Siyaset
Yayınlanma: 08 Mayıs 2026 - 21:40
CHP'den Silivri açıklaması: "Bu dava hukuk tartışması olmaktan çıktı, 19 Mart sürecinin devamıdır"
Cumhuriyet Halk Partisi, Silivri’de görülen davalara ilişkin yaptığı açıklamada, yargılamaların hukuki değil siyasi bir süreç olarak yürütüldüğünü savundu. Silivri Dayanışma Merkezi’nden yapılan açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile dava kapsamında tutuklu bulunan isimlere yönelik iddiaların “kumpas” niteliğinde olduğu ileri sürüldü.
Siyaset
08 Mayıs 2026 - 21:40
Açıklamada, davalarda masumiyet karinesinin ihlal edildiği, bazı gazetecilerin yargılama sürecine ilişkin gizli bilgi ve belgeler üzerinden kara propaganda yaptığı iddia edildi.“Tutukluluk cezaya dönüşmüş durumda”CHP adına yapılan açıklamada, yargılamaların 33-34 celseye ulaştığı belirtilerek, tutuklu sanıkların uzun süredir özgürlüklerinden mahrum bırakıldığı ifade edildi.Açıklamada, “Bir gün değil, beş gün değil, bir ay değil; bir yılı aşkın süredir insanlar yalnızca beyanlarla tutuklu kalıyor. Bazı kişiler aylarca tutuklu kaldıktan sonra haklarında dava bile açılmadan serbest bırakıldı” denildi.Ekrem İmamoğlu’nun iki şoförünün 8 ay tutuklu kaldığı hatırlatılan açıklamada, bu kişilerin daha sonra haklarında dava açılmadan serbest bırakıldığı öne sürüldü. CHP, yargılamaların tutuksuz yapılması ve duruşmaların canlı yayınlanması çağrısını yineledi.“Gazetecilik yapan Silivri’de, iktidarı öven özel muamelede”Açıklamada, gerçek anlamda gazetecilik yapan isimlerin baskı altında olduğu savunuldu. Esenyurt’ta öldürülen gazeteci Hakan Tosun’un davasına da değinilerek, çevre ve şirket ilişkilerini araştıran gazetecilerin korunmadığı ileri sürüldü.Buna karşılık iktidar yanlısı yayın yapan bazı kişilere özel muamele gösterildiği iddia edilen açıklamada, bir gazetecinin duruşma alanında hâkim ve savcıların kullandığı bölümden giriş çıkış yaptığı, bu durumun avukatlar tarafından tutanak altına alındığı belirtildi.“Hafriyat iddiaları belgelerle çürüdü”CHP açıklamasında, İBB’ye yönelik davanın temel iddialarından biri olan kamu zararı ve hafriyat konusu da gündeme getirildi.İddianamede hafriyat üzerinden 110 milyar liralık kamu zararı iddiası bulunduğu belirtilen açıklamada, bu iddianın belgelerle çürüdüğü savunuldu.Açıklamada, hafriyat yapılan Cebeci Maden Sahası’nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı MAPEG’in yetki alanında olduğu, ayrıca İstanbul Valiliği başkanlığında kurulan Maden Bölgesi Komisyonu’nun denetim sorumluluğu bulunduğu ifade edildi.CHP, “Eğer burada kaçak hafriyat yapıldıysa, denetim yetkisi bulunan bakanlık, valilik ve ilgili komisyonların sorumluluğu yok mudur?” diye sordu.“7 milyon kamyon seferi hayatın olağan akışına aykırı”Açıklamada, iddianamede yer aldığı belirtilen 185 milyon ton kaçak hafriyat iddiasına da tepki gösterildi. CHP, bu miktarın yaklaşık 7 milyon kamyon seferi anlamına geldiğini belirterek, Türkiye’deki toplam kamyon sayısının yaklaşık 1 milyon olduğu bir tabloda bu iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.Açıklamada, “İstanbul’un bir ilçesinde 7 milyon kamyon seferiyle kaçak döküm yapılacak ve hiçbir yetkilinin haberi olmayacak. Bu iddia akıl dışıdır” ifadeleri kullanıldı.