27 OECD* ülkesinde yapılan bir ankete göre, insanların büyük çoğunluğu mevcut ekonomik eşitsizlik düzeyine ve toplumda algılanan fırsat eksikliğine ilişkin endişe duyuyor.
*OECD: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü
Günlük hayatta "Başarı için bir sır yok, sadece çok çalışmak yeterlidir." denir. Peki gerçekte öyle mi? Standart bir iş yapıldığında kıdem yükselmesi veya yönetici pozisyonuna geçebilmek, hayatın normal akışı içinde doğal bir süreçte akıp gidiyor mu? Ekonomik eşitsizliğin azaltılması için sosyal yardımlarla ihtiyacı olanların desteklenmesi bu eşitsizliği giderebiliyor mu?
Kamu sektöründe, belki sadece yıllarla yükselen bir kıdem atışı söz konusu oluyordur. Peki birden bire olduğu yerden zıplayarak bir yönetici pozisyonuna gelenler ve yahut aileden gelen bir iki mülk dışında elinde birşey olmayanların art arda açtığı merkezler bu hayatın doğal akışında mı gerçekleşiyor?
Birşeyler dile geliyor muhtemelen.. Günlük hayatta eşitsizlik, ayrımcılık, kayırmacılık, başarılı olabileceklerin veya liyakat sahibi olan isimlerin nedense etrafında dönen bir katakulli gibi bir çok şey vuku buluyor. Birçok neden, birçok anormal durum.. Her neyse işte.. Çaba anlamsız, diyerek kenara çekilen veya çarkın bir dişlisi olmaktan başka bir yol göremeyip özünü yemeyi seçenler.. Üzücü, demek isterdim. Ama sanırım artık onu diyebilecek safhayı çoktan geçmişiz. Bunları görmemezlikten gelip geçiyoruz. Geçelim..
Çalışma hayatı, insanın sosyal konumunu pozitif yönde etkiliyor, hatta sosyal konumunu belirliyor.
BAŞARILI OLMAK İÇİN SIKI ÇALIŞMAKTAN DAHA FAZLASI GEREKİR
"Katılımcıların %80'i düşük gelirin en azından kısmen kötü şanstan kaynaklandığına inanırken, %67'si yüksek gelirlilerin şanslı olduğuna inanıyor." Şanş?
Ankete katılanların %43'ü, olduğu ülkede doğmuş olma veya iyi eğitimli ebeveynlere sahip olma gibi sosyo-ekonomik faktörleri, başarıda temel belirleyici olarak görüyor.
Benzer şekilde etnik köken, cinsiyet veya din gibi bireysel özellikler de ankete katılanların dörtte biri için temel veya çok önemli faktörlerden.
Biz, bunları Türkiye için biraz daha açabiliriz. Hangi gruba, hangi cemaate, hangi akrabalara sahip olduğun gibi faktörler hayatta gideceğin yolu ya da gitmek zorunda kaldığın yolu doğrudan belirleyebiliyor.
Ankete göre, insanlar "Eşit Fırsatlar" için hem hükümetin hem de özel sektörün sorumlu olduğuna inanıyor. OECD, fırsat eşitliğini sağlamak için daha fazla şey yapılması gerektiğini ifade ediyor. Ancak, eşitsizliği azaltmak için hangi politikaların en etkili olacağına dair görüşler farklı. Ankete göre; "Eşitsizlik endişesi yaygın" ve çıkan sonuçlar şu şekilde;
- Hayatta başarılı olmak için kişinin kontrolü dışındaki koşullar da önemli. Çoğu insan sıkı çalışmanın kişinin sosyal konumunu belirlemede önemli bir faktör olduğuna inanıyor, ancak bu çoğunluğun yalnızca beşte biri çok çalışmanın başarının tek faktörü olduğuna inanıyor.
- Hükümetler ve özel sektör eşitsizlikle mücadelede ortaklaşa çalışmalı. İncelenen ülkelerin hemen hemen hepsinde, insanların büyük çoğunluğu aynı şeyi düşünüyor.
- Ücretler ve öğrenme fırsatları eşitsizlikle mücadelede kilit faktörler,
Analize göre; insanlar, asgari ücretin güçlendirilmesi (%52) gibi piyasa eşitsizliklerini doğrudan sınırlayan çalışmaları, eğitime eşit erişimin sağlanması (%46) gibi eşit fırsatlara odaklanan politika seçeneklerini destekliyor.
Katılımcıların üçte ikisi, özel sektörün en düşük ücretli çalışanlarına adil ücret ödeyerek gelir eşitsizliğini azaltmada ve fırsat eşitliğini artırmada önemli bir rol oynayabileceğine inanıyor.
%40'tan fazlası özel sektörün ücret eşitsizliklerini gidermesi ve istihdam yaratması gerektiğine, %30'u ise özel sektörün işgücü eğitimine yatırım yapması gerektiğine inanıyor.
Yaş, eşitsizlik algısında önemli bir faktör
Eşitsizliği azaltma yöntemleri dikkate alındığında katılımcılar arasında net bir yaş ayrımı ortaya çıkıyor. Daha yaşlı meslektaşlarıyla (54+) karşılaştırıldığında, genç katılımcılar (25 altı), başarının belirlenmesinde kimlik özelliklerinin önemli olduğuna daha çok inanıyor.
Genç katılımcılar, yaşlı katılımcılarla karşılaştırıldığında genellikle sıradan bireylerden, yerel yönetimlerden ve STK'lardan daha yüksek düzeyde sorumluluk istiyorlar. Yaşlı katılımcılar ise özel sektörün ve varlıklı bireylerin sorumluluğunun daha büyük olduğuna inanıyor.
Somut politika eylemine yönelik desteğin ifade edilmesi söz konusu olduğunda, genç katılımcılar nüfusun alt ve orta gelir gruplarını hedef alan önlemlere sıcak bakarken, yaşlı katılımcılar yüksek gelir gruplarına yönelik vergilendirmenin arttırılması yönünde daha güçlü bir tercih ifade ediyor.
Sonuç olarak bu ankete göre, eşit fırsatlar için hükümetlerin ve özel sektörün birlikte çalışması önemli. Eşitsizlikle mücadele etmek için hem piyasa eşitsizliklerini doğrudan sınırlayan hem adaletsiz uygulamaların önünü kesen hemde eşit fırsatları artıran politikaların uygulanmasına ihtiyaç var.








