Kusursuzluk hayali ile donatılmış ama kırılganlıkla mühürlenmişiz. Doğduğumuz andan itibaren eksiklerimizi kapamaya, eksiklerimizi saklamaya ve dünyaya güçlü profil çizmeye çabalarız. Oysa hayat, her birimizin cebine doğuştan ya da zamanla farklı biçimlerde fırlatılmış birer "handikap" bırakır. Kimimiz için bu bedenseldir, kimimiz için çocuklukta alınan ruhsal yara, kimimiz içinse imkânların yetersizliğidir.
Handikap sözcüğü, kökeni itibarıyla at yarışlarında dengeli rekabet oluşturmak amacıyla atlara yüklenen ek ağırlıkları ifade eder. Hayatın içinde de tamamen böyle rol oynar. Bizi yavaşlatan, adımlarımızı zorlaştıran ya da yarışa birkaç adım geride başlamamıza neden olan her şey handikaptır. Ancak asıl mesele, yükün ağırlığında değil; o yükle nasıl koştuğumuzda gizlidir.
Çoğu zaman zayıflıklarımızı utanç kaynağı ya da yenilgi gerekçesi olarak görme eğilimindeyiz. "Eğer şu eksikliğim olmasaydı her şey çok farklı olurdu" cümlesi, kendimize kurduğumuz en konforlu tuzaktır. Handikabı engel olarak kabul ettiğimiz an, potansiyelimizi o engelin arkasına hapsederiz. Oysa tarih ve gündelik hayat, en büyük başarıların üzerine inşa edildiğine şahittir. Bir ressamın görme yetisini kaybetmesine rağmen renkleri zihninde yaşatması veya konuşma güçlüğü çeken birinin kelimelerin en derin anlamlarını kâğıda dökmesi tesadüf değildir. Eksik olan şey, insanı başka türlü derinleşmeye ve daha güçlü direnç geliştirmeye zorlar.
Eksikliğe sahip olmak, onu mazeret yapmayı gerektirmez. Pürüzsüz yolda yürümek kimseyi usta yürüyücü yapmaz; asıl kaslar, engebeli patikalarda tırmanırken gelişir. Handikaplarımız, sınır çizgilerimiz değil; karakterimizin şekillendiği, sabrımızın ve azmimizin sınandığı nirengi noktalarıdır.
Kusursuzluk yanılsamadan ibaretken, eksiklerimizi kabullenmek ve onlarla barışmak gerçek özgürlüktür. Hayatın bize yüklediği ağırlıklar bizi durdurmak için değil, yere daha sağlam basmamız içindir. Günün sonunda bizi biz yapan, sahip olduğumuz avantajlar değil, göğüslediğimiz handikaplara rağmen sergilediğimiz dik duruştur.
Esin Kara







