Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bugün yaptığı açıklama, soruşturmanın ulaştığı boyutu ortaya koydu. Bakan, finans bürokrasisi, piyasa manipülasyonlarıyla bağlantılı kişiler ve medya arasında sistemli iş birliğine ilişkin delillere ulaşıldığını, rüşvet yoluyla denetim mekanizmalarının etkisiz bırakıldığını bildirdi.
Peki, medya bu yapının neresindeydi?
Bir şirketin reklamının yapılması, tanıtım filminin çekilmesi veya halkla ilişkiler çalışmasının yürütülmesi tek başına suç değildir. Ancak gerçekte sahip olmadığı ekonomik güce ve güvenilirliğe sahipmiş gibi göstermek bambaşka bir meseledir.
Özellikle kısa sürede kurulan ve büyük finans kuruluşları gibi tanıtıldığı öne sürülen şirketlerin kuruluş kayıtları, sermaye yapıları, reklam harcamaları ve bu tanıtımları organize eden kişiler araştırılmalıdır.
Reklam mı yapıldı, yoksa yatırımcıların güvenini kazanmak için bilinçli biçimde yanıltıcı bir görünüm mü oluşturuldu?
Krizi çözmek için kurulan masadaki üç isim de adli süreçte
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de bugün TBMM grup toplantısında, fon krizine çözüm bulmak amacıyla oluşturulan masada yer alan üç isim hakkında yürütülen işlemlere dikkat çekti.
Özel'in açıklamasına göre Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı hakkında adli kontrol kararı verildi. SPK Başkanı olarak masada yer aldığını söylediği Mahmut Sütcü görevden alındı; Borsa İstanbul Genel Müdürü olarak masada bulunan Korkmaz Enes Ergun ise tutuklandı.
Özel, bu durumu “Kediyi ciğerin başına bekçi koymuşlar” sözleriyle eleştirdi.
Krize çözüm üretmesi beklenen masadaki isimler dahi soruşturma kapsamında gündeme gelmişken, bu kişiler nasıl seçildi ve denetim mekanizmaları neden daha önce harekete geçmedi?
Bir finansal yapılanmanın bürokrasiyle ilişkiler kurduğu, denetimleri rüşvetle etkisizleştirdiği ve medya üzerinden kendisine güvenilirlik kazandırdığı iddiaları doğrulanırsa, burada yalnızca ekonomik suçlardan değil, kamu gücünün özel çıkarlar için kullanılmasından söz ediyoruz.
Devletin denetlemekle görevli olduğu bir sistemde, denetim yetkisi nasıl çıkar ilişkilerinin parçası hâline gelebildi?
Bu sorunun yanıtı; şirket kayıtlarının, para hareketlerinin, medya anlaşmalarının ve kamu görevlilerinin kararlarının ortaya çıkarılmasıyla verilebilir.
Çünkü mesele yalnızca kaybolan paranın geri alınması değil, vatandaşın devletin kurumlarına ve finansal sisteme duyduğu güvenin nasıl korunacağıdır.








