Çin faktörü neden Washington’ı endişelendiriyor?
Satışın belki de en karmaşık ayağı Çin.Breaking Defense’ın aktardığına göre ABD istihbaratındaki bazı değerlendirmelerde, Suudi Arabistan’a F-35 verilmesinin uçağa ait hassas teknolojilerin
Çin tarafından ele geçirilmesi ihtimaline yönelik endişeler dile getiriliyor.Bu risk özellikle Suudi Arabistan’ın Çin ile askeri, teknolojik ve telekomünikasyon alanlarındaki ilişkileri nedeniyle tartışılıyor.F-35 yalnızca bir savaş uçağı değil.Uçağın radar emici teknolojileri, sensörleri, elektronik harp sistemi, görev bilgisayarları, yazılımı ve veri bağlantıları ABD’nin en hassas askeri teknolojileri arasında bulunuyor.Washington açısından sorun Riyad’ın bu teknolojileri Çin’e bilinçli olarak aktarmasından çok, Çin istihbaratının Suudi altyapısı ve teknolojik bağlantıları üzerinden bu sistemlere erişmeye çalışması ihtimali.
BAE örneği hâlâ hafızalarda
Bu kaygının geçmişte bir örneği var.ABD ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında planlanan F-35 anlaşması da Abu Dabi’nin Çin ile teknoloji ve güvenlik ilişkileri nedeniyle ciddi sorunlarla karşılaşmıştı.Washington’ın özellikle Çinli Huawei’nin telekomünikasyon altyapısındaki rolünden duyduğu rahatsızlık, anlaşmanın ilerlemesini zorlaştıran faktörlerden biri olmuştu.Bu nedenle Suudi Arabistan’ın F-35 edinmesi halinde ABD’nin uçakların konuşlandırılacağı üslerden iletişim altyapısına kadar geniş kapsamlı güvenlik şartları getirmesi beklenebilir.
24,3 milyar dolar neden bu kadar yüksek?
48 uçak için açıklanan
24,3 milyar dolarlık tahmini paket ilk bakışta uçak başına çok yüksek bir rakam ortaya çıkarıyor.Ancak bu rakam yalnızca uçakların çıplak satın alma fiyatını ifade etmiyor.Pakette 49 motor, haberleşme sistemleri, yedek parçalar, eğitim, altyapı, teknik destek ve lojistik gibi uzun vadeli unsurlar da bulunuyor. Ayrıca ABD’nin yabancı askeri satış bildirimlerinde açıklanan rakamlar genellikle anlaşmanın azami tahmini değerini gösteriyor; nihai sözleşme daha düşük olabilir.Bu nedenle 24,3 milyar doları 48’e bölerek “bir F-35 yaklaşık 500 milyon dolar” sonucuna ulaşmak doğru değil.
Suudi Arabistan ABD’ye daha mı fazla bağlanıyor?
F-35’in başka bir stratejik özelliği de uzun vadeli bağımlılık yaratması.Uçakların çalışabilmesi için sürekli yazılım, yedek parça, bakım, eğitim ve lojistik desteği gerekiyor.The War Zone, Suudi hava kuvvetlerinin mevcut savaş uçaklarında dahi önemli ölçüde yabancı teknik desteğe ihtiyaç duyduğunu ve F-35’lerin Amerikan destek ekosistemi olmadan uzun süre işletilmesinin zor olacağını belirtiyor.Bu açıdan bakıldığında F-35 satışı yalnızca Riyad’a yeni askeri kapasite vermiyor; Suudi hava kuvvetlerini
on yıllar boyunca Amerikan savunma ve teknoloji altyapısına bağlayabilecek bir ilişki yaratıyor.
