İşçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve haksızlıkla mücadelesi, 1 Mayıs'ın kökeninde yatan uzun çalışma saatlerine karşı yapılan protestolara dayanır. Bu mücadele günümüzde de küresel bir sorun olan güvencesiz çalışma koşulları, işçi kazaları, işçi ölümleri ve meslek hastalıkları gibi alanlarda devam etmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) verilerine göre: Dünya çapında 395 milyon çalışan, ölümcül olmayan iş yaralanmalarına maruz kalıyor. Her yıl yaklaşık üç milyon işçi iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG Meclisi) raporuna göre, Türkiye'de 2023’te en az 1932, her gün en az 5 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre , Türkiye'de yaklaşık bir milyon çocuk işçi var Ve son on yılda 689 çocuk iş cinayetlerinde öldü. Çocuk işçi sayısı da artış gösteriyor.
Trafik kazaları, ezilme, göçük altında kalma, yüksekten düşme gibi nedenler dışında stres, yoğun çalışma koşulları ve mobbing etkisiyle kalp krizi/ beyin kanaması sebebiyle ölümler de yaşanıyor.
Az maliyetli ve yüksek kar hırsıyla gerekli ve zorunlu olan sağlıklı çalışma ortamı oluşturulmamakta, güvenlik önlemleri yeterince alınmamaktadır. Bu durum, önlenebilir kaza ve meslek hastalıklarına sebep olmakta bu nedenle de bu tür ölümler "iş cinayeti" olarak kayıtlara geçmektedir. Davalara baktığımızda ise patron ve denetlemeden sorumlu yetkililerin bu sorumluluklarının yok kabul edilebildiği görülmektedir.
İstatistiklere yansımayan kayıt dışı istihdam ise ayrı bir mevzu; özellikle tarımda ve mevsilik işçilerde başta olmak üzere çalışan kadın ve çocuklar, bunlara ek olarak ucuz iş gücü olarak güvencesiz çalıştırılan göçmenleri de kapsamakta. Bu durum ise emek sömürüsüne ve kayıtsız kazalara/ ölümlere yol açmaktadır.
Sosyal güvenlik, sağlık ve yaşam hakkı ihlallerinin oluşmaması için insanı önceleyen çalışma koşullarının sağlanması bir zorunluluk olmakla birlikte gerekli tedbirlerin alınması ve denetlemelerin yapılması da yetkililerin sorumluluğundadır.
1 Mayıs'ı kutlarken, bu kayıpları da anmak ve bu tür trajedilerin tekrarlanmaması için mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur.
Unutmayalım ki: Her emekçi 'güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına' ayrıca her can 'değerli olup korunmaya' layıktır. 1 Mayıs, sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir mücadele günüdür. Bu mücadelede emeği geçen tüm emekçilere saygılarımı sunuyorum.








