Öyle kelimeler vardır ki, sözlük anlamının içine pek çok felsefeyi tek bir nefeste sığdırır. Bunların başında hem vedanın zarafetini hem de bir kabullenişin asaletini taşıyan "Eyvallah" gelir. Sadece bir kelime değil, bir duruştur eyvallah; gönül dünyamızın "tamam" diyen itirazını nezaketle susturan derviştir.
Teslimiyetin ve Rızanın Dili
"Eyvallah" dediğimizde, aslında muhatabımıza ve hayata gizli bir mesaj göndeririz. Bu sadece bir onaylama hali değil, içinde derin bir tevekkül barındırır. Modern dünyanın hırsları ve bitmek tükenmek bilmeyen "daha fazlası" tutkusu arasında "eyvallah" diyebilmek, bir çeşit özgürleşmedir.
Bir Kapı Açma ve Kapama Sanatı
Eyvallah, bazen en asil sükuttur. Tartışmanın beyhude olduğu yerde, kalbi kırmadan geri çekilmenin adıdır. Bir tartışmayı "peki" ile bitirmek geçiştirmekse, "eyvallah" ile bitirmek bir saygı mührü vurmaktır. Karşınızdakine "Senin fikrine katılmasam da varlığına ve sözüne hürmet ediyorum," demenin en hoş halidir.
Dervişin Heybesi
Eyvallah, dervişin heybesindeki en ağır ama en huzur verici yüktür. Bu kelimeyi hayatına katan insan, aslında üzerine bir zırh kuşanır. Beklentilerini minimize eder, olanı olduğu gibi kucaklar. Bu bir pes ediş değil; aksine hayatın akışıyla uyumlanma sanatıdır.
Sözün özü; gelene "hoş geldin", gidene "uğurlar ola", kalana "selametle" demenin en zarif, en kadim özetidir: EYVALLAH...








