Katılım finansın dünyada yükselen bir ekosistem olduğunu ifade eden Şimşek, sektörün 2024 yılında yaklaşık 6 trilyon dolarlık aktif büyüklüğe ulaştığını, 2029-2030 döneminde ise bu rakamın 10 trilyon dolara yaklaşmasının beklendiğini belirtti.Şimşek, Türkiye’nin katılım finans liginde ilk 10’da yer aldığını ancak potansiyelin çok daha yüksek olduğunu vurgulayarak, “Bizim ilk 5’te olmamız lazım. Bu alanda ilk 5’te olmamız gerekiyor” dedi.“Katılım finans sektörünü büyütmek istiyoruz”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılım finans alanına önem verdiğini belirten Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak sektörün gelişmesi için çalışmaya devam edeceklerini söyledi.Katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payında son 20 yılda ciddi artış yaşandığını ifade eden Şimşek, 2005’ten bu yana mevduat, aktif büyüklük ve kredilerde katılım bankacılığının payının yükseldiğini kaydetti.Şimşek, katılım finansın yalnızca bankacılıktan ibaret olmadığını; fon yönetimi, emeklilik fonları ve sigortacılık alanlarında da önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığını dile getirdi.“Ürün ve hizmet çeşitliliği kritik”Sektörün daha da büyümesi için ürün ve hizmet çeşitliliğinin artırılması gerektiğine dikkat çeken Şimşek, inovasyonun önemine vurgu yaptı.Şimşek, Merkez Bankası’nın da katılım finans sektörüne yönelik likidite araçlarının çeşitlendirilmesi konusunda daha güçlü destek vereceğine inandığını belirtti.İstanbul Finans Merkezi’nin katılım finans merkezi olarak konumlandırılmasının önemli olduğunu söyleyen Şimşek, sürdürülebilir finans ve yeşil dönüşüm alanlarında da katılım finans sektörünün daha güçlü rol üstlenebileceğini ifade etti.Küresel ekonomi değerlendirmesi: “Belirsizlikler çok yüksek”Konuşmasında küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, jeopolitik risklerin ve küresel belirsizliklerin yüksek olduğunu söyledi.Savaş kaynaklı emtia fiyat şoku, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve enerji fiyatlarındaki artışların küresel ekonomiyi zorladığını belirten Şimşek, bu gelişmelerin enflasyon, finansal koşullar ve büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.Şimşek, petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji arzındaki şoklara rağmen Türkiye’nin arz güvenliği açısından önemli avantajlara sahip olduğunu ifade etti.Türkiye’nin enerji tedarikinde pazar ve ürün çeşitlendirmesi sağladığını belirten Şimşek, “Şu an itibarıyla enerjide Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse yok. Bu önemli ve tesadüf değil” dedi.“Programın öncelikleri değişmeyecek”Küresel şokların Orta Vadeli Program hedeflerinde bazı sapmalara yol açabileceğini belirten Şimşek, buna rağmen ekonomi programının ana önceliklerinde değişiklik öngörmediklerini söyledi.Şimşek, “Öncelikler milletimizin öncelikleridir” diyerek, hayat pahalılığıyla mücadele, fiyat istikrarı, mali disiplin, sürdürülebilir cari denge, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat başlıklarının programın merkezinde yer aldığını belirtti.Bütçe açığı ve kamu borcu göstergelerinde Türkiye’nin benzer ülkelere göre daha avantajlı durumda olduğunu söyleyen Şimşek, bu sayede küresel şoklara karşı mali alan oluşturulduğunu ifade etti.“Mazot ve benzinde şokun etkisini sınırladık”Petrol fiyatlarındaki artışa rağmen akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin sınırlı tutulduğunu söyleyen Şimşek, bunun mali alanın devreye alınmasıyla mümkün olduğunu belirtti.Şimşek, normal şartlarda mazot ve benzin fiyatlarının çok daha yüksek seviyelere çıkabileceğini ancak alınan tedbirlerle bu etkinin vatandaş, esnaf ve sanayiciye daha sınırlı yansıtıldığını söyledi.Yeni yatırım çerçevesi: “Bu sıradan bir teşvik paketi değil”Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen yeni yatırım çerçevesine de değindi.Türkiye’yi küresel ticaret üssü haline getirmek istediklerini belirten Şimşek, transit ticaret, imalat sanayi, hizmet ihracatı, İstanbul Finans Merkezi ve start-up ekosistemi için önemli vergi avantajları getirildiğini söyledi.İmalat ve tarımda üretimi desteklemek amacıyla kurumlar vergisi oranının düşürüldüğünü belirten Şimşek, hizmet ihracatında da yüksek katma değerli alanlara güçlü teşvikler sağlandığını ifade etti.Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nde çok uluslu şirketlerin yönetim merkezlerinin Türkiye’ye çekilmesinin hedeflendiğini belirterek, nitelikli hizmet sunan şirketlere 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanacağını söyledi.“Türkiye bölgesel çekim merkezi olacak”Yeni düzenlemelerin yalnızca şirketlere değil, geniş ekonomi ekosistemine katkı sağlayacağını savunan Şimşek, Türkiye’ye gelecek şirketlerin ulaşım, konaklama, hizmet, ticaret ve yatırım kanalları üzerinden birçok sektörü destekleyeceğini söyledi.Şimşek, “Bu sıradan bir teşvik paketi değil. Türkiye’yi yeniden konumlandıran bir stratejinin yansımasıdır” dedi.“Savunma sanayi ve yeniden imar fırsat penceresi”Konuşmasının sonunda savaş sonrası dönemde Türkiye için yeni fırsatlar oluşabileceğini belirten Şimşek, savunma sanayi, bölgesel yeniden imar, enerji koridorları, ticaret yolları ve tedarik zincirlerinin yeniden konumlanması gibi alanlarda Türkiye’nin merkez ülke konumunda olduğunu ifade etti.Savunma sanayinde geçen yıl 10 milyar dolarlık ihracat yapıldığını, yeni siparişlerin ise 18 milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte önemli bir konuma geldiğini söyledi.Şimşek, Türkiye’nin yeşil ve dijital dönüşümü kaçırmaması gerektiğini belirterek, demiryolu yatırımları, yenilenebilir enerji, 5G, veri merkezleri ve yapay zekâ uygulamalarının da öncelikli alanlar arasında bulunduğunu kaydetti.
Ekonomi
Yayınlanma: 08 Mayıs 2026 - 02:53
Bakan Şimşek: "Katılım finansta hedefimiz ilk 5'e girmek"
Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katılım finans sektörünün küresel ölçekte hızla büyüdüğünü belirterek, Türkiye’nin bu alandaki hedefinin ilk 5 ülke arasına girmek olduğunu söyledi.
Ekonomi
08 Mayıs 2026 - 02:53
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir


















