Her şey bir denge meselesi; var oluşun temeli.
İyiler–kötüler, suçlar–cezalar, büyükler ve küçükler… Bu listeye daha pek çok şeyi ekleyerek kendi listemizi oluşturabiliriz bizler.
Gücü yetenler mi kazanandır bu hayatta, yoksa dürüst savaşanlar mı?
Size göre hangisi?
Ben derim ki; istisnalar kaideyi bozmaz tabii ama genellikle büyük balık, küçük balığı mat eder sonunda.
Kural aslında açık ve net: dürüst, kurallara uygun, stratejik bir yol haritası çizmek.
İşte bu yolun sonu o zaman zafere çıkar. Sayı bizimdir, skor eklenir hanemize. Haklı bir gururla bakarız o tabloya bizler de.
Aslında hamleler çok belli: ya zayıf olup (küçük) yok olur gideriz ya da akılcı ve etik hamlelerle büyür (majör), hayatta kalır, var oluşumuzu sürdürürüz.
Enstrüman sizde, sahne sizde; hangi akora basacağımız tamamen bize bağlı.
Öyleyse siz majör müsünüz, yoksa minör mü?
Basalım o vakit tellere; duyulsun sesiniz hem yerde hem de göklerde. Kulak verip dinleyelim o sesi biz de. Dostun, düşmanın kulağında yankılansın o hoş seda bu kubbede; böylece…








