Haber: Sibel Boz
Programın açılışında yapılan konuşmada, İsmail Arı’nın “haktan yana olduğu, gerçeği ve doğruyu yazdığı için” tutuklu bulunduğu vurgulanırken, dayanışmanın sürdürüleceği ifade edildi. Ardından söz alan Emre Yıldırım, İsmail Arı’yı yalnızca bir gazeteci olarak değil, öğrencilik yıllarından itibaren toplumsal mücadelenin içinde yer alan bir isim olarak anlattı.
Yıldırım, İsmail Arı’nın gençlik döneminden bu yana bulunduğu her alanda haksızlıklara karşı tutum aldığını belirterek, onun yalnızca gazeteciliği nedeniyle değil, toplumsal muhalefetin parçası olduğu için hedef alındığını söyledi. İsmail Arı’nın cemaatler, tarikatlar, kamu ihaleleri ve rant ilişkilerine dair yaptığı haberlerle güçlü çıkar çevrelerine dokunduğunu ifade eden Yıldırım, bu nedenle baskıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
“Saldırı sadece gazetecilere değil”
Konuşmasında son dönemde artan gözaltı ve tutuklamalara da değinen Yıldırım, baskının yalnızca gazetecilere yönelmediğini, sendikacılardan öğrencilere, çevre mücadelesi verenlerden siyasal muhalefet temsilcilerine kadar toplumun birçok kesiminin benzer süreçlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Başaran Aksu, Esra Işık ve tutuklanan öğrencileri örnek gösteren Yıldırım, ülkede iktidarın önüne çıkan her direniş odağına hukuksuz biçimde yöneldiğini savundu. Ona göre bu tablo, yalnızca tek tek kişilere dönük adli süreçlerle değil, toplumun genelini sindirmeye dönük daha kapsamlı bir baskı siyasetiyle açıklanabilir.
“Türkiye adeta açık bir cezaevi gibi yönetiliyor”
Emre Yıldırım, Türkiye’de anayasal ve demokratik mekanizmaların giderek işlevsiz hale geldiğini, düzen içi çözümlerin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Toplumsal muhalefetin parçalı halde sürdürdüğü direnişin daha örgütlü, daha kalıcı ve daha ortak bir zeminde buluşması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, mevcut tabloyu “açık bir cezaevi” benzetmesiyle anlattı.
Yıldırım, buna rağmen ülkede direnişin sürdüğünü; üniversitelerde, mahallelerde, emek mücadelesinde, kadın hareketinde ve gazetecilik alanında itirazın canlı kaldığını söyledi. Ancak bu parçalı çıkışların, ancak ortak bir toplumsal hatta dönüştüğünde etkili olabileceğini ifade etti.
“İyi gazeteciliği yalnız bırakmayın”
Konuşmasının son bölümünde gazeteciliğin bugün neden daha görünür hale geldiğine de değinen Yıldırım, demokratik bir ülkede gazetecilerin “kahraman” gibi anılmasının normal olmadığını, bunun esas nedeninin diğer toplumsal alanların baskı altında tutulması olduğunu söyledi. Gazetecilerin özel insanlar olmadığını, yalnızca işlerini yapmaya çalıştıklarını belirten Yıldırım, baskı ortamında geri çekilmenin artık bir çözüm olmadığını dile getirdi.
İsmail Arı’nın sözlerini hatırlatarak konuşmasını tamamlayan Yıldırım, “İyi gazeteciliğe sahip çıkın, iyi gazeteciliği yalnız bırakmayın” çağrısında bulundu. Etkinlikte, İsmail Arı başta olmak üzere tutuklu gazetecilerle dayanışmanın süreceği mesajı verildi.

















