İnşaat mühendisliği ile iş sağlığı ve güvenliği alanlarında uzun yıllardır akademik ve sektörel çalışmalarını sürdüren Özcan, canlı yayın boyunca iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Özcan; İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nın tarihsel arka planı, toplumsal anlamı, iş sağlığı ve güvenliğinin bilimsel tanımı, çalışma hayatındaki işlevi, eğitim yoluyla güvenlik bilincinin nasıl kazandırılabileceği ve iş güvenliği uzmanlarının görev sınıflandırması gibi başlıkları hem teorik hem de uygulamalı yönleriyle anlattı.
“BU HAFTA TOPLUMSAL FARKINDALIK ÇAĞRISIDIR”
1987’den bu yana her yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nın yalnızca sembolik bir etkinlik olmadığını vurgulayan Özcan, bu haftanın iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik önemli bir farkındalık çağrısı niteliği taşıdığını söyledi.
Türkiye’de her yıl binlerce çalışanın iş kazasına maruz kaldığını ve bazı çalışanların bu kazalar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Özcan, bu gerçeğin İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nı sıradan bir takvim kaydının ötesine taşıdığını ifade etti.
“İŞ KAZALARININ YÜZDE 98’İ ÖNLENEBİLİR”
Uluslararası Çalışma Örgütü ve ulusal iş sağlığı ve güvenliği kurumlarının verilerine dikkat çeken Özcan, iş kazalarının yüzde 98’inin, meslek hastalıklarının ise yüzde 99’unun önlenebilir nitelikte olduğunu belirtti.
Bu tablonun, gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklandığını dile getiren Özcan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” felsefesi ve “Önlemek, ödemekten daha ucuzdur” yaklaşımı üzerine inşa edildiğini kaydetti.
İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bireyleri ve işletmeleri değil, toplumun tamamını ilgilendiren yapısal bir mesele olduğunu vurgulayan Özcan, güvenli çalışma ortamlarının çalışan motivasyonunu, iş verimini ve işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğinin altını çizdi.
“GÜVENLİK KÜLTÜRÜ EĞİTİMLE KAZANDIRILMALI”
Güvenlik kültürünün oluşturulmasında eğitimin belirleyici bir rol üstlendiğini ifade eden Özcan, mesleki ve teknik eğitim kurumlarından mezun olan gençlerin çalışma hayatına başlamadan önce bu bilinci kazanmasının kritik önem taşıdığını söyledi.
Öğrencilerin lisans ve ön lisans öğrenimleri süresince iş sağlığı ve güvenliği dersi almalarının, ilerleyen mesleki yaşamlarında tehlikeleri önceden tespit etme, riskleri kontrol altına alma ve iş kazalarını önleme konusunda daha donanımlı bireyler yetişmesine katkı sağlayacağını belirten Özcan, iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yalnızca yasal zorunluluk olarak değil, yaşam kültürü olarak benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

















