İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile devam eden savaşın sona erdirilmesi gerektiğini açık biçimde dile getirdi.
Pezeşkiyan, 21 Ağustos’ta Tahran’da İran İslam Tabipler Birliği’nin genel kurulunda yaptığı konuşmada, İran’ın mevcut konumunun savaşı sona erdirmek için uygun olduğunu savundu.
İran Cumhurbaşkanı, “Bugün savaşı bitirmemiz daha iyi; güç ve onur konumundayız” mesajını verirken, ülkesinin savaşta başarılı olduğunu ve uluslararası kamuoyunun da bunu gördüğünü ileri sürdü. Pezeşkiyan’ın “bütün dünyanın İran’ın zaferini kabul ettiği” yönündeki ifadesi Tahran yönetiminin siyasi değerlendirmesi niteliğinde; bağımsız olarak doğrulanmış bir sonuç değil.
Açıklama, İran Cumhurbaşkanı’nın son günlerde giderek belirginleşen “savaşı bitirelim” çizgisinin en açık ifadelerinden biri oldu.
Pezeşkiyan iki gün önce de “Müzakere teslimiyet değildir” demişti
Pezeşkiyan 19 Ağustos’ta yaptığı başka bir açıklamada da ABD ile müzakere edilmesinin teslimiyet anlamına gelmediğini söylemişti.
İran Cumhurbaşkanı, amaçlarının önce savaşı sona erdirmek, ekonomik kuşatmayı kaldırmak ve bloke edilmiş İran kaynaklarının serbest bırakılmasını sağlamak, daha sonra da nükleer görüşmelere geçmek olduğunu belirtmişti.
Pezeşkiyan daha önce de İran’ın toprak bütünlüğünü savunacağını ancak savaşı genişletme veya sürdürme arzusunda olmadığını açıklamıştı.
Dolayısıyla 21 Ağustos’taki açıklama tek başına ortaya çıkmış yeni bir politika değil. Tahran yönetiminin en azından Cumhurbaşkanlığı kanadı, yaklaşık üç haftadır daha açık biçimde “güçlü konumdayken anlaşmaya varma” mesajı veriyor.
Ancak ABD ile gerçek bir müzakere masası henüz yok
Diplomatik söylemdeki yumuşamaya rağmen Washington ile Tahran arasında resmî bir barış süreci başlamış değil.
ABD Başkanı Donald Trump, 18 Ağustos’ta İran’la herhangi bir görüşme yapılmadığını ve yeni bir görüşmenin de planlanmadığını açıkladı. Buna karşılık Trump’ın özel temsilcisi Jared Kushner, İran yönetiminin farklı kesimleriyle temasların sürdüğünü söylemişti.
İran tarafı da doğrudan görüşmelerin bulunmadığını, mesajların aracılar üzerinden iletildiğini açıklıyor.
Haziran ayında ABD ile İran arasında imzalanan geçici mutabakatın savaşı sona erdirmek amacıyla öngördüğü 60 günlük süre bu hafta doldu. Ancak temel maddelerde anlaşma sağlanamadı ve kalıcı barış görüşmeleri başlayamadı.
En büyük anlaşmazlık ise Hürmüz Boğazı.
Hürmüz hâlâ krizin merkezinde
Savaştan önce dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda trafik hâlâ olağan seviyelerin çok altında.
Kpler verilerine göre 20 Ağustos Perşembe günü boğazdan yalnızca yedi emtia gemisi geçti. Bir gün önce bu sayı 14’tü. Geçen gemiler arasında büyük ham petrol tankerleri veya LNG tankerleri bulunmadı.
Bu tablo, Washington’ın “Hürmüz açık” açıklamalarına rağmen ticari gemicilik açısından savaş öncesi normale dönülmediğini gösteriyor.
Tahran ise boğazın tam anlamıyla yeniden açılması için ABD’nin deniz ablukasını kaldırmasını, İran petrolüne yönelik yaptırımların gevşetilmesini, dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasını ve askerî tehditlerin sona ermesini istiyor.
İran Devrim Muhafızları Komutan Yardımcısı Yedullah Cevani de 17 Ağustos’ta savaşın haziranda imzalanan mutabakat temelinde sona ermesi gerektiğini söyledi ancak Hürmüz’deki düzenin “hiçbir zaman savaş öncesindeki haline dönmeyeceğini” savundu.
Bu nedenle taraflar “savaşı bitirme” fikrine tamamen karşı olmasalar da Hürmüz’ün gelecekte kimin kontrolünde ve hangi şartlarla işleyeceği konusunda ciddi biçimde ayrışıyor.
Washington askeri baskının yanına “ekonomik savaş” ekledi
Pezeşkiyan’ın barış mesajının geldiği saatlerde ABD ise İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington’ın İran’a karşı “tarihin en ağır yaptırımlarını” açıklamaya hazırlandığını söyledi. Yeni önlemlerin pazartesi günü ayrıntılandırılması bekleniyor.
