Kardeş gibidirler; sırasıyla birbirlerini takip ederler. Hiç küsmeden sahneyi biri diğerine terk eder.
Zaten kendi aralarında paylaşmış gibiler; ne gündüz gider gecenin geldiği yere, ne de gece geçer gündüzün yerine.
Hem bir bütünün parçasıdır onlar, hem de bir o kadar ayrıdırlar. Gökyüzü, sevgiyle kucaklayıp bağrına basar her ikisini; ayırmaz birini diğerinden.
Gece, karanlığıyla gizler bizi; gündüz ortaya çıkarır ne var ne yoksa her şeyimizi, tıpkı doğrucu Davut gibi.
Sahi, siz gündüzü mü tercih edersiniz, yoksa geceyi mi?
Ya da tam ortada durmalı mı dersiniz?








