Ağrısız bir yaşamın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Yaycı, özellikle bel ve sırt ağrısı, egzersiz, ağrı kesici kullanımı, kilo kontrolü ve psikolojik desteğin ağrı yönetimindeki rolüne dikkat çekti.
“Bel ağrısında uzun süre yatmak doğru değil”
Bel ve sırt ağrılarında sürekli dinlenmenin sanılanın aksine iyileşmeyi geciktirebileceğini ifade eden Dr. Yaycı, şiddetli dönemlerde kısa süreli istirahatin önerilebileceğini ancak hastaların günlük aktivitelerine mümkün olduğunca devam etmesi gerektiğini belirtti.
Mayo Clinic ve HSE/NHS kaynakları da bel ağrısında tam yatak istirahatinin önerilmediğini, kişinin tolere edebildiği ölçüde hareketli kalmasının iyileşmeyi destekleyebileceğini bildiriyor.
“Küçük ağrılar ihmal edilmemeli”
Ağrının vücudun önemli bir uyarı mekanizması olduğunu kaydeden Yaycı, bir haftadan uzun süren ya da günlük yaşamı kısıtlayan ağrıların “nasılsa geçer” düşüncesiyle ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Uzmanlara göre özellikle ağrı şiddetleniyorsa, günlük aktiviteleri engelliyorsa, uzun sürüyorsa veya uyuşma, güç kaybı, ateş, kilo kaybı gibi belirtiler eşlik ediyorsa hekime başvurulması gerekiyor.
“Egzersizde keskin ağrı vücudun dur sinyalidir”
Egzersizin ağrı yönetiminde önemli bir yere sahip olduğunu ancak kişinin kendi sınırlarını bilmesi gerektiğini belirten Dr. Yaycı, spor sırasında hissedilen keskin ağrının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Johns Hopkins Medicine, kronik bel ağrısında egzersizi tedavinin temel unsurlarından biri olarak tanımlarken, egzersiz programlarının kişinin durumuna, semptomlarına ve konfor seviyesine göre düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor.
“Ağrı yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değil”
Dr. Yaycı, ileri yaşta görülen kronik ağrıların “yaşlılığın doğal sonucu” olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, ağrının çoğu zaman altta yatan bir sağlık sorununun belirtisi olabileceğini söyledi.
Ağrı kesici kullanımında hekim kontrolü önemli
Ağrı kesicilerin bilinçsiz kullanımının risk taşıdığına dikkat çeken Yaycı, ilaç dozunun kişinin kendi kararıyla değiştirilmemesi ve başkasına ait ilaçların kullanılmaması gerektiğini belirtti.
Özellikle opioid grubu reçeteli ağrı kesiciler için uluslararası kılavuzlar, fayda-risk değerlendirmesinin hekim tarafından yapılmasını ve uzun süreli kullanımda dikkatli olunmasını öneriyor. CDC, opioidlerin ağrı tedavisinde yeri olabileceğini ancak bağımlılık, aşırı doz ve ciddi yan etkiler açısından risk taşıdığını bildiriyor.
Hava değişimi, kilo ve psikolojik durum ağrıyı etkileyebilir
Dr. Yaycı, hava basıncı ve sıcaklık değişimlerinin özellikle artrit gibi eklem rahatsızlıklarında ağrıyı tetikleyebileceğini belirtti. Cleveland Clinic’e göre düşük barometrik basınç, soğuk hava ve nem bazı kişilerde eklem sertliği ve ağrı şikâyetlerini artırabiliyor.
Fazla kilonun eklemler ve omurga üzerindeki yükü artırdığını söyleyen Yaycı, kilo kaybının ağrı düzeyini azaltmaya yardımcı olabileceğini ifade etti. Johns Hopkins Medicine de sağlıklı kilonun korunmasının omurga üzerindeki baskıyı azaltarak bel ağrısını hafifletebileceğini belirtiyor.
Ağrı sürecinde kaygı ve depresyonun da fiziksel iyileşmeyi etkileyebileceğine dikkat çeken Yaycı, gerektiğinde psikolojik destek alınmasının tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini söyledi.


















