Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği “Türk Milleti Basın Toplantısı”nda Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda, bir gün önce Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa eden Mustafa Ertekin’in Zafer Partisi’ne katıldığı duyuruldu.Özdağ, Mustafa Ertekin’in uzun yıllar
MHP içerisinde çeşitli görevler üstlendiğini ve istifasına kadar partinin Merkez Yürütme Kurulu üyesi olduğunu belirtti.Ertekin’in son dönemde yürütülen terör politikalarına tepki göstererek MHP’den ayrıldığını ifade eden Özdağ, “Bir Türk milliyetçisi ve Alparslan Türkeş’le birlikte çalışmış bir ülkücü olarak yaşananlara daha fazla ortak olmadı. İstifasını vererek
Zafer Partisi saflarına katıldı” dedi.
“İlkelerimi Zafer Partisi çatısı altında sürdüreceğim”
Zafer Partisi’ne katılımının ardından konuşan Mustafa Ertekin, 1996 yılından bu yana ülkücü hareket içerisinde yer aldığını, belediye başkanlığı ve milletvekilliği adaylıklarının yanı sıra üç dönem MHP MYK üyeliği yaptığını söyledi.Terörle mücadele konusunda yürütülen süreci gerekçe gösteren Ertekin, şöyle konuştu:“Gelinen nokta itibarıyla, terör meselesinde yaşanan süreç nedeniyle ilkelerimizi ve ülkülerimizi bundan sonra Zafer Partisi çatısı altında sürdürmeye kararlıyım. Bu sebeple bugün itibarıyla Zafer Partisi’ne katılıyorum.”
Bengi Başer ve Nevzat Yanmaz da Zafer Partisi’ne katıldı
Ümit Özdağ, toplantıda Prof. Dr. Bengi Başer’in de Zafer Partisi üyeliğini gerçekleştirdiğini açıkladı.Özdağ ayrıca, daha önce Büyük Birlik Partisi Genel Sekreterliği ve Sivas Milletvekilliği görevlerinde bulunan Nevzat Yanmaz’ın da Zafer Partisi’ne katıldığını bildirdi.Zafer Partisi’nin Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğini savunduğunu belirten Özdağ, “Atatürk Cumhuriyeti, Atatürk düşmanlarıyla el sıkışarak savunulamaz. Ancak Atatürk’ün kararlılığıyla savunulabilir. Zafer Partisi, o kararlılığın siyasi temsilcisidir” ifadelerini kullandı.
Özdağ’dan ekonomi eleştirisi
Toplantının önemli gündem başlıklarından biri de ekonomi oldu. Özdağ, iktidarın siyasi tartışmalar üzerinden kamuoyunun dikkatini ekonomik sorunlardan uzaklaştırmaya çalıştığını savundu.Emeklilere yapılan zamların hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını ileri süren Özdağ, asgari ücretlinin ve emeklinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.“Birileri kayyum, parti bölündü, yeni parti ve mutlak butlan diyerek gündemi manipüle etmeye çalışırken mutfakta mutlak yangın devam ediyor” diyen Özdağ, orta sınıfın giderek ortadan kalktığını savundu.Türkiye’nin ekonomik krizden çıkabilmesi için hukuk devletinin yeniden kurulması, güven ortamının oluşturulması ve üretime dayalı ekonomik modele geçilmesi gerektiğini belirten Özdağ, iktidara gelmeleri halinde Devlet Planlama Teşkilatı’nı yeniden kuracaklarını açıkladı.Özdağ, “Planlı ekonomi, planlı sanayileşme ve planlı tarımla üreten, kendisine yeten ve adaletli paylaşan bir Türkiye mümkündür. Türkiye fakir değil, Türk halkı fakir. Türkiye’nin zenginlikleri küçük bir grup tarafından sömürülüyor” dedi.
Gaziler arasında ayrım yapılmasına tepki
Güvenpark’ta taleplerini dile getiren gazileri ziyaret ettiklerini hatırlatan Özdağ, gaziler arasında görev veya tarih temelinde ayrım yapılmasına tepki gösterdi.“Gazilerin ve şehitlerin rütbesi olmaz” diyen Özdağ, “15 Temmuz gazileri” ve “terörle mücadele gazileri” şeklinde farklı uygulamalara gidilmemesi gerektiğini söyledi.Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda gazilerin taleplerini yerine getireceğini belirten Özdağ, iktidarın gazilerin sorunları yerine PKK ve Abdullah Öcalan’ın taleplerini tartıştığını öne sürdü.
S-400 ve Kıbrıs açıklaması
Özdağ, S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye satılabileceği yönündeki iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.S-400’lerin Türkiye’nin egemenlik hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, hükümeti sistemlerin geleceği konusunda Türkiye’nin millî çıkarlarını koruyacak şekilde hareket etmeye çağırdı.Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma politikalarının ve yabancı ülkelere askerî imkânlar sağlamasının bölgede tehlikeli bir süreç oluşturduğunu savunan Özdağ, iki devletli çözümden vazgeçilmemesi gerektiğini söyledi.“Kıbrıs sadece bir ada veya batmayan bir uçak gemisi değildir. Kıbrıs Türk vatanıdır” diyen Özdağ, KKTC’nin varlığını ve Türk milletinin adadaki egemenlik haklarını savunmaya devam edeceklerini ifade etti.