Trump yönetimi yalnızca İran’daki şirket ve kurumları değil, Tahran’a ekonomik destek sağlayan üçüncü ülkeleri de yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.
Washington özellikle İran petrolünü satın alan ülkeleri, finans kurumlarını, gemicilik ağlarını ve İran’ın yaptırımları aşmak için kullandığını söylediği paravan şirketleri hedef almaya hazırlanıyor. AP’ye göre Beyaz Saray yeni kampanyayı İran’a karşı bir tür “ekonomik D-Day” olarak sunuyor.
Çin burada en kritik ülke konumunda. Pekin İran petrolünün başlıca alıcısı olmayı sürdürüyor ve Washington’ın üçüncü ülkelere yönelik ikincil yaptırımları genişletmesi halinde ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir cephe açılması mümkün.
İran ordusundan aynı gün “yıkıcı karşılık” tehdidi
Pezeşkiyan’ın savaşı sona erdirme mesajı, İran yönetiminin bütün unsurlarının söylemini yumuşattığı anlamına da gelmiyor.
İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ali Abdollahi, Washington’ın yeni tehditlerine karşı İran silahlı kuvvetlerinin kara, deniz, hava, hava savunma ve siber alanlarda hazır olduğunu söyledi.
Abdollahi, yeni ABD tehditlerine “ezici, cezalandırıcı ve yıkıcı” karşılık verileceğini belirtti.
İran Meclis Başkanı ve ABD ile yürütülen arabuluculu görüşmelerde önemli rol üstlenen Muhammed Bakır Kalibaf da Washington’ın İran’ı doğrudan askerî çatışmayla yenemeyeceğini anladığını savundu.
Bu nedenle Tahran’dan aynı anda iki mesaj geliyor: Pezeşkiyan savaşın sona ermesini isterken güvenlik ve askerî kanat, bunun İran’ın şartlarının kabul edilmesiyle mümkün olacağını ve yeni baskıya askerî karşılık verileceğini söylüyor.
İran içinde savaşın maliyeti giderek ağırlaşıyor
Pezeşkiyan’ın neden şimdi daha güçlü biçimde savaşın bitirilmesini istediğini anlamak için İran ekonomisine bakmak gerekiyor.
İran Cumhurbaşkanı geçen hafta ülkesinin gelirlerinin ciddi biçimde düştüğünü açıkça kabul etti. Petrol satışlarının büyük ölçüde gerilediğini, savaşta zarar gören fabrikaların vergi üretemediğini ve devletin bu tesisleri ayakta tutmak için ayrıca kaynak harcamak zorunda kaldığını söyledi.
AP’nin İran’dan aktardığı son tabloya göre ülkede enflasyonun yaklaşık yüzde 70’e yaklaşması beklenirken ekonomi yüzde 5’in üzerinde küçülme riski taşıyor. İş kayıpları, İran riyalindeki değer kaybı ve temel tüketim mallarındaki fiyat artışları halk üzerindeki baskıyı artırıyor.
Pezeşkiyan yönetimi bu nedenle müzakere yoluyla savaşın ve ekonomik izolasyonun sona ermesini isterken, Devrim Muhafızları başta olmak üzere güvenlik kanadı Hürmüz ve diğer stratejik kazanımlardan taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor.
Petrol yeniden 94 dolar çevresinde
Savaşın bitirilmesine yönelik açıklamalar henüz enerji piyasalarını rahatlatmış değil.
Brent petrol 21 Ağustos’ta yaklaşık 94 dolar seviyesinde işlem görürken haftalık yükselişi yüzde 6’yı aştı. ABD tipi WTI petrol ise yaklaşık 87 dolar seviyesinde bulunuyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişte ABD’nin yeniden sertleştirdiği İran politikası, deniz ablukası, Hürmüz trafiğinin düşük kalması ve İran petrolünün Çin’e ulaşmasındaki güçlükler etkili oluyor.
Peki cephede şu anda ne oluyor?
21 Ağustos itibarıyla tablo şu: İran ile ABD arasında kalıcı barış görüşmesi yok; hazirandaki geçici anlaşmanın süresi sonuç alınamadan doldu. Büyük ölçekli yeni bir uzlaşma yerine Hürmüz üzerindeki güç mücadelesi, ABD deniz ablukası ve ekonomik yaptırım savaşı öne çıkıyor. İran savaşın sona ermesini istediğini giderek daha açık söylüyor ancak bunu kendi şartlarından geri çekilmeden yapmak istiyor. Washington ise Tahran’a askerî taviz vermek yerine ekonomik baskıyı daha da artırma yolunu seçmiş durumda.
Not: Haber; Reuters, AP, Anadolu Ajansı ve bölgesel açık kaynakların taranmasıyla güncellenmiştir.
















