Hayatın karmaşası içinde akıp giderken, bazen öyle anlara denk geliriz ki içimizdeki rasyonel, her şeyi mantık süzgecinden geçiren ses birden susar. İki eski dostun dünyanın öbür ucundaki tenha bir sokakta karşılaşıvermesi; tam çıkmaza girdiğimizde, sayfalarını yeni açtığımız bir kitaptan yüzümüze çarpan can simidi cümle... Dünya buna “tesadüf” deyip geçmeyi sever. Oysa Doğu’nun kalbiyle bakanlar, bu düğümlere çok daha zarif bir isim verirler: Tevafuk.
Kelime anlamıyla birbirine denk gelme, durma, duraklama demektir. Ancak kavramsal derinliğinde, ardında ilahi kasıt, gizli senaryo ve muazzam uyum barındırır. Tesadüf, içinde başıboşluğu ve kör şansı çağrıştırırken; tevafuk, evrendeki hiçbir şeyin başıboş olmadığının, her şeyin milimetrik hesapla birbirine bağlandığının ilanıdır. Kaos gibi görünen tablonun arkasındaki gizli ressamın fırça darbesidir.
Zamanın ve Mekânın İnce İşçiliği
İnsan aklı doğrusal çizgide ilerler: Dün, bugün ve yarın. Oysa tevafuk anlarında zaman bükülür, mekân daralır. Sanki görünmez bir el, iki farklı hayat hikâyesini alır, tam olması gereken o tek saniyede, tek bir noktada kesiştirir.
“Kâinatta tesadüfe tesadüf etmek imkânsızdır.”
Bu bilinçle bakıldığında hayat, yapboz oyununa dönüşür. Yolda karşılaştığımız zorluklar, kaçırdığımız otobüs yüzünden tanıştığımız yeni bir insan, hatta bazen uğradığımız haksızlık bile gelecekteki büyük hayrın kapısını aralayan tevafuk zincirinin birer halkasıdır. Bizler sadece önümüzdeki tek kareyi görebiliriz, oysa tevafuk bize filmin bütününün muazzam bir yönetmen tarafından yönetildiğini fısıldar.
Hayatı Tevafuk Gözlüğüyle Okumak
Modern dünya, bizi her şeyi kontrol edebileceğimize inandırdı. Planlar yapıyor, ajandalar tutuyor, hayatı katı kurallarla yönetmeye çalışıyoruz. Bu yüzden en ufak sapmada öfkeleniyor, şanssızlığımıza hayıflanıyoruz. Oysa hayatı bir de tevafuk gözlüğüyle okumayı denesek:
Tesadüf der ki: “Yine işim ters gitti, şansım yok.”
Tevafuk der ki: “Burada durmam ve görmem gereken bir şey var. Bu gecikme beni bilmediğim bir tehlikeden koruyor ya da başka bir güzelliğe hazırlıyor.”
Bu bakış açısı ruhumuza muazzam bir hafiflik ve teslimiyet getirir. Olayların arkasındaki ince nakışı fark edersek hayata karşı öfke duymayı bırakır, merakla ve hürmetle izlemeye başlarız.
Hayat, tesadüflerin savurduğu kuru yaprak olmak ile tevafukun kanatlarında uçan kuş olmak arasında yaptığımız seçimden ibarettir. Gözlerimizi kör tesadüfün karanlığından tevafukun aydınlık nizamına çevirdiğimizde göreceğiz ki bu dünyada hiçbir şey yalnız değil, hiçbir şey başıboş değil. Ve en önemlisi, sen tam da şu an olman gereken yerdesin.
Esin Kara







