Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, 16-23 Mart 2026 tarihli Sosyal Gündem Analiz Raporu’nda okullarda artan şiddet olaylarını ele aldı. Raporda, okul şiddetinin yalnızca bireysel davranış sorunlarıyla açıklanamayacak kadar karmaşık bir problem olduğu belirtilerek, psikolojik, sosyal ve toplumsal etkenlerin bu süreçte belirleyici rol oynadığı ifade edildi.
Raporda, ev içi şiddet, ekonomik zorluklar, ihmal, sosyal dışlanma, zorbalık ve medya aracılığıyla maruz kalınan şiddet içeriklerinin öğrencilerin saldırgan davranışlar geliştirmesine neden olabildiği kaydedildi. Bu nedenle okul şiddetinin önlenmesinde yalnızca disiplin cezaları ve güvenlik önlemlerine dayalı yaklaşımların yetersiz kalacağı vurgulandı.
Açıklamada, öğrencilerin psikolojik ihtiyaçlarının anlaşılması ve uygun destek mekanizmalarının kurulmasının önemine işaret edildi. Sosyal ve duygusal öğrenme yaklaşımının; empati, öfke kontrolü, sağlıklı iletişim ve sorun çözme becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu belirtildi.
Raporda ayrıca spor, sanat, gönüllülük ve mentörlük faaliyetlerinin öğrencilerin olumlu gelişimine katkı sunduğu; saygı, merhamet, yardımlaşma ve sorumluluk gibi değerlerin kazandırılmasının da şiddeti azaltmada önemli rol oynadığı ifade edildi.
Okul güvenliği konusunda yalnızca kamera, dedektör ya da polis varlığının yeterli olmadığı belirtilen raporda, okul polislerinin öğrencilerle güven ilişkisi kurabilen, rehberlik edebilen bir rol üstlenmesinin daha sağlıklı sonuçlar doğuracağı kaydedildi.
Saadet Partisi, okul şiddetinin önlenmesi için eğitim kurumları, aileler, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve güvenlik birimleri arasında güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda okullarda tehdit değerlendirme ekipleri oluşturulması ve erken uyarı sistemlerinin devreye alınması önerildi.
Raporda, öğrencilerin karşılaştıkları riskleri rahatça bildirebilmeleri için anonim ihbar sistemlerinin kurulmasının da erken müdahale açısından önemli olduğu ifade edildi.
Basın açıklamasında, “Okullar yalnızca akademik bilginin verildiği yerler değil, aynı zamanda öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri sosyal gelişim alanlarıdır” denilerek, tüm kurumlara ortak sorumluluk çağrısı yapıldı.

















