Viyana Teknik Üniversitesi'nde, 7-8 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ne, 21 ülkeden 50'den fazla bilim insanı ve akademisyen katıldı. Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, iki gün süren kongrede dokuz ayrı oturumda masaya yatırıldı.
Kongrenin kapanış konuşmasını yapan BTP Lideri Hüseyin Baş, şunları söyledi:
"Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın; ister kavrulan topraklara, ister patlayan bombalara, isterse mülteci akınlarına... Gördüğünüz tüm bu felaketlerin tek bir ortak sicil kaydı vardır: Sömürgeci ekonomi sistemi. Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye çıkarılan planlı cinayetler. Güvenlik sorunları bir tesadüf değil; ekmeği adil bölüşemeyenlerin, huzuru silahta arama zavallılığıdır. Bugün dünyada yaşananlar tek kutuplu bir dünya düzeninin baskı ve korku politikalarıyla ayakta tutulma çabasının sonuçlarıdır. Bu tiyatronun elbet bir gün sona ereceği beklenen bir şeydi. Ama artık o beklenen günün şafağındayız. Yangını başlatanın bu modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu hatırlatmak gerekir. Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya söylenmiş bir söz değildir. Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür. Bu model, krizlere uyum sağlamak için değil, kriz üreten düzeni ortadan kaldırmak için yazılmıştır. Ekonomiye makyaj yapmak için değil, yeni bir ekonomik düzen kurmak için yazılmıştır. Bu gerçek 2013 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duma'sında modelin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu sözleri ile tarihe not düşülmüştür: 'Milli Ekonomi Modeli, sessiz bir devrimle kapitalizmi tarihe gömüyor.' O devrim artık sessiz değil, Avrupa'nın kalbinden tüm dünyayı saran bir haykırış… Bugün dünyaya hakim olan ekonomik sistem, tesadüfen oluşmuş değildir. Kapitalist sistem, bu kıtlık dogması üzerine inşa edildi. Bu anlayışa göre; kaynaklar sınırlıdır, dolayısıyla rekabet kaçınılmazdır ve çatışma doğaldır.Sonuç olarak güçlü olan hayatta kalır. İşte bugün dünyada yaşanan pek çok savaş, tam da bu bakış açısının fiili sonucudur. Soruyu açık soralım; petrol bir savaş sebebi değil mi? Doğal gaz jeopolitik bir silaha dönüşmedi mi? Enerji hatlarını ordular koruyor. Bu durum bize şunu gösteriyor: 'Kaynaklar kıt' denilerek aslında, kaynaklar üzerinden kurulan istila mantığı meşrulaştırılmaktadır."
"İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır"
Hüseyin Baş, Milli Ekonomi Modeli'nin de kıtlık üzerinden korku üreten bu anlayışı kökünden reddettiğini belirterek, şöyle konuştu:"Kapitalist ekonomi bize şunu söyler: 'İhtiyaçlar sınırsızdır.' On yıllardır kürsülerden, amfilerden, ekranlardan beynimize bunu kazıdılar. Bir düşünün; insanın yeme, içme, barınma, seyahat etme mülk edinme gibi ihtiyaçları nasıl sınırsız yani sonsuz olabilir. Bu, insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanıdır. Prof. Dr. Haydar Baş bu oyunu bozdu ve haykırdı: 'İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır. Şimdi buradan o küresel sisteme, o bir avuç seçkine soruyorum: Siz nasıl bir sistem kurdunuz ki bir avuç elitin, bir avuç güç sahibinin ucu bucağı olmayan, 'sınırsız' ihtiraslarını doyurmak için milyarlarca insanı açlığa mahkum ettiniz? Bir ekonomik sistem, üç-beş kişinin şahsi servetine servet katmak için koca bir insanlığı çöpe atmaya nasıl cüret edebilir? Sizin 'sınırsız ihtiyaç' dediğiniz şey, aslında sömürüye uydurduğunuz kılıftır. İşte Milli Ekonomi Modeli bu yüzden bir zorunluluktur. Biz, o bir avuç elitin bitmek bilmeyen iştahını değil; 8 milyar insanın 'sınırlı' ama 'onurlu' ihtiyaçlarını karşılamak için varız.Dünya ekonomisi bugün devasa bir illüzyonun pençesinde kıvranıyor. Rezerv para sistemi adı altında, bir ülkenin matbaasında bastığı karşılıksız kağıtlar, tüm insanlığın emeğini ve alın terini sömüren bir vakuma dönüştü. Sonuç ne? Dünya genelinde 350 trilyon dolara ulaşan, ödenmesi matematiksel olarak imkansız bir borç stoku. Devletler borç batağında, halklar sefalet içinde, milli bütçeler ise faiz lobilerinin elinde rehin tutuluyor. Ancak bu yağma düzeni, Milli Ekonomi Modeli'nin 'Milli Paralarla Ticaret' devrimiyle sarsılmıştır. 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli dünyaya deklare edildiğinde statüko milli paralarla ticareti marjinal bulmuştu. Ancak 2013 yılında Rusya'da yapılan o tarihi sunumun ardından dünya ekonomisi sessiz bir devrime şahitlik etmiştir.
"Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır"
Bugün BRICS ülkelerinin Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'Milli Paralar' teziyle başlattığı hareket bu sömürü çarkına bir başkaldırıdır. Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin ticarette doları dışlayarak 'Milli Paralarla Ticaret' tezine yönelmeleri, MEM'in küresel başarısıdır. Rusya'nın 2025 yılına gelindiğinde dış borç yükünü yüzde 58 oranında azaltması ve Çin ile yaptığı ticaretin yüzde 95'ini milli paralarla gerçekleştirmesi, modelimizin başarısının ampirik kanıtıdır. Doların bir ekonomik silaha dönüştüğü bu çağda, milli paralarla ticaret yapmak artık bir tercih değil, milli varlığı korumak adına bir zorunluluktur." Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin matematiksel bir zorunluluk, üretken yapay zeka çağında insanlığın tek çözümü olan sosyal bir algoritma olduğunu ifade eden Hüseyin Baş, "Bu model, insanlığın 'Karanlık Fabrikalardan sağ çıkabileceği formüldür. Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun. Çünkü yarın çok geç olabilir. Yapay zeka ya insanlığın sonunu getirecek bir felaket olacak ya da Millî Ekonomi Modeli ile insanlığın altın çağını başlatacak bir hizmetkar olacak. Tercih bizim. Tercih insanlığın. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'tan şunu öğrendik: 'Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter.' İşte o ışık, Milli Ekonomi Modeli'dir" dedi.Baş'ın konuşmasının ardından kongreye katılan akademisyen ve iktisatçılara plaket ve katılımcı belgesi verildi.
ANKA
Kongrenin kapanış konuşmasını yapan BTP Lideri Hüseyin Baş, şunları söyledi:
"Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın; ister kavrulan topraklara, ister patlayan bombalara, isterse mülteci akınlarına... Gördüğünüz tüm bu felaketlerin tek bir ortak sicil kaydı vardır: Sömürgeci ekonomi sistemi. Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye çıkarılan planlı cinayetler. Güvenlik sorunları bir tesadüf değil; ekmeği adil bölüşemeyenlerin, huzuru silahta arama zavallılığıdır. Bugün dünyada yaşananlar tek kutuplu bir dünya düzeninin baskı ve korku politikalarıyla ayakta tutulma çabasının sonuçlarıdır. Bu tiyatronun elbet bir gün sona ereceği beklenen bir şeydi. Ama artık o beklenen günün şafağındayız. Yangını başlatanın bu modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu hatırlatmak gerekir. Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya söylenmiş bir söz değildir. Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür. Bu model, krizlere uyum sağlamak için değil, kriz üreten düzeni ortadan kaldırmak için yazılmıştır. Ekonomiye makyaj yapmak için değil, yeni bir ekonomik düzen kurmak için yazılmıştır. Bu gerçek 2013 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duma'sında modelin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu sözleri ile tarihe not düşülmüştür: 'Milli Ekonomi Modeli, sessiz bir devrimle kapitalizmi tarihe gömüyor.' O devrim artık sessiz değil, Avrupa'nın kalbinden tüm dünyayı saran bir haykırış… Bugün dünyaya hakim olan ekonomik sistem, tesadüfen oluşmuş değildir. Kapitalist sistem, bu kıtlık dogması üzerine inşa edildi. Bu anlayışa göre; kaynaklar sınırlıdır, dolayısıyla rekabet kaçınılmazdır ve çatışma doğaldır.Sonuç olarak güçlü olan hayatta kalır. İşte bugün dünyada yaşanan pek çok savaş, tam da bu bakış açısının fiili sonucudur. Soruyu açık soralım; petrol bir savaş sebebi değil mi? Doğal gaz jeopolitik bir silaha dönüşmedi mi? Enerji hatlarını ordular koruyor. Bu durum bize şunu gösteriyor: 'Kaynaklar kıt' denilerek aslında, kaynaklar üzerinden kurulan istila mantığı meşrulaştırılmaktadır."
"İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır"
Hüseyin Baş, Milli Ekonomi Modeli'nin de kıtlık üzerinden korku üreten bu anlayışı kökünden reddettiğini belirterek, şöyle konuştu:"Kapitalist ekonomi bize şunu söyler: 'İhtiyaçlar sınırsızdır.' On yıllardır kürsülerden, amfilerden, ekranlardan beynimize bunu kazıdılar. Bir düşünün; insanın yeme, içme, barınma, seyahat etme mülk edinme gibi ihtiyaçları nasıl sınırsız yani sonsuz olabilir. Bu, insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanıdır. Prof. Dr. Haydar Baş bu oyunu bozdu ve haykırdı: 'İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır. Şimdi buradan o küresel sisteme, o bir avuç seçkine soruyorum: Siz nasıl bir sistem kurdunuz ki bir avuç elitin, bir avuç güç sahibinin ucu bucağı olmayan, 'sınırsız' ihtiraslarını doyurmak için milyarlarca insanı açlığa mahkum ettiniz? Bir ekonomik sistem, üç-beş kişinin şahsi servetine servet katmak için koca bir insanlığı çöpe atmaya nasıl cüret edebilir? Sizin 'sınırsız ihtiyaç' dediğiniz şey, aslında sömürüye uydurduğunuz kılıftır. İşte Milli Ekonomi Modeli bu yüzden bir zorunluluktur. Biz, o bir avuç elitin bitmek bilmeyen iştahını değil; 8 milyar insanın 'sınırlı' ama 'onurlu' ihtiyaçlarını karşılamak için varız.Dünya ekonomisi bugün devasa bir illüzyonun pençesinde kıvranıyor. Rezerv para sistemi adı altında, bir ülkenin matbaasında bastığı karşılıksız kağıtlar, tüm insanlığın emeğini ve alın terini sömüren bir vakuma dönüştü. Sonuç ne? Dünya genelinde 350 trilyon dolara ulaşan, ödenmesi matematiksel olarak imkansız bir borç stoku. Devletler borç batağında, halklar sefalet içinde, milli bütçeler ise faiz lobilerinin elinde rehin tutuluyor. Ancak bu yağma düzeni, Milli Ekonomi Modeli'nin 'Milli Paralarla Ticaret' devrimiyle sarsılmıştır. 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli dünyaya deklare edildiğinde statüko milli paralarla ticareti marjinal bulmuştu. Ancak 2013 yılında Rusya'da yapılan o tarihi sunumun ardından dünya ekonomisi sessiz bir devrime şahitlik etmiştir.
"Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır"
Bugün BRICS ülkelerinin Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'Milli Paralar' teziyle başlattığı hareket bu sömürü çarkına bir başkaldırıdır. Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin ticarette doları dışlayarak 'Milli Paralarla Ticaret' tezine yönelmeleri, MEM'in küresel başarısıdır. Rusya'nın 2025 yılına gelindiğinde dış borç yükünü yüzde 58 oranında azaltması ve Çin ile yaptığı ticaretin yüzde 95'ini milli paralarla gerçekleştirmesi, modelimizin başarısının ampirik kanıtıdır. Doların bir ekonomik silaha dönüştüğü bu çağda, milli paralarla ticaret yapmak artık bir tercih değil, milli varlığı korumak adına bir zorunluluktur." Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin matematiksel bir zorunluluk, üretken yapay zeka çağında insanlığın tek çözümü olan sosyal bir algoritma olduğunu ifade eden Hüseyin Baş, "Bu model, insanlığın 'Karanlık Fabrikalardan sağ çıkabileceği formüldür. Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun. Çünkü yarın çok geç olabilir. Yapay zeka ya insanlığın sonunu getirecek bir felaket olacak ya da Millî Ekonomi Modeli ile insanlığın altın çağını başlatacak bir hizmetkar olacak. Tercih bizim. Tercih insanlığın. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'tan şunu öğrendik: 'Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter.' İşte o ışık, Milli Ekonomi Modeli'dir" dedi.Baş'ın konuşmasının ardından kongreye katılan akademisyen ve iktisatçılara plaket ve katılımcı belgesi verildi.
ANKA

