“AK Partili iş insanı örgüt yöneticisi diye gösteriliyor”CHP açıklamasında, hafriyat sürecinde adı geçen iş insanı Murat Gül İbrahimoğlu’na ilişkin iddialar da gündeme getirildi. İbrahimoğlu’nun AK Parti geçmişi olduğu ve AK Parti çevreleriyle ilişkilerinin bulunduğu ileri sürülen açıklamada, bu kişinin iddianamede “İmamoğlu suç örgütü” içinde yönetici gibi gösterilmesinin çelişkili olduğu savunuldu.Açıklamada, İbrahimoğlu’nun şirketlerinin iktidara yakın yayın organlarına ve 2024 yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun rakibi olan Murat Kurum’un kampanya sürecinde görev alan ajanslara para aktardığı iddia edildi.CHP, “Örgüt lideri diye gösterilen kişinin, bağlı olduğu iddia edilen örgüt liderinin rakibinin kampanyasına para göndermesi nasıl açıklanacak?” diye sordu.“Ofis çalışanları, şoförler, aileler mağdur ediliyor”Silivri’de görülen davalarda yalnızca siyasetçilerin değil, şoförlerin, ofis çalışanlarının ve aile bireylerinin de mağdur edildiği savunuldu.Açıklamada, Murat Gül İbrahimoğlu’nun şirketinde ofis çalışanı olduğu belirtilen Ahmet Güdü’nün 10 aydır tutuklu olduğu, hakkında rüşvet, ihaleye fesat ya da kamu zararına ilişkin somut bir suçlama bulunmadığı ileri sürüldü.Güdü’nün, Ekrem İmamoğlu’nu yalnızca televizyondan tanıdığını söylediği aktarılan açıklamada, buna rağmen “örgüt üyeliği” kapsamında değerlendirildiği iddia edildi.“Aileler üzerinden baskı kuruluyor”CHP açıklamasında, tutuklu isimlerin aileleri üzerinden baskı kurulduğu da ileri sürüldü. Fatih Keleş’in oğlu Mustafa Keleş’in tutuklanması örnek gösterilerek, “Gel itirafçı ol, yoksa ailene, malına dokunuruz” şeklinde baskılar yapıldığı iddia edildi.Açıklamada, bu sürecin “cezanın şahsiliği” ilkesine aykırı olduğu savunuldu.Adalet Bakanı’na eleştiriCHP açıklamasında Adalet Bakanı’nın devam eden davalara ilişkin açıklamaları da eleştirildi. Adalet Bakanlığı’nın tarafsız olması gereken bir makam olduğu belirtilerek, yürüyen davalar hakkında yapılan değerlendirmelerin yargıya müdahale anlamına geldiği savunuldu.Açıklamada, “Bir Adalet Bakanı bu davalar için ‘asrın yolsuzluğu’ ifadesini kullandıktan sonra, yargılamayı yapan hâkimler nasıl cesaret edip beraat kararı verecek?” denildi.“Bu süreç siyasi bir saldırıdır”CHP, tüm sürecin 19 Mart sonrasında başlayan siyasi operasyonların devamı olduğunu savundu. Açıklamada, davaların amacının sandıkta yenilemeyen CHP’yi mahkeme süreçleriyle etkisiz hale getirmek olduğu ileri sürüldü.Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:“Bu durum sandıkta yenemediği Cumhuriyet Halk Partisi’ni mahkemede mahkûm etme girişimidir. Sandıkta yenemediği İmamoğlu’nu etkisiz hale getirme girişimidir.”“Bu karanlığı adaletle aydınlatacağız”CHP açıklamasının sonunda, davaların kamuoyuna anlatılmaya devam edileceği belirtilerek, Türkiye’nin gerçek gündeminin işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve gençlerin yaşadığı sorunlar olduğu ifade edildi.Açıklamada, “Bu dava eninde sonunda bitecek ve gerçekler ortaya çıkacak. Biz gücümüzü mahkemelerden değil milletten alıyoruz. Türkiye’nin ikinci yüzyılında bu karanlığı adaletle aydınlatacağız” denildi.
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir















