Et ve Süt Çalıştayı'nın Sonuç Raporunda Kırmızı Et İle İlgili Çarpıcı Tespitler
Et ve Süt Kurumu ev sahipliğinde 7-9 Temmuz tarihlerinde Ankara Kızılcahamam'da düzenlenen çalıştayda, et ve süt sektörünün mevcut durumu değerlendirildi, sektörün geleceği ve izlenecek politikalar ile ilgili katılımcıların görüş ve önerileri alındı.
Et ve süt sektörünün dünyada ve ülkemizdeki mevcut durumu, sorun alanları ve çözüm önerilerinin konuşulduğu çalıştayda, küresel arzdaki zayıflama nedeniyle kendi kendine yeterli üretimin stratejik önemi, Bakanlığın üretimde sürdürebilirliği sağlayacak politikaları, ürün piyasalarında fiyat istikrarı mekanizmalarının güçlendirilmesi konuları değerlendirilirken Et ve Süt Kurumunun sektörde daha proaktif pozisyon alması gerektiği vurgulandı.
Et ve Süt Kurumu’nun “Et ve Süt Sektörü Çalıştayı Sonuç Raporu” yayınlandı. Raporda “ette ithalata dayalı stratejinin çok riskli” olduğu ifade ediliyor.
İKLİ KRİZİ ÜRETİMİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
"Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin görülmeye başlandığı günümüzde aşırı sıcak hava dalgaları ve şiddetli kuraklık, tarımsal üretimi ve biyoçeşitliliği olumsuz yönde etkilemektedir. Hayvancılığın temel iki ürünü olan kırmızı et ve süt üretimindeki artış hızı, küresel talep artış hızının altında gerçekleşeceği öngörülmektedir."
İTHALATA DAYALI STRATEJİ RİSKLİ
“ Üretimde yeterli artış olmamasının yanı sıra ihracatçı ülke sayısının da sınırlı olması ve toplam üretim içerisinde ticarete konu olan ürün miktarının az olması (12 milyon ton), soğuk zincir ve lojistik şartlarının ağır olması, küresel fiyatlardaki istikrarsızlık, hayvan refahı koşulları, hayvan hastalıkları ve karantina tedbirleri gibi faktörlerden dolayı ithalata dayalı strateji büyük risk oluşturmaktadır."
ALMANYA İLE KIYASLAMADA SÜT ÜRETİMİ VAR AMA İHRACAT DEĞERİ DÜŞÜK
"Almanya’nın toplam çiğ süt üretimi 32 milyon ton, toplam süt ürünleri ihracat değeri ise yaklaşık 11 milyar dolar iken ülkemizin toplam çiğ süt üretimi 24 milyon ton, toplam süt ürünleri ihracat değerimiz ise 451 milyon dolardır. İki ülke arasındaki üretim miktarlarının birbirlerine yakın olmasına rağmen ülkemizin süt ve süt ürünlerindeki ihracat değeri Almanya’ya kıyasla oldukça düşük kalmaktadır.”
ET TEDARİKİNDE GELECEK ENDİŞELİ
"Daralma sonucu, başta İslam coğrafyası olmak üzere domuz eti tüketmeyen ülkelerde kırmızı et tedarikinde ciddi sorun oluşturacağı muhakkaktır."
"Diğer taraftan, iklim değişikliği kaygısı, su stresi, sürdürülebilir gıda arz güvenliği endişesi, çevre duyarlılığı, hayvan refahı duyarlılığı, inanç faktörü, vegan, vejetatif beslenme tercihleri gibi faktörler yapay et ve bitki bazlı süte yönelik eğilimin giderek artmasına sebep olmaktadır. Bu çerçevede laboratuvar bazlı tavuk eti ve bitki bazlı sütlerin refah toplumlarında tüketime sunulmaya başlandığı, hücre kültürü bazlı kırmızı et üretimine yönelik Ar-Ge çalışmalarının giderek arttığı görülmektedir.”
” Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre ülkemizde 2022 yılı itibarıyla yıllık 21,56 milyon ton süt, 2,19 milyon ton kırmızı et üretimi gerçekleştirilmiş olup 85 milyon dolayındaki nüfusumuz için kişi başına süt eşdeğer tüketimi 253 kg, kırmızı et tüketimi 25,6 kg civarındadır.”
"Kırsal hane halkının hayvansal ürün ihtiyacı çoğunlukla kentlerden tedarik edilmektedir.”
ŞAP HASTALIĞI (ANKA)
'KAÇ HAYVANIN TELEF OLDUĞU BİLİNMİYOR'
"Bugün şap hastalığının SAT-2 tipi salgın olarak ülkemizde birçok bölgede çok sayıda mihrakta görülmekte ve önemli verim kayıplarına yol açmaktadır. Hastalığın nereden ve nasıl bulaştığı, öncesinde bulaşı önleyici ne tür tedbirlerin alındığı ve hastalığın toplam sürüde kaç hayvanın telefine neden olduğu, bunların ırk ve yaş dağılımını gösteren ve toplamda oluşturduğu ekonomik kayıpları değerlendiren bir envanter bulunmamaktadır."
ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Türkiye'de hayvan popülasyonunun arttırılması, et ve süt veriminin yükseltilmesi ve dolayısıyla ithalatın önlenmesinde kritik öneme sahip olan bu sorunun çözümüne yönelik acil ve etkin bir eylem planı oluşturulmalıdır.
Alınması gereken önlemler ise şu şekilde sıralandı:
"-Küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine koruyucu hekimlik hizmetleri verilmelidir. Hizmetlerin etