Belediye neden bu kadar önemli?
Türkiye 2028’e giderken iktidar yalnızca merkezi yönetimi değil, yerel siyasi alanı da tahkim etmeye çalışıyor.
Çünkü belediye yalnızca asfalt, çöp, park ve yol değildir. Belediye; insan kaynağı, bütçe, sosyal yardım ağı, iştirakler, yerel bürokrasi, etkinlikler, kamusal görünürlük ve seçmenle her gün kurulan doğrudan temas demektir.
Bir ilçenin belediyesini almak, yalnızca bir başkanlık koltuğunu değil, o ilçedeki siyasi organizasyon kapasitesini de değiştirebilir.
Belediye yönetimi değiştiğinde başkan yardımcıları, bürokratik kadrolar, iştirak yöneticileri, bütçe öncelikleri, sosyal yardım politikaları, etkinlikler ve kamu iletişimi de değişebilir.
Bu nedenle bir belediyenin el değiştirmesi, özellikle seçimlere yaklaşılan dönemde yalnızca yerel bir gelişme değildir.
Yasal sınır nerede başlıyor?
Belediyelerin kamu kaynaklarını doğrudan bir siyasi parti ya da aday lehine kullanması hukuken serbest değil.
Kamu araçlarının, personelin, bütçenin veya belediye imkanlarının doğrudan seçim propagandasına tahsis edilmesi hukuki sorun yaratabilir. Ama bu yapılmamasını sağlamaz.
Uygulamada belediye hizmetiyle siyasi görünürlük arasında çok ince bir çizgi bulunuyor.
Bir açılışa belediye başkanı katılır.
Bir dernek ziyaretinde siyasi parti (AK Parti, YENİ Parti, CHP,...) ilçe örgütü belediye başkanın yanında yer alır.
Bir mahallede yapılan yatırım, siyasi teşkilat tarafından seçmene anlatılır.
Bir sosyal yardım projesi belediyenin siyasi kimliğiyle özdeşleşir.
Bunların tamamı tek başına yasa dışı değildir. Ancak belediye kaynaklarının doğrudan parti çalışmasına tahsis edilmesi halinde hukuki sınır aşılmış olur.
Belediye el değiştirince ne değişiyor?
Bir belediyenin yönetimini almak, yalnızca belediye başkanlığı makamını almak değildir.
Yeni yönetim;
- belediye başkan yardımcılarını değiştirebilir,
- bürokrasiyi yeniden şekillendirebilir,
- iştiraklerin yönetimini değiştirebilir,
- bütçe ve yatırım önceliklerini farklılaştırabilir,
- sosyal yardım ağlarını başka bir anlayışla yönetebilir,
- kültür, spor ve mahalle organizasyonlarını yeniden düzenleyebilir,
- belediyenin yerel iletişim gücünü farklı bir siyasi çizgide kullanabilir.
İhaleler ve satın alma süreçleri de yeni yönetimin idari sorumluluğuna geçer. Burada hukuki denetim devam eder; ancak hangi yatırımın önceliklendirileceği, hangi projenin öne çıkarılacağı ve belediye kaynaklarının nasıl planlanacağı siyasi tercihlerden bağımsız değildir.
2026’da tablo neden değişmeye başladı?
2024 yerel seçimlerinde muhalefetin özellikle büyükşehirlerde ve İstanbul ilçelerinde kazandığı belediyeler merkezi iktidara karşı önemli bir yerel güç oluşturdu.
2026’ya gelindiğinde ise bazı belediyelerde siyasi denge değişmeye başladı.
CHP’den seçilen bazı belediye başkanları AK Parti’ye geçti.
Bazı belediyelerde seçilmiş başkanların tutuklanmasının ardından başkan vekilliği seçimleri yapıldı.
Bazı belediye meclislerinde parti değişiklikleri ve tutuklamalar sonucunda sayı dengeleri farklılaştı.
Ortaya çıkan sonuç şu oldu: 2024’te seçmenin bir partiye verdiği bazı belediyeler, seçim dönemi tamamlanmadan başka bir siyasi yönetimle yoluna devam etmeye başladı.
Üsküdar neden önemli bir örnek?
Üsküdar bu tartışmanın en dikkat çekici örneklerinden biri.
Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından başkan vekili seçimine gidildi.
İlk seçimde CHP’li aday başkan vekili oldu.
Bu seçim daha sonra iptal edildi.
Ardından bazı CHP’li meclis üyelerine yönelik gözaltı ve tutuklama süreçleri yaşandı.
Yenilenen seçimde ise AK Partili Dündar Ziya Gültekin başkan vekili seçildi.
Muhalefet bu süreci siyasi müdahale olarak yorumladı.
İktidar ve yargı makamları ise yaşananları adli süreçler olarak değerlendirdi.
Ancak siyasi sonuç tartışmasız: 2024 seçimlerinde CHP’nin kazandığı belediyenin yönetimi, seçim dönemi sona ermeden AK Parti’ye geçti.
“Neden şimdi?” sorusu
Asıl dikkat çekici noktalardan biri bu.
Türkiye ekonomik açıdan kolay bir dönemden geçmiyor.
Net asgari ücret 28 bin lira seviyesinde.
En düşük emekli aylığı hayat pahalılığı karşısında ciddi baskı altında.
İstanbul’da kiralar birçok bölgede asgari ücretin üzerine çıkmış durumda.
