Zeynel Emre: CHP'ye yönelik operasyonlar siyasi, mücadelemizi sürdüreceğiz
Cumhuriyet Halk Partisi adına Silivri Dayanışma Merkezi’nde basın açıklaması yapan Zeynel Emre, son dönemde CHP’li belediyelere ve parti yöneticilerine yönelik operasyonların siyasi nitelik taşıdığını savundu. Emre, Bursa’dan Üsküdar’a, Silivri’de görülen davalardan çeşitli belediyelere yönelik işlemlere kadar birçok başlıkta iktidarı ve yargı süreçlerini eleştirdi.
Emre, açıklamasında 31 Mart 2024 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin açık farkla CHP tarafından kazanıldığını belirterek, Bursa’daki yönetim değişikliğini “halk iradesine müdahale” olarak nitelendirdi. Seçilmiş belediye başkanının yerine belediye meclisi çoğunluğuna dayanarak farklı bir ismin getirilmesini “milli iradeye ve demokrasiye saldırı” olarak değerlendiren Emre, CHP’nin buna karşı siyasi mücadelesini sürdüreceğini söyledi.
Bursa’daki süreçte protestolara müdahale edildiğini öne süren Emre, meclis üyeleri ve milletvekillerinin seçim yapılan alana alınmadığını, gösterilere farklı gazlarla müdahale edildiğini iddia etti. Emre, bu müdahale sırasında yaralananlar olduğunu ve kullanılan gazların içeriğinin açıklanması gerektiğini savundu.
Emre, açıklamasında CHP’li belediyelere yönelik operasyonların sistematik hale geldiğini öne sürerek Bornova, Üsküdar ve diğer bazı belediyeler üzerinden örnekler verdi. Üsküdar Belediyesi’ne yönelik yürütülen süreçte bazı görüntü ve iddiaların yandaş medya aracılığıyla servis edildiğini savunan Emre, ortada rüşvet suçlamasını doğrulayacak somut bir tespit bulunmadığını söyledi.
Silivri’de tutuklu bulunan CHP’li isimler ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyalarına da değinen Emre, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çok sayıda isme yöneltilen suçlamaların mahkeme süreçlerinde çürüdüğünü ileri sürdü. Emre, bazı sanıkların birbirini tanımadığını, bazı “itirafçı” ifadelerinin geri çekildiğini ve savunma yapan isimler hakkında yeni soruşturmalar açıldığını belirterek, bunun hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
Açıklamada bazı isimler üzerinden dosyalardaki çelişkilere de dikkat çeken Emre, Necati Özkan, İrem Bayrak, Melih Geçek, Orhan Gazi Erdoğan ve Ulaş Yılmaz gibi isimler hakkında yürütülen soruşturmalarda ciddi tutarsızlıklar bulunduğunu öne sürdü. Emre, bazı suçlamaların teknik ve hukuki dayanağının olmadığını, buna rağmen uzun tutuklulukların sürdüğünü söyledi.
İsrail Başkonsolosluğu’na yönelik saldırıya da değinen Emre, saldırının açık biçimde IŞİD bağlantılı olduğunu savundu. İçişleri Bakanlığı’nın olayı bu şekilde tanımlamamasını eleştiren Emre, saldırıda öldürülen kişinin geçmişte IŞİD finansmanı iddiasıyla mal varlığına tedbir konulan bir isim olduğunu ileri sürdü. Emre, bir yanda CHP’li isimlerin mal varlıklarına el konulurken, diğer yanda bu dosyada farklı işlemler yapılmasının kamu vicdanını yaraladığını söyledi.
CHP’li isimlere yönelik suçlamaların aksine, AK Parti’ye mensup bazı isimler hakkındaki iddiaların görmezden gelindiğini savunan Emre, Ordu’nun Mesudiye ilçesindeki belediye başkanıyla ilgili dava sürecini, eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan dönemine ilişkin tartışmaları, Serik Belediyesi’yle ilgili geçmişte gündeme gelen rüşvet iddialarını ve bazı belediyelerde yapılan doğrudan temin işlemlerini örnek gösterdi. Emre, iktidarın kendi çevresi söz konusu olduğunda sessiz kaldığını ileri sürdü.
Vakıflar üzerinden belediyelere ait bazı taşınmazlara el konulduğunu da öne süren Emre, İzmir’deki bazı mülkler ile geçmişte İstanbul’da yaşanan devir süreçlerini hatırlattı. Bu uygulamaları “çökme” ve “servet transferi” olarak nitelendiren Emre, CHP’nin bu süreçlere hem siyasi hem hukuki zeminde karşı çıkacağını söyledi.
Açıklamasının sonunda CHP’ye yönelik iddiaların “boş çaba” olduğunu savunan Emre, “Güneş balçıkla sıvanmaz. Doğrular her zaman galip gelir. Mücadelemize devam edeceğiz” dedi.















