Hayatımız boyunca kaç kez kayboluruz? Genellikle adresleri karıştırdığımızda, bilmediğimiz şehrin sokaklarında izimizi kaybettiğimizde “kayboldum” deriz. Oysa en derin kayboluşlar, hiçbir yere gitmediğimiz, olduğumuz yerde çakılı kaldığımız anlarda yaşanır. İçimizdeki pusulanın ibresi delice dönmeye başladığında, yön duygumuz yerini koca bir sessizliğe bıraktığında anlarız. Asıl kayboluş, kendi içimizde gerçekleşendir.
Kaybolmuşluk hissi, ilk bakışta karanlık ve ürkütücü bir tekinsizlik taşır. Bildiğimiz doğrular, geleceğe dair planlar ve “kim olduğumuza” dair inşa ettiğimiz o sağlam kale bir anda un ufak olur. Dün bizi heyecanlandıran şeyler bugün anlamsızlaşır; adımlarımız boşa düşer, bakışlarımız boşluğa takılır. Sanki herkes hayatın ritmini yakalamış, kendi şarkısını söylerken biz müziğin ritmini kaybetmişizdir.
Bulunmanın Ön Koşulu: Kaybolmak
Peki, bu durum gerçekten yenilgi midir?
Belki de bize öğretilen en büyük yanılgı, her an nerede olduğumuzu ve nereye gitmekte olduğumuzu bilmek zorunda olduğumuz fikridir. Oysa doğaya baktığımızda, tohumun toprağın altında karanlıkta kaldığı o kayıp zaman olmasa hiçbir zaman filizlenip gün ışığına çıkamayacağını görürüz. Kaybolmak; eski ezberlerin, bize ait olmayan beklentilerin ve artık taşımakta zorlandığımız rollerin dökülme sürecidir.
Kaybolmak, yeni yol aramaya başlamanın ilk şartıdır. Zira nerede olduğunu tam olarak bilen biri, asla yeni patika açma ihtiyacı duymaz.
İçimizdeki Sis Dağılırken
Bu yüzden kaybolmuşluk hissiyle karşılaştığımızda, ondan kaçmak ya da panikle ilk gördüğümüz yola sapmak yerine bir anlığına durup sisin içinde beklemeyi öğrenmeliyiz. Sis, sonsuza kadar sürmez. Sadece görüş alanımızı daraltarak bize şunu fısıldar: “Uzağa bakmayı bırak, önce bastığın yere ve kendi içine odaklan.”
Nihayetinde insan, kaybola kaybola kendini bulur. Yolunu kaybetmek, kendini yeniden keşfetmenin; yanlış sapaklar ise doğru durağa varmanın gizli parçasıdır. Eğer şu an kendimizi derin belirsizliğin ortasında kaybolmuş hissediyorsak, belki de hikâyemizin en heyecanlı bölümüne, “yeniden başlama” aşamasına gelmişizdir.
Şimdi sadece derin nefes alalım ve hatırlayalım: Kaybolmak, arayışın başladığının kanıtıdır.
Esin Kara







