Küresel ekonomi, enerji ve jeopolitik risklerin ardından bu kez Pasifik Okyanusu’nda hızla güçlenen El Niño’nun yaratabileceği yeni bir fiyat baskısını izliyor.ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne (NOAA) bağlı İklim Tahmin Merkezi’nin (CPC)
13 Ağustos 2026 tarihli son değerlendirmesine göre, El Niño güçlenmeye devam ediyor ve
2026-2027 Kuzey Yarımküre sonbahar ve kış döneminde “çok güçlü” seviyeye ulaşma olasılığı yüzde 90’ın üzerinde bulunuyor.CPC’nin ayrıntılı olasılık tablosunda çok güçlü
El Niño ihtimali eylül-kasım dönemi için yüzde 93,
ekim-aralık için yüzde 95, kasım-ocak için ise yüzde 90 olarak hesaplanıyor.Tahminlerde daha dikkat çekici bir başka olasılık da bulunuyor. CPC’ye göre ekim-aralık döneminde üç aylık RONI değerinin
+2,5 derece veya üzerine çıkarak 1950’den bu yana kaydedilen El Niño olaylarının gücünü aşması ihtimali yüzde 69.Bu seviyedeki olaylar kamuoyunda zaman zaman
“Süper El Niño” olarak adlandırılsa da bu ifade NOAA’nın resmî sınıflandırması değil. CPC, en yüksek kategoriyi “very strong”, yani
“çok güçlü” El Niño olarak tanımlıyor.
El Niño neden bu kadar önemli?
El Niño, tropikal Pasifik Okyanusu’nun orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin belirgin şekilde üzerine çıkması ve atmosfer dolaşımının buna eşlik etmesiyle oluşuyor.Etkileri dünyanın her bölgesinde aynı olmuyor. Bazı bölgelerde kuraklık ve aşırı sıcaklık ihtimalini artırırken başka bölgelerde yoğun yağış ve sel riskini yükseltebiliyor.NOAA da güçlü bir El Niño’nun belirli hava olaylarının olasılığını artırabileceğini ancak
çok güçlü bir El Niño’nun bile belirli bir bölgede beklenen etkinin kesin olarak gerçekleşeceği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Şirketlerin El Niño endişesi yılların zirvesinde
Risk yalnızca meteoroloji kurumlarının tahminlerinde görülmüyor.Reuters’ın piyasa istihbarat şirketi AlphaSense verileriyle yaptığı incelemeye göre
1 Mayıs-4 Ağustos tarihleri arasında 478 şirket, toplam 1.443 kurumsal belge ve görüşmede El Niño’dan söz etti.Bunların 316’sı şirketlerin bilanço görüşmelerinde yer aldı ve bu sayı
2019’dan bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.Gıda, kimya ve bankacılık başta olmak üzere farklı sektörlerde şirketler olası sel, kuraklık, üretim kayıpları ve tedarik zinciri sorunlarına karşı risk değerlendirmelerini artırıyor.Endişenin özellikle tarımsal üretimin muson yağışlarına yüksek ölçüde bağımlı olduğu ülkelerde yoğunlaştığı görülüyor. Reuters’ın incelemesine göre El Niño’ya ilişkin yaklaşık
900 kurumsal belge Hindistan merkezli şirketlerden geldi.Öte yandan bilim insanları, doğal bir iklim olayı olan El Niño ile insan kaynaklı küresel ısınmanın aynı anda etkili olmasının bölgesel sonuçların büyüklüğünü tahmin etmeyi zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
JPMorgan: Gıda enflasyonuna 0,7 puan ekleyebilir
Ekonomik açıdan en önemli risklerden biri tarımsal ürün fiyatları.JPMorgan ekonomistlerinin temmuz ayında yayımladığı hesaplamaya göre çok güçlü bir El Niño,
tek başına ve etkisinin zirve noktasında küresel gıda enflasyonunu yaklaşık 0,7 yüzde puan artırabilir. En güçlü fiyat etkisinin iklim şokunun başlamasından yaklaşık dört ila sekiz ay sonra ortaya çıkması bekleniyor.Ancak mevcut tabloda El Niño tek başına hareket etmiyor.Ortadoğu'daki çatışmalar nedeniyle yükselen enerji fiyatlarının dizel, gübre ve gıda ambalajı maliyetlerini artırması halinde JPMorgan, El Niño ile enerji şokunun birleşik etkisinin küresel gıda enflasyonuna
yaklaşık 1,3-1,5 yüzde puan ekleyebileceğini hesaplıyor.Bankanın senaryosunda bu gelişmeler, 2027’nin ilk yarısında küresel gıda enflasyonunu yıllıklandırılmış yaklaşık yüzde 5 seviyesine taşıyarak küresel manşet enflasyona da yaklaşık
0,6 yüzde puanlık ek baskı oluşturabilir.
FAO da gıda fiyatları konusunda uyarıyor
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) da özellikle enerji, gübre ve lojistik maliyetlerindeki artışın tarımsal üretime gecikmeli olarak yansıyabileceği konusunda uyarıyor.FAO Baş Ekonomisti Máximo Torero’ya göre mevcut şok önce enerji ve gübre maliyetlerini, ardından tohum kullanımını ve verimi, sonrasında emtia fiyatlarını ve en sonunda tüketici gıda enflasyonunu etkileyebilir. FAO, gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki
6-12 aylık dönemde ciddi bir küresel gıda fiyatı krizi oluşabileceğine dikkat çekiyor.El Niño’nun başlaması ise kuraklık, yağış ve sıcaklık düzenlerindeki bozulma üzerinden bu riskleri daha da artırabilecek bir unsur olarak gösteriliyor.
Buna rağmen küresel gıda krizi kesin değil
Mevcut veriler, yeni bir küresel gıda krizinin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor.FAO'ya göre tahıl piyasaları şu aşamada görece dayanıklı. Önceki sezonlardan kalan
nispeten güçlü stoklar ve yeterli arz, enerji ve lojistik şoklarına rağmen tahıl fiyatlarındaki artışı şimdiye kadar sınırladı.JPMorgan da küresel tahıl stoklarının yeterli, Asya’daki pirinç stoklarının ise görece sağlıklı olduğunu ve mevcut koşulların geçmişteki büyük El Niño dönemlerinin başlangıcına kıyasla bazı açılardan daha avantajlı olduğunu belirtiyor.Bu nedenle
“El Niño geliyor, küresel gıda krizi kesin” şeklinde bir sonuç çıkarmak için henüz erken.Asıl risk; çok güçlü El Niño, yüksek enerji fiyatları, gübre maliyetleri ve jeopolitik kaynaklı ticaret aksaklıklarının
aynı dönemde birleşmesi.Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde gıda fiyatları, özellikle Asya ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan ekonomiler açısından 2026’nın son ayları ve 2027’nin önemli enflasyon başlıklarından biri haline gelebilir.