Washington-Riyad ilişkilerinde daha büyük paket
F-35 anlaşması tek başına gerçekleşen bir savunma kararı da değil.CSIS analistleri Michael Ratney ve Abdullah Alhenaki, Suudi Arabistan’ın 2025’ten itibaren ABD ile güvenlik ilişkisini önemli ölçüde geliştirdiğine dikkat çekiyor.Riyad; ABD tarafından “Major Non-NATO Ally” statüsü verilmesi, yeni bir stratejik savunma anlaşması ve F-35 taahhüdü gibi kazanımlar elde etti.CSIS’e göre bu ilişki Suudi Arabistan’ın uzun süredir istediği daha güçlü Amerikan güvenlik güvencelerinin parçası.Ancak İran savaşı sırasında Washington ile Riyad arasındaki koordinasyona ilişkin sorunlar, Suudilerin Amerikan güvenlik taahhütlerine dair beklentilerinin tam olarak karşılanıp karşılanmadığı tartışmasını da beraberinde getirdi.
İsrail’le normalleşme şartı olmadan ilerlemesi dikkat çekiyor
F-35 meselesinin siyasi açıdan dikkat çeken başka bir tarafı da İsrail-Suudi normalleşmesi.Önceki ABD yönetimi döneminde Riyad’ın gelişmiş silahlara erişiminin
İsrail ile normalleşme paketiyle ilişkilendirilmesi tartışılmıştı.Reuters’a göre mevcut süreç ise Suudi Arabistan ile İsrail arasında diplomatik normalleşme sağlanmadan ilerliyor.Bu durum Washington’ın Suudi Arabistan ile güvenlik ilişkisini İsrail-Suudi normalleşmesinden daha bağımsız biçimde ele almaya başladığı yönündeki tartışmaları güçlendiriyor.
Kongre son sözü söylemiş değil
Dışişleri Bakanlığı’nın onayı önemli bir eşik olsa da süreç tamamlanmış değil.Satışın Kongre’de
30 günlük inceleme süreci bulunuyor ve Amerikan milletvekilleri anlaşmayı engellemeye yönelik girişimde bulunabilir.F-35 satışı geçmişten beri Suudi Arabistan’ın insan hakları sicili, İsrail’in askeri üstünlüğü ve Çin bağlantıları nedeniyle Kongre’de tartışmalı konulardan biri oldu.Bu nedenle bugünkü gelişmeyi “48 F-35 Suudi Arabistan’a satıldı” şeklinde değil,
“ABD yönetimi olası satışa onay verdi ve süreç Kongre aşamasına geçti” şeklinde ifade etmek daha doğru.
Ortadoğu’da yeni bir hava gücü dengesi mi?
Satış nihai olarak gerçekleşir ve Suudi Arabistan filosunu operasyonel hale getirirse bölgede önemli bir ilk yaşanacak.İsrail dışında bir başka Ortadoğu ülkesi, modern beşinci nesil Amerikan savaş uçağına sahip olacak.Ancak bu durumun askeri denge üzerindeki etkisi yalnızca uçak sayısıyla ölçülemeyecek.İsrail’in F-35I filosundaki operasyonel deneyimi, kendi elektronik harp sistemleri, istihbarat ağı ve savaş tecrübesi önemli avantajlar olmaya devam edecek. Suudi Arabistan ise F-35’i mevcut F-15 ve Typhoon filosu, hava savunma ağı ve Amerikan istihbarat sistemleriyle ne kadar başarılı bütünleştirebildiğine bağlı olarak yeni kapasitesinden faydalanabilecek.Dolayısıyla 48 F-35 kararı Ortadoğu’daki askeri dengeyi bir gecede değiştirmiyor.Ancak
İran’ın bölgesel baskısının arttığı, İsrail’in hava üstünlüğünün tartışıldığı, Çin’in Körfez’deki etkisinin büyüdüğü ve Suudi Arabistan’ın Amerikan güvenlik desteğine yeniden ihtiyaç duyduğu bir dönemde alınması, anlaşmayı sıradan bir savaş uçağı satışının çok ötesine taşıyor.Asıl soru artık Suudi Arabistan’ın F-35 alıp almayacağından çok,
Washington’ın aynı anda Riyad’ı güçlendirirken İsrail’in niteliksel üstünlüğünü ve F-35’in en hassas teknolojilerini Çin’den nasıl koruyacağı olacak.Karşı Sav Haber Merkezi