Saadet Partisi Milletvekili Birol Aydın: "Türkiye'nin En Hassas Yeri Kıbrıs, Halkın En Hassas Yeri Geçim ve Adalet"
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Kartal İlçe Başkanı Hayati Durmuş ve ilçe yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Kartal’da esnaf ve dernek ziyaretlerinde bulundu. İstafder İstanbul Afyonkarahisar Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek Başkanı Murat Saltık ve yönetimini ziyaret eden heyet soruları dinledi ve mecliste gündeme getirilmesini istedikleri konuları not aldı.

Haber: Sibel Boz - Dernek ziyareti sırasında konuşan Milletvekili Birol Aydın, Türkiye’nin pek çok alanda ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. “Öldük, bittik, mahvolduk demiyoruz ama gidişat iyi değil,” diyen Aydın, özellikle son yıllarda ekonomide ve hukuk sisteminde büyük bozulmalar yaşandığını vurguladı.
Konuşmasında eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in bir anısını aktaran Aydın, Türkiye’nin dış politika açısından en hassas noktasının Kıbrıs olduğunu belirtti. Aydın, bu benzetmeyi ülke içindeki sorunlarla ilişkilendirerek şunları söyledi:
“İnsan vücudunda en hassas yer ağrının olduğu yerdir. Türkiye için bu hassas nokta bugün Kıbrıs'tır. Halkımız içinse bu hassas noktalar farklı farklıdır.
Çalışıp emeğinin karşılığını alamayan işçinin hassas yeri geçim sıkıntısıdır.
Emeklinin aldığı maaşla bırakın torununa harçlık vermeyi, kendi ayakta durmaya çalışmasıdır.
Üniversite mezunu gencin iş bulamaması ve hayal kuramamasıdır.
Cezaevinde haksız yere bulunan bir insanın ve ailesinin en hassas noktası adaletsizliktir.
Evinde engelli bireyi olan bir ailenin en hassas noktası, ona bakım sürecinde yaşadığı zorluklardır.”
“Gidişat İyi Değil”
Son 5-6 yılda ülkenin her alanda geriye gittiğini belirten Aydın, ekonomiden dış politikaya, eğitimden sağlığa birçok konuda durumun kötüleştiğini ifade etti.
“Bugün ekonomiye bakın, vatandaş geçinemiyor.
Dış politikaya bakın, sorunlar büyüyor.
Eğitimde kalite ve nitelik düştü.
Sağlıkta dünle kıyaslandığında gerileme var.
Yargıda ise büyük bir yara aldık.
Adalet dediğimiz şey ortadan kalktı.Ülke büyük bir borç yükü altında. Borçları ödemek için sürekli vergiler artırılıyor. Esnafın, dar gelirlinin üzerine yeni yükler bindiriliyor.
Bu tabloya bakınca ‘Memleketin çivisi çıkmış’ demek haksızlık olmaz. Bir yandan da futbol kulüpleri 20-30 milyon avrolara futbolcu transfer ediyor, teknik direktörlere milyonlarca tazminat ödüyor.”
İki Büyük Gösterge: Gençler ve Emekliler
Aydın, ülkenin durumunun en net iki göstergeyle ölçülebileceğini söyledi:
- Gençlerin yurt dışına gitme isteği
- Emeklilerin geçim sıkıntısı
“Her 10 gencimizden 7’si, imkân bulduğunda yurt dışına gitmek istiyor. Afyon’da da böyle, Diyarbakır’da da, Trabzon’da da…
Bu gençler Finlandiya, Norveç, Almanya gibi ülkelere gitmeyi hayal ediyor.
Eğer gençler kendi vatanında yaşamak istemiyorsa burada bir sorun vardır.
Gerekçesi ne olursa olsun, gençler nefes alamadığını, adalet bulamadığını, ekonomik sıkıntı yaşadığını hissediyor.
Bu en önemli göstergedir.”
Ekonomik sıkıntılara değinen Aydın, toplumun alt ve orta gelir gruplarının son sekiz yılda ciddi şekilde yoksullaştığını belirterek, “Zengin ve fakir arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor." derken sorunların çözümü için adalet ve ahlakın temel alınması gerektiğini vurguladı: “Ahlak, sadece dini bir kavram değil; yöneticilerin dürüstlüğü, şeffaflığı ve mütevazılığıdır. Yolsuzluğun, israfın ve şatafatın son bulması gerekiyor,” dedi.
