G7 ülkelerinin piyasalara 100 milyon varile kadar acil petrol ve yakıt rezervi sürme kararının ardından enerji fiyatlarında gerileme görülürken, krizin merkezindeki Hürmüz Boğazı konusunda ABD ile İran arasındaki anlaşmazlık devam ediyor.
İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran'ın belirlediği
yedi şart yerine getirilmeden Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmayacağını söyledi.Kalibaf, ABD'nin son dönemde aracılar üzerinden İran'a yeni teklifler gönderdiğini de doğruladı ancak Tahran'ın koşullarında değişiklik olmadığını belirtti. İran'ın yarı resmî haber ajansı
ISNA, Kalibaf'ın söz konusu şartları “
İslamabad Mutabakatı” temelinde tanımladığını aktardı.
Reuters ise şartların haziran ayında ABD ile oluşturulan geçici çerçeveyle bağlantılı olduğunu ve anlaşmazlığın artık büyük ölçüde tarafların hangi adımı önce atacağı konusunda yoğunlaştığını bildiriyor.
Katar üzerinden diplomasi sürüyor
Diplomatik temasların merkezinde Katar bulunuyor.İran, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Washington'a
yedi günlük bir plan sundu.
Reuters'a göre bu plan, koşulların yerine getirilmesi halinde çatışmaların durdurulması ve Hürmüz'ün yeniden açılmasını öngören bir takvim içeriyor.Katar, ABD ve İran arasında doğrudan görüşme yerine taraflarla ayrı ayrı temas kurarak arabuluculuk yapıyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Tahran'ın yedi günlük planının Katar aracılığıyla Washington'a iletildiğini ve ABD'nin planı kabul etmesi halinde Hürmüz'ün yeniden açılması sürecinin başlayabileceğini açıkladı.
Arap medyasına yansıyan son bilgilere göre ise diplomasi tamamen durmuş değil.
Al Arabiya, İran'ın Washington tarafından yedi günlük plana iletilen görüş ve değişiklik önerilerini değerlendirdiğini bildirdi. Bu durum, tarafların kamuoyunda sert açıklamalar yapmasına rağmen arka plandaki dolaylı müzakerenin sürdüğüne işaret ediyor.
İran'ın şartlarında neler var?
Yedi maddenin tamamı taraflarca ortak ve resmî bir metin halinde kamuoyuna açıklanmış değil.Ancak bölge kaynaklarına yansıyan bilgiler, İran'ın taleplerinin başlıca
çatışmaların durdurulması, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması ve İran limanlarına yönelik Amerikan deniz ablukasının sona erdirilmesi gibi başlıklarda yoğunlaştığını gösteriyor.
Al Jazeera'nın aktardığı İran açıklamalarına göre Tahran ayrıca ateşkesin yalnızca İran cephesiyle sınırlı kalmamasını ve bölgedeki diğer çatışma alanlarını da kapsamasını istiyor.İran tarafı mevcut görüşmelerin nükleer müzakerelerle birleştirilmesine karşı çıkıyor.
Reuters'a göre Tahran'ın yaklaşımı, Hürmüz ve deniz güvenliğine ilişkin düzenlemelerin ayrı bir başlık altında ele alınması yönünde.
Hürmüz gerçekten tamamen kapalı mı?
Burada önemli bir ayrım bulunuyor.İran siyasi olarak
“Hürmüz yeniden açılmadı” söylemini sürdürüyor ancak bu, boğazdan hiçbir geminin geçmediği anlamına gelmiyor.
Reuters'ın 5 Ekim tarihli tanker ve ihracat verilerine göre Orta Doğu'dan ham petrol ve kondensat ihracatı eylül ayında günlük ortalama yaklaşık
18,3 milyon varile ulaşırken bazı günlerde savaş öncesi seviyelerin üzerine çıktı.İran ayrıca bazı Irak tankerlerinin Hürmüz'den geçmesine özel izin verdi.Dolayısıyla mevcut durum, klasik anlamda mutlak bir “kapalı boğaz” görüntüsünden ziyade
geçişlerin siyasi izinlere, güvenlik şartlarına ve yüksek operasyonel riske bağlı olduğu olağanüstü bir rejim niteliğinde.
Üstelik risk azalmış değil. Ekim ayının ilk haftasında en az yedi tankere yönelik saldırı bildirildi ve denizcilik güvenliği açısından tehlikenin devam ettiğini aktarılıyor.
Petrol düştü ama kriz bitmedi
G7'nin acil rezerv kararı ve Orta Doğu'dan yükselen ihracat petrol fiyatlarında aşağı yönlü hareket yarattı.Brent petrol pazartesi günü yaklaşık 2 dolar gerileyerek
100,32 dolardan kapanırken ABD tipi WTI petrol 89,43 dolar seviyesine indi.Ancak fiyatın 100 doların üzerinde kalması, sorunun yalnızca piyasadaki ham petrol miktarıyla açıklanamayacağını gösteriyor.
Reuters analizine göre Hürmüz üzerinden petrol akışı savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 80'ine kadar toparlanmış olmasına rağmen tanker navlunları, sigorta maliyetleri, rafineri kapasitesi ve saldırı riski enerji maliyetlerini yüksek tutuyor. Bazı tanker rotalarında günlük taşıma maliyetlerinin savaş öncesindeki yaklaşık 30 bin dolardan
1 milyon doların üzerine çıktığı belirtiliyor.Bu nedenle G7'nin rezervleri piyasaya sürmesi kısa vadede fiyatları aşağı çekebilse de
Hürmüz'deki güvenli ve düzenli deniz trafiği yeniden sağlanmadan enerji krizinin temel risklerinden biri ortadan kalkmış olmayacak.Türkiye açısından neden önemli?
Türkiye açısından Hürmüz'deki gelişmeler yalnızca küresel petrol fiyatı nedeniyle değil, enerji ithalat maliyetleri, akaryakıt fiyatları ve dolayısıyla enflasyon üzerindeki etkileri nedeniyle de önem taşıyor.Karşı Sav Haber Merkezi