Gıda, ulaşım ve temel yaşam giderleri seçmenin en önemli gündemlerinden biri.
Böyle bir ekonomik ortamda yıllardır muhalefet partilerinde siyaset yapan bazı belediye başkanlarının iktidar partisine geçmesi doğal olarak şu soruları doğuruyor:
Neden şimdi?
- Merkezi hükümetle daha rahat çalışmak için mi?
- Belediyeye kaynak sağlamak için mi?
- Siyasi geleceği korumak için mi?
- Yoksa muhalefetin öne sürdüğü gibi soruşturma baskısı da kararları etkiliyor mu?
Bu soruların cevapları kişiden kişiye değişebilir. Ancak zamanlama siyasi açıdan tartışılmaya devam ediyor.
Soruşturmalar ve parti transferleri aynı dönemde
Muhalefetin en önemli iddialarından biri, belediyelere yönelik adli süreçlerle parti transferlerinin aynı dönemde yoğunlaşması.
Belediye başkanları, yardımcıları ve meclis üyeleri hakkında soruşturmalar açılıyor.
Bazı isimler tutuklu yargılanıyor.
Aynı dönemde bazı belediye başkanları veya meclis üyeleri iktidar partisine geçiyor.
Bu tablo muhalefetin “siyasi baskı” iddiasının temelini oluşturuyor.
Ancak “AK Parti’ye geçmezsen soruşturma açılır” şeklinde merkezi ve kanıtlanmış bir mekanizma bulunduğunu söylemek için doğrudan delil gerekir.
Gazetecilik açısından en güçlü yöntem, sonucu ilan etmek değil, olayların kronolojisini okuyucuya göstermektir.
Yargıda çifte standart tartışması
Bu tartışmayı büyüten bir diğer konu da farklı dosyalarda uygulanan adli tedbirler.
Muhalefet belediye başkanlarının bazı soruşturmalarda tutuklu yargılanması, buna karşılık kamuoyunda büyük parasal iddialarla gündeme gelen bazı siyasi isimler hakkında aynı ölçüde tedbir uygulanmaması “yargıda eşitlik” tartışmasına yol açıyor.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki fon işlemleri ve “60 özel kalem müdürü” iddiaları da bu nedenle siyasi tartışmanın parçası haline geldi.
Burada önemli ayrım şu: Dosyaların suçlamaları ve delilleri birbirinden farklı.
Bu yüzden doğrudan “aynı suç, farklı muamele” demek doğru olmaz.
Ancak kamuoyunun sorduğu soru şu:
Neden bazı dosyalarda tutuklama hızla uygulanırken, sabah baskınları düzenlenirken, bazı yüksek tutarlı iddialarda kişiler ifadeye dahi çağrılmıyor?
Belediyeler seçim döneminde neden siyasi güç merkezi?
Bir belediye, seçmenle merkezi hükümetten çok daha sık temas kurabilir.
Kreşten spor tesisine, sosyal yardımdan kültür merkezine, ulaşımdan zabıtaya kadar belediye vatandaşın günlük hayatının içindedir.
Seçim döneminde bu temasın siyasi değeri daha da artar.
Mahallelerde örgütlenme kolaylaşır.
Yerel etkinliklerde görünürlük artar.
Belediye hizmetleri siyasi iletişim malzemesine dönüşür.
Yerel teşkilat seçmenle daha güçlü temas kurabilir.
Üstelik bu güç yalnızca belediyenin bulunduğu ilçeyle sınırlı kalmayabilir. Siyasi partilerin uygulamadaki teşkilat yapısında, belediyesi bulunmayan ilçeler aynı partinin yönettiği başka belediyelerden organizasyonel ve lojistik destek alabilir.
Geçmişte AK Parti teşkilat pratiğinde Kartal’ın Tuzla Belediyesi ile kurduğu destek ilişkisi bunun örneklerinden biriydi. Bu nedenle bir belediyeyi kazanmak bazen yalnızca bir ilçeyi kazanmak değil, çevredeki birkaç ilçeyi besleyebilecek siyasi ve örgütsel kapasiteyi de kazanmak anlamına gelir.
Yasal olarak belediye kaynaklarının parti propagandasına doğrudan tahsis edilmesi yasak olsa da, belediyenin doğal görünürlüğü bile ciddi bir siyasi avantaj oluşturabilir.
2028’den önce başlayan seçim
Türkiye’de genel seçimlerin 2028’de yapılması bekleniyor.
Ancak seçim mücadelesinin 2028’de başlayacağını düşünmek gerçekçi değil.
Belediyeler, medya, ekonomi, iş dünyası, yargı süreçleri ve parti örgütleri üzerinden mücadele şimdiden sürüyor.
Bir belediyenin el değiştirmesi;
yalnızca bir makamın değil,
yerel bürokrasinin,
siyasi görünürlüğün,
seçmen temasının,
mahalle örgütlenmesinin
ve siyasi organizasyon kapasitesinin değişmesi anlamına gelebiliyor.
Bu nedenle 2028’i anlamak isteyenlerin yalnızca Ankara’ya bakması yeterli değil.
İlçelere de bakmak gerekiyor.
Çünkü önümüzdeki genel seçimin önemli bir bölümü, sandık kurulmadan yıllar önce belediyeler üzerinden şekilleniyor olabilir.







