Yavuz, sendikanın neden bazı maddeleri imzaladığı yönündeki eleştirilere şu sözlerle yanıt verdi:
“Uzlaşılarak imza altına alınan bütün maddeler iki yıllığına geçerli oluyor. İki yıl sonra tekrar masaya getiriliyor. Biz de kazanımlarımızı korumakla kalmıyor, revize ederek geliştirmeye çalışıyoruz. Günün sonunda imza attığımız her madde soframıza ekmek, çocuklarımıza gelecek oluyor.”
“Hakeme güvenimiz yok”
Hakem sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yavuz, “Daha önceki deneyimlerimiz, ülkemizde sığınılacak bir hakem olmadığını bize öğretti. Bu nedenle bu sefer hakeme gitmeyi tartışıyoruz. Bu bir tavırdır, tepkidir ve bir probleme dikkat çekmektir” ifadelerini kullandı.
“Altı milyon insanımız adına sorumluluk taşıyoruz”
Sendika üyeleri ve kamu çalışanlarına da seslenen Yavuz, “Üyelerimiz başta olmak üzere, emeklisi çalışanı ile masadan etkilenen altı milyon insanımız rahat olsun. Ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmiyoruz. İmza atarken de atmaktan vazgeçerken de önceliğimiz sizlerin yararınadır” dedi.
Medya eleştirisi
Basının sürece yeterince yer vermediğini savunan Yavuz,
“Bu süreçte, sesimizi size ulaştırmayan; yaptığımız mitinglere, basın açıklamalarımıza ve diğer onlarca etkinliğimize, haber bültenlerinde ve akşam programlarında; eli kanlı ABD başkanının uçaktan kaç adımda indiğine, eşinin hangi renk takım elbiseyi giyerek ne mesaj verdiğine ayırdıkları zaman kadar zaman ayırmayan, sözde duyalı televizyon kanallarını da not ettik. Bir ülkede basının ve sendikaların rolü olabildiğince örtüşmüyorsa, 6*6 aynı tarafta durmuyorsa, kamu adına denetim görevi aksıyorsa, problem basındadır. Biz derdimizi anlatmayı başardık, siz kendinizi sorgulayın. En kötü sansür, kendi kendinize uyguladığınız sansürdür” sözleriyle medya kuruluşlarına tepki gösterdi.



















