İnsan ilişkilerinin ortasında, adı konulmamış, varlığı hissedilen gizli bir mimar vardır: Güven. Üzerine bastığımız toprağın bizi tutacağından emin olmak gibi, düşmeden yürüyebilmemiz de buna bağlıdır. Güven, insanın diğerine verebileceği sessiz ama en etkili sözdür. Ne yazık ki inşa edilmesi yıllar süren bu yapı, dikkatsizce söylenmiş bir söz veya küçük bir yalan ile yerle bir olabilir.
İki Ucu Keskin Bıçak
Güvenmek, doğası gereği risk almaktır. Birine güvendiğimizde, ona aslında şu gizli mesajı veririz: Beni incitebilecek güce sahipsin ama bunu yapmayacağına inanıyorum. Bu yönüyle güven, hem teslimiyet hali hem de cesarettir.
Zamanımızda bu cesareti göstermek gittikçe zorlaşıyor. Her şeyin hızla tüketildiği, ilişkilerin mekanikleştiği şu günlerde, “Kime güveneceğiz?” sorusu varoluş sancısına dönüşüyor. Kırılmaktan, hayal kırıklığı yaşamaktan korktuğumuz için etrafımıza kalın duvarlar örüyoruz. Oysa şüphe denizinde boğulmamak için sığındığımız yalnızlık limanı, bizi korurken aynı zamanda yalnızlaştırır. Güven olmadan kurulan her ilişki, temelsiz yapı gibi ilk sarsıntıda yıkılmaya mahkûmdur.
Önce Kendimizle Başlamak
Çoğu zaman güveni başka yerlerde ararız; dostumuzda, eşimizde, iş ortağımızda... Gözden kaçırdığımız temel bir gerçek var: Kendimize güvenmezsek, başkasına asla gerçekten güvenemeyiz.
Kendi kararlarımızın arkasında durabilmemiz, hata yaptığımızda bile kendimizi bağışlayabilmemiz, kendimize duyduğumuz güvenin göstergesidir. Kendimiz ile barışık olamadığımızda, başkalarının niyetlerini de sürekli sorgulama eğiliminde oluruz. Güven aynadaki yansıma gibidir. Güvenilmek istiyorsak, güven veren liman olmayı öğrenmeliyiz. Sözümüzün ağırlığı, davranışlarımızın tutarlılığı kadar olmalıdır.
Kırılan Camın İzi
Eskilerin dediği gibi; güven ayna gibidir, çatlayınca hep çizik gösterir. Sarsılan güveni eski haline getirmek, kırılan porselen vazoyu yapıştırmaya benzer. Parçaları bir araya getirsek bile çatlak izleri orada kalır ve en ufak darbede yeniden ayrılmaya hazırdır.
Yine de bu durum, hayata ve insanlara kapılarımızı tamamen kapamamız anlamına gelmez. Hayat, güvenimizi boşa çıkaranların hesabını tutmayacak kadar değerli. Önemli olan, yaşanan hayal kırıklıklarını tecrübe sayfasına ekleyip adımlarımızı daha sağlam atmaktır.
Güven, insanı insana bağlayan görünmez ama kopmaz bağdır. Hayatı yaşanılabilir kılan, birinin gözlerinin içine baktığımızda hissettiğimiz huzurdur. Dünyanın tüm güvensizliklerine ve aldatmacalarına rağmen; inanmaktan, güvenmekten ve en önemlisi güvenilir bir insan olmaktan vazgeçmemektir. Çünkü güvenin bittiği yerde hayatın tadı biter.
Esin Kara







