Bugün Türkiye'de hukuki gerçeklerle değil, siyasi intikam duygusuyla hareket eden bir savcılık pratiği görülüyor. İddianamenin dili, cezanın oranı, üslubun sertliği, hedefin kim olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. İstanbul'u kazanan, anketlerde önde olan, milletin umudu hâline gelen bir siyasetçiye darbe faillerinden, terör örgütü yöneticilerinden, organize suç baronlarından daha ağır cezalar istiyorsanız, bu artık hukuk değil, siyasi tasfiye girişimidir. Bu tablo, Anayasa'nın 2. maddesinde yazan hukuk devleti ilkesinin çöküşüdür; yargının siyasete göre şekillendiğinin itirafıdır; milletin iradesini yargı sopasıyla dizayn etme girişimidir.
"Hiç kimse siyasi rakip diye darbecilerden, terör örgütü liderlerinden daha ağır cezalarla tehdit edilmeyecek"
Ekrem İmamoğlu hakkında talep edilen ceza, bir hukuk ölçüsü değildir; bir siyasi niyetin sayısal ifadesidir. Bu düzen değişecek, hukuk kişiye göre değil, suça göre işleyecek. Savcılar iktidara göre değil, Anayasa'ya göre hareket edecek. Hiç kimse siyasi rakip diye darbecilerden, terör örgütü liderlerinden daha ağır cezalarla tehdit edilmeyecek. Türkiye bu ayıptan da çıkacak. Hukuk yeniden adaletin dili olacak."

















