İSTANBUL – Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM), küresel sistemin 2026 projeksiyonunu içeren kapsamlı çalışmasını yayımladı. 2026 yılının "çoklu krizler" ve "işlemsel dış politika" gölgesinde geçeceği öngörülüyor.
Dezenformasyon Güvenlik Risklerinde İlk 5'te
Raporda öne çıkan en çarpıcı bulgulardan biri, dijital alanın klasik güvenlik anlayışının önüne geçmesi oldu. Yanlış bilgi ve dezenformasyon, kriz yaratma potansiyeli bakımından küresel riskler arasında ilk 5’e yükseldi. Kısa vadeli projeksiyonlarda ise bu durum, önümüzdeki iki yılın en ciddi ikinci riski olarak tanımlanıyor.
Trump Dönemi ve "İşlemsel" İlişkiler
ABD’de Trump’ın ikinci döneminin başlamasıyla birlikte "transatlantik" ilişkilerde ciddi kırılmalar yaşandığı vurgulanıyor. Rapora göre:
ABD artık müttefiklerine karşı "ilkesel" değil, "kar-zarar" odaklı bir işlemsel (transaksiyonel) politika izliyor.
Türkiye-ABD ilişkileri, Eylül 2025’teki liderler zirvesine rağmen F-35 ve CAATSA yaptırımları gibi kronik sorunlarda henüz somut bir ilerleme kaydedebilmiş değil.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi 31 milyar dolar seviyesinde kalarak, hedeflenen 100 milyar doların gerisinde kaldı.
Ortadoğu: Gazze Barış Kurulu ve Suriye Bilmecesi
Bölgesel dengelerin de ele alındığı raporda, Ocak 2026'da ilan edilen Gazze Barış Kurulu'nun bölgenin imarı için kritik olduğu ancak yıkımın toplumsal etkilerinin on yıllar süreceği belirtiliyor. Suriye tarafında ise Ahmet el-Şara yönetimiyle bir "temkinli iyimserlik" hakim olsa da, SDG ile merkezi hükümet arasındaki çatışma riski ve federal yapı talepleri kırılganlığı artırıyor.
Sonuç: Denge Siyaseti Hayati Önemde
EDAM’ın analizine göre 2026 yılı, devletlerin kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığı bir "savunma" yılı olacak. Türkiye için ise bu karmaşadan çıkışın anahtarı, hem riskleri yöneten hem de fırsat kollayan "çok yönlü denge siyaseti" olmaya devam edecek.

