Hukuk sistemine ilişkin eleştirilerini de dile getirdi. Cezaevlerinde 413 bin kişinin bulunduğunu hatırlatarak Avrupa'dan ,
“Adalet binalarının varlığı, adaletin varlığı anlamına gelmez. Yargı bağımsız olmalı, davalar siyasi hesaplarla sürüncemede bırakılmamalı
15 yaşındaki bir çocuk katil olabiliyor. Peki neden?
Türkiye’de neden Avrupa ortalamasının üzerinde suç işleniyor?
Neden Avrupa ülkelerine kıyasla daha fazla kadın cinayeti yaşanıyor?
Neden hırsızlık ve benzeri suçlar nedeniyle cezaevleri dolup taşıyor?Almanya, Fransa, İngiltere, Norveç gibi ülkelerin ortalamalarına baktığımızda Türkiye’deki suç oranlarının çok daha yüksek olduğu görülüyor. Bunun en önemli nedeni, kanunların yeterince caydırıcı olmaması.
Eğer yasalar suç işleyenlere karşı etkili ve adil bir şekilde uygulanmazsa, suç oranları da artmaya devam ediyor.” dedi.
Dış politikada da istikrarsızlığa dikkat çeken Aydın, Gazze konusunda Türkiye’nin güçlü bir duruş sergileyemediğini belirtti. “Bizim dönemimizde İsrail Gazze’ye saldırmaya cesaret edemedi. Bugün ise sürekli geri adımlar atılıyor,” ifadelerini kullandı.
Birol Aydın: “Cumhurbaşkanı İstese de Gazze İçin Adım Atamıyor”
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve Türkiye’nin mevcut politikalarını değerlendirdi. Cumhurbaşkanlığının Gazze konusunda elinin kolunun bağlı olduğunu söyleyen Aydın, mevcut kısıtlılıkların yıllardır süren ihmallerden kaynaklandığını belirtti.
“Cumhurbaşkanının yapamadığı sanki bir şeyler varmış da sadece eksik kalmış gibi değil. Hiçbir şey yapmadı, yapamadı. Çünkü kısıtlı. Kısıtlılık ne demek? Hani birine yaşından, zihinsel durumundan ya da sağlık sorunlarından dolayı vasi tayin edersiniz ya… Türkiye de 23 yıldır ihmal edilen meseleler yüzünden kısıtlı hale geldi,”
dedi.
Aydın, Orta Doğu'da 25 yıl öncesinden daha kötü bir durumda olunduğu, ülkelerin kısıtlı duruma getirildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Filistin’i dert edindiğine emin olduğunu ancak yanlış politikalar ve oluşan mevcut düzen içinde adım atamadığını vurguladı:
“ Ben ne düşünüyorsam o da onu düşünüyor. Filistin’i bir mesele olarak görüyor ama mevcut kısıtlılıklarından dolayı hareket edemiyor.”
“İktidarda Olsak İlk Adımlarımız Bunlar Olur”
Aydın, Saadet Partisi olarak iktidarda oldukları kısa dönemde İsrail'in adım atamadığını belirterek atılacak ilk adımları şu şekilde sıraladı:
“Öncelikle donanmamızdan iki gemiyi hemen Gazze’ye sivil ama askerî koruma olarak göndeririz. Bu bir.
İkincisi, bölgemizdeki ülkelerle hemen bir barış gücü oluştururuz. Türkiye bir NATO üyesi ve Birleşmiş Milletler üyesi olarak bunu yapabilecek kapasitede. Gazze’nin boşaltılmasına izin vermeyen bir politika Mısır ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte hayata geçirilebilir. Daha önce yaptık, yine yapılabilir.”
“İsrail’in Etrafı 25 Yılda Temizlendi”
İsrail’in güvenliği için bölgede planlı bir çalışma yürütüldüğünü ifade eden Aydın, son 25 yılda yaşanan gelişmelere dikkat çekti:
“İsrail’i tehdit edebilecek tüm ülkeler tek tek devre dışı bırakıldı. Saddam gitti, ardından Kaddafi devrildi. Suriye’de Esad zulüm yaptı ama aynı zamanda İsrail için bir cepheydi, o da etkisiz hale getirildi. İran-Suriye-Hizbullah hattı kırıldı.
Yemen ikiye bölündü, Sudan ikiye bölündü. Sonuçta İsrail çevresindeki tehditlerden temizlendi ve daha saldırgan hale geldi.”

















