İnsan, sadece nefes alan, biyolojik ihtiyaçlarını gideren canlı değil; zihnin içinde uçsuz bucaksız evrenler kurabilen tek varlıktır. Bizi toprağa bağlı kalmaktan kurtaran, ruhumuzu gündeliğin tekdüzeliğinden sıyıran en büyük gücümüz hayallerimizdir. Hayal kurmak, henüz var olmayanı zihnimizde var etme sanatı, imkânsızın kıyısında açan bir çiçek gibidir.
Hayatın katı gerçekliği zaman zaman üstümüze bir ağırlık gibi çöker. Rutinler, zorluklar ve kaçınılmaz sorumluluklar arasında sıkışıp kaldığımızda, hayaller nefes borusu işlevi görür. Bir ressamın henüz dokunmadığı tuvali, mühendisin zihnindeki muazzam köprü ya da çocuğun astronot olma arzusu... Hepsi aslında aynı pınardan beslenir.
Geleceğimizi bugünden inşa etme isteği... Eğer hayaller olmasaydı, insanlık ne ateşi evcilleştirebilir ne de yıldızlara ulaşma cesaretini kendinde bulabilirdi. Her büyük başarı, öncesinde birinin zihninde filizlenmiştir.
Ancak hayal kurmak, sadece dünyayı değiştirebilecek projelerle sınırlı değildir. Hayaller aynı zamanda kendi iç dünyamızdaki sığınağımızdır. Bizi kendimiz yapan; kimseye söyleyemediğimiz, sadece gece başımızı yastığa koyduğumuz zaman nefes alabildiğimiz gizli bahçemizdir. Bu bahçede hüzünler bilgeliğe, yenilgiler zafere dönüşür. Hayal kurmak, bir bakıma insanın kendine verdiği sözdür. “Henüz orada değilim ama olabilirim.” demenin yoludur.
Hayal kurmayan zihin; var olanı kabullenen, olduğu yerde sayan durağanlığa mahkûmdur. Hayal kurmak sadece büyük başarıların anahtarı değil, aynı zamanda günlük hayatın tekdüzeliğine karşı direniştir. Hayal kurarak yaşamak, uçurtma gibi rüzgârda savrulmaya benzer. Asıl mesele, gökyüzündeki hayallerden yeryüzüne sağlam ipler çekebilmektir. Hayallerimize takvim eklersek, onlar hedefe dönüşür.
Hayaller bizi biz yapar, içimizdeki çocuksu heyecanı canlı tutar. Yaşadığımız hayat, çoğu zaman başkalarının belirlediği yöne akar. Gökyüzünün maviliğine bakıp kuşun kanat çırpışında kendi özgürlüğümüzü bulmak ya da yaprağın düşüşünde yeni başlangıçlar düşlemek tercih bizim...
Hayaller, hayatın griliğine çalınan en renkli fırça darbeleridir. Ve unutmamalı ki büyük yolculuklar küçük hayallerle başlar...
Esin Kara







