Protestolara katılan Serdar Denktaş, ''Tepkiler Atatürk'e ve laikliğe sahip çıkma amacı taşıyordu. Türkiye'den 'biz uyuduk, siz uyumayın' uyarısı geldi. Bu toplum laik eğitimi savunur, kimsenin ibadetine karışmaz. Dini eğitim isteyenler seçmeli dersle almalı ama bu eğitim sistemi tek taraflı müdahaleyle şekillenmemeli'' dedi.
Denktaş, yeni tüzüğün liselerde başörtüsünü serbest bıraktığını, ortaokul öğrencilerinin ises aile izniyle takabilmelerini öngördüğünü hatırlattı. Ancak benzer hakların diğer inanç gruplarına tanınmadığını vurgulayan Denktaş, ''Katolik bir çocuk haçla okula gidebilir mi? Hayır" dedi.
''Geçmişte dayatılan 'daha Türk olacaksın' anlayışının şimdi 'dindariz' diyoruz 'daha dindar olacaksın' şeklinde tekrarlandığını'' dile getiren Denktaş, Ankara'nın etkisiyle hareket eden KKTC yönetiminin laiklik karşıtı politikaları desteklediğini vurguladı.
''İmamoğlu'nun diplomasının geçersiz olduğu hükmü bence yanlış''Serdar Denktaş, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun lisans diplomasının iptal edilmesi ve KKTC üniversitelerinden Türkiye'ye yapılan yatay geçişlerle ilgili soruya şu yanıtı verdi:
''O dönemde KKTC'den Türkiye ve bazı yabancı üniversitelere yatay geçiş yasaldı. İmamoğlu'nun da Girne Amerikan Üniversitesi'nden geçişi o zamanın şartlarında doğaldı. Bin 500 benzer vaka arasında 28'ini sorunlu bulmuşlar, bu zorlama bir durum gibi görünüyor. İstanbul Üniversitesi özelinde başka bir durum varsa bilemem, ancak diplomasının geçersiz sayılması yanlış olur.''
''Türkiye, 'Ben federasyon görüşmem' derken, 'Ben federasyon görüşeceğim' derseniz paradoks yaşanacak''HP Genel Başkanı Kudret Özersay, federasyon tartışmaları ve yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında konuştu. Ana muhalefetin federasyon çizgisini sürdürdüğünü belirten Özersay, Türkiye'nin bu yaklaşımı artık reddettiğini vurguladı ve "Türkiye, 'Ben federasyon görüşmem' derken, 'Ben federasyon görüşeceğim' derseniz paradoks yaşanacak" dedi. Özersay, federasyon isteyen bir Cumhurbaşkanı'nın ya Türkiye ile çatışacağını ya da geri adım atacağını söyledi.Özersay, Kıbrıs Türk seçmeninin pragmatik olduğunu, Türkiye ile uyumlu bir Cumhurbaşkanı ve hükümetten yana tavır aldığını, Türkiye'nin mali ve dış politika desteği olmadan KKTC'nin hareket edemeyeceğini belirtti.''İki devletli çözümü Rumların asla kabul etmeyeceğini'' belirten Özersay, üçüncü bir yol olarak ABD'nin İbrahim Anlaşmaları'nda uyguladığı politikanın uygulanabileceğini belirterek, ''Rumların da dahil edilebileceği, Türkiye'nin de içene girebileceği şeyler var. Rumlar, Türkiye'nin dahil olabileceği alanlara ilgi duyuyor. Kendi kamuoyunda Türkiye ile görüşebilirim demeyi önemsiyor. Rumlar, Türkiye ile pazarlık yapmaya istekli. Bu yüzden 'Çözüm için çözümden önce iş birliği' diyerek sadece Yunanistan-Türkiye veya KKTC-GKRY arasında değil; bölgesel tüm aktörler arasında bu iş birliğinin sağlanması gerekli, özellikle deniz yolları, limanlar, havaalanları gibi yerlerde. İki kavram arasında sıkışıp kaldık ve bir çözüm elde edemedi'' dedi.İmamoğlu'nun diplomasının iptaline yönelik değerlendirmelerde de bulunan Kudret Özersay, ''Bir kere biz Türkiye'deki bu tür tartışmalara her zaman mesafeli durduk. Çünkü bizim bir tezimiz var. 'Biz de yaşanan gelişmelerle ilgili Türkiye'deki siyasi parti başkanlığı ve yetkililerinin dahil olması, müdahale etmesi ve yorum yapmasını eleştiriyoruz, karışmayın' diyoruz" dedi. Özersay, bu tartışmanın sadece diplomaya değil, süregelen siyasi mücadelenin bir aşamasına işaret ettiğini vurguladı.''Asıl endişe nüfus artışından çok yeni gelenlerin siyasi iradeye etkisi''Oslo Uluslararası Barış Anlaşmaları Enstitüsü (PRIO) Kıbrıs Merkezi'nden araştırmacı Mete Hatay, KKTC'de nüfusun özellikle son 10 yılda üniversite, turizm ve inşaat sektörleriyle iki kat arttığını, şu anda Ada'da yaklaşık 600 bin kişinin yaşadığını, 'kök Kıbrıslıların'' oranının yüzde 27–28 civarında olduğunu söyledi. Öğrenciler, turizm işçileri ve özellikle Asya ülkelerinden gelen inşaat sektöründeki iş gücünün bu artışta büyük rol oynadığını vurgulayan Mete Hatay, "Esasen insanların şikâyeti irademize ne kadar müdahale ediyor bu nüfus" dedi. KKTC'deki asıl endişenin nüfus artışından çok, yeni gelenlerin siyasi iradeye etkisi olduğunu belirten Hatay, vatandaşlık verilerek oy kullanmalarının toplumsal kaygıya yol açtığını ifade etti.''Çözüm sürecinde ise son sözü Kıbrıslı Rumların söyleyeceğini, bu durumun Kıbrıslı Türkleri daha korumasız bıraktığını'' ileri süren Mete Hatay, ''mevcut hükümetin liyakatsiz olduğunu ve dış destekle ayakta durduğunu'' iddia etti.













