Bazen sesimiz çıktığınca, hatta avaz avaz bağırmak içimizi ferahlatır. Sesimizin ulaşmasını istediğimiz yere ulaştığını hissetmek, içimize su serper.
Duyulmadığımızı, görülmediğimizi düşündüğümüz zamanlarda kendimizi yarım hissederiz ve tamamlanmak isteriz. Bu aslında duygusal açlıktır. Böyle durumlarda doyurulmayı beklemek son derece insani bir haldir. Eğer aksi bir durum varsa, bence bunun altında mutlaka bir sebep vardır, bence.
Sesimizin duyulduğu, kesilmeye çalışılmadığı bir dünya diliyorum, hepimiz için. Bu bir konfor alanı veya lüks değil; aslında tamamen olması gereken bir durumdur, aslında.
Özellikle kendimizi, hakkımızı savunduğumuz yerlerde sesimizin gür çıkması bazılarının işine gelmez. Ama biz usulüyle, adabımızla sesimizin bastırılmasına izin vermemeliyiz.
Asaletimizden sustuğumuz durumlarda yok sayılıp aptal yerine konmamız da olası. Böyle bir ihtimali ekarte etmeliyiz diye düşünürüm.
Doğru bildiğini, düşüncelerini söyleyebilmek bence özgürlüğün en güzel hali. Ve tabii sonunda anlaşılmak, duyulmak...
Hepimizin sesini duyan, selam veren, selamını alan çok olsun.








