Ailem Güvende” adıyla yürütülen geniş çaplı soruşturmalarda yeni bir aşamaya geçildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesindeki operasyonda gözaltına alınan 18 şüpheliden 16’sı tutuklandı, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Hakkında gözaltı kararı bulunan 6 kişinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.
İzmir Başsavcılığı, soruşturmanın sosyal medya paylaşımları üzerinden “müstehcenlik” ile “fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” suçlarının işlendiği iddiaları kapsamında yürütüldüğünü açıkladı. Tutuklama kararları soruşturmanın sürdüğü aşamada verildi; şüpheliler hakkındaki suçlamalar henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü niteliğinde değil.
Operasyonun genelinde ise tablo çok daha geniş. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli soruşturmalar toplam 15 ili kapsıyor. Şimdiye kadar 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldı.
Hükümet: “Aile ve çocukların korunması devletin sorumluluğu”
Adalet Bakanı Gürlek, operasyonların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği “2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı” ve ilgili Cumhurbaşkanlığı Genelgesi çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi.
Gürlek, Anayasa’nın aile ve çocukların korunmasına ilişkin devlete yüklediği sorumluluğa işaret ederek, çocukları, gençleri ve aileleri hedef aldığı belirtilen “suç yapılanmalarına, istismar ağlarına ve yasa dışı faaliyetlere” karşı mücadelenin sürdürüleceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de 14 Eylül’de yeni bir açıklama yayımladı. DMM, operasyonların LGBTİ+ kimliğine yönelik değil; fuhşa aracılık ve yer temini, müstehcen içerik üretimi ve yayılması, çocukların bu içeriklere maruz bırakılması ve istismarı gibi suç iddiaları çerçevesinde yürütüldüğünü savundu.
DMM ayrıca soruşturmaların teknik ve fiziki takip, ihbarlar, tanık beyanları ve elde edilen deliller doğrultusunda yürütüldüğünü belirterek sosyal medyada operasyonlara ilişkin yayılan bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
Ankara’da Kaos GL yöneticileri de soruşturma kapsamında
Operasyonların en fazla tartışılan ayaklarından biri Ankara oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaos GL Derneği’nin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında soruşturma başlattı.
Başsavcılık açıklamalarına göre dernek yöneticileri ile internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının yönetiminde görev aldığı ileri sürülen 18 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.
Reuters ise ülke genelindeki operasyonlarda LGBTİ+ örgütlerinin ofisleri ve bazı eğlence mekânlarında aramalar yapıldığını, çok sayıda kişinin gözaltına alındığını aktardı.
Hak örgütleri: “Hak savunuculuğu suç değildir”
Operasyonlar hükümetin açıklamalarının ardından yoğun eleştirilere de sahne oldu.
Kaos GL dahil LGBTİ+ örgütleri ortak açıklamalarında, LGBTİ+ derneklerinin “müstehcenlik, fuhuş ve uyuşturucu” gibi suç başlıklarıyla aynı çerçevede sunulmasına itiraz etti. Dernekler, “LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve hak savunuculuğu yapmak suç değildir” görüşünü dile getirdi.
İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da soruşturmaları eleştirerek, LGBTİ+ alanındaki yasal faaliyetlerin suç isnatlarıyla birlikte anılmasının örgütlenme özgürlüğünü zedelediğini savundu. Ağ ayrıca derneklerin beyan ve denetime açık mali hareketlerinin MASAK incelemeleri üzerinden kamuoyuna sunulmasının tek başına suç şüphesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Bazı hukukçular, meslek örgütleri ve siyasi partiler de operasyonların ayrımcılık yasağı, örgütlenme özgürlüğü ve ifade özgürlüğü açısından sorun yarattığını ileri sürdü. Uluslararası düzeyde de Avrupa’dan çeşitli siyasi aktörler ve insan hakları çevrelerinden eleştiriler geldi. Reuters, Avrupa Birliği çevrelerinden operasyonların temel haklar üzerindeki etkisine ilişkin tepki açıklamaları yapıldığını aktardı.
Tartışmanın merkezinde iki farklı yaklaşım var
Hükümet operasyonları çocukların korunması, istismar, müstehcenlik ve fuhuşla mücadele başlığı altında değerlendirirken; eleştirenler soruşturmaların kapsamının LGBTİ+ dernekleri ile hak savunucularını da içine almasının meşru örgütlenme faaliyetlerini kriminalize etme riski taşıdığını savunuyor.
Bu nedenle dosyada iki ayrı konunun birbirinden ayrılması gerekiyor: Savcılıkların belirli kişiler hakkında ileri sürdüğü somut suçlamalar ile LGBTİ+ kimliği, dernek faaliyeti veya hak savunuculuğu aynı hukuki kategori değil. Soruşturmaların ilerleyen aşamalarında hangi şüpheliye hangi somut eylem nedeniyle suçlama yöneltildiği ve savcılıkların delillerinin ne olduğu dosyanın en kritik başlıklarından biri olacak.
Şimdilik kesinleşen gelişme, İzmir’de 16 kişinin tutuklanması, ülke genelinde ise 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yürütülmesi. Soruşturmaların Ankara, İstanbul, İzmir, Aydın ve Mersin başta olmak üzere farklı kentlerde devam etmesi bekleniyor.















