DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, “Hiçbir şeyin değişmediğini, sadece sınırlı sayıda müteahhidin hakkıyla bina diktiğini, denetimlerin yapılmadığını, ama bir yandan cesaretle imar kaçaklarına karşı çıkan ender Belediye Başkanları sayesinde kurtulan ilçeleri, köyleri gördük” dedi.Sözlerine Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleşen terör saldırısını kınayarak başlayan DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, “İstanbul Çağlayan Adliyesine yönelik olarak gerçekleşen hain terör saldırısındaki müdahaleleri nedeniyle emniyet güçlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Terörü hep birlikte DEVA Partisi olarak lanetliyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi. DEVA Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 1. Bölge Milletvekili Elif Esen, Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 2. Bölge Milletvekili Evrim Rızvanoğlu ile DEVA Partisi İstanbul İl Başkanı Ali Hakan Ağaoğlu, DEVA Partisi İstanbul İl Başkanlığı önünde basın açıklamasında bulundu. Kahramanmaraş depremlerinin birinci yıldönümünde süreci değerlediren Esen ve Rızvanoğlu deprem bölgesine verilen sözlerin tutulmaması ve halkın yaşadığı sıkıntıları dile getirirken, belediyecilikte deprem gibi afetlerin önemini vurguladı.
“99 Depreminin ardından yıllarca depremi ve olacakları konuştuk, o dönemde hurda Bulgar demirleri yüzünden yaşanan katliam gibi yıkımları, ne yazık ki Maraş depremlerinde de ithal hurda Suriye demirleri yüzünden yaşadık. Hiçbir şeyin değişmediğini, sadece sınırlı sayıda müteahhidin hakkıyla bina diktiğini, denetimlerin yapılmadığını, ama aynı zamanda cesaretle imar kaçaklarına karşı çıkan ender Belediye Başkanları sayesinde kurtulan ilçeleri, köyleri gördük.Tam 1 yıl sonra, acılar hala taze. Deprem bölgesinde hayatta kalan, ancak evini, sevdiklerini yitiren anneler kış soğuğunda çadırlarda, konteynırlarda yaşayan, okuyan çocukları için gözyaşı dökerek "keşke biz de ölseydik!" diyor. Bu insanları böyle çaresiz, hayattan umudunu bu kadar koparacak hale sokan nedir biliyor musunuz? Verilmeyen sözler, vaatler ve yanlış ekonomik hamleler!“
Zaten TOKİ 20 yılda toplamda 700 bin konut üretmiş, haliyle 1 yıl evvel verilen TOKİ'nin 650 bin konut yapacağı vaadi aslında bir seçim vaadinden ötesi değildi. TOKİ'nin bir yıl içinde 650 bin konut inşa etmesi mümkün olmayacağı gibi şehirlerin böyle bir hızda planlanması da gelecekte daha büyük sorunlara neden olabilir. Oysa daha akılcı çözümlerle, daha sağlıklı modüler prefabrik yapılarla, bu zor yıllar atlatılana dek umut yeşerten bir yaşam sunmak mümkündü. Oysa şimdi yapımı yıllar alacak evler için depremzedeler üzerine para da ödeyecek.”
“Anneler kış soğuğunda çocukları için gözyaşı dökerek ‘keşke biz de ölseydik!’ diyor”
Esen’in açıklamasından başlıklar şöyle;“Anneler kış soğuğunda çocukları için gözyaşı dökerek ‘keşke biz de ölseydik!’ diyor”“99 Depreminin ardından yıllarca depremi ve olacakları konuştuk, o dönemde hurda Bulgar demirleri yüzünden yaşanan katliam gibi yıkımları, ne yazık ki Maraş depremlerinde de ithal hurda Suriye demirleri yüzünden yaşadık. Hiçbir şeyin değişmediğini, sadece sınırlı sayıda müteahhidin hakkıyla bina diktiğini, denetimlerin yapılmadığını, ama aynı zamanda cesaretle imar kaçaklarına karşı çıkan ender Belediye Başkanları sayesinde kurtulan ilçeleri, köyleri gördük.Tam 1 yıl sonra, acılar hala taze. Deprem bölgesinde hayatta kalan, ancak evini, sevdiklerini yitiren anneler kış soğuğunda çadırlarda, konteynırlarda yaşayan, okuyan çocukları için gözyaşı dökerek "keşke biz de ölseydik!" diyor. Bu insanları böyle çaresiz, hayattan umudunu bu kadar koparacak hale sokan nedir biliyor musunuz? Verilmeyen sözler, vaatler ve yanlış ekonomik hamleler!“
“TOKİ'nin 1 yılda 650 bin konut iddiası sadece bir seçim vaadiydi”
“Deprem bölgesine söz verilen 300 bin konuttan sadece 25 bini teslim edilmiş. Yine kuralar çekilerek teslim edileceği belirtilen, vaat edilen 650 bin konuttan sadece 46 bini kuraya hazır durumda.Zaten TOKİ 20 yılda toplamda 700 bin konut üretmiş, haliyle 1 yıl evvel verilen TOKİ'nin 650 bin konut yapacağı vaadi aslında bir seçim vaadinden ötesi değildi. TOKİ'nin bir yıl içinde 650 bin konut inşa etmesi mümkün olmayacağı gibi şehirlerin böyle bir hızda planlanması da gelecekte daha büyük sorunlara neden olabilir. Oysa daha akılcı çözümlerle, daha sağlıklı modüler prefabrik yapılarla, bu zor yıllar atlatılana dek umut yeşerten bir yaşam sunmak mümkündü. Oysa şimdi yapımı yıllar alacak evler için depremzedeler üzerine para da ödeyecek.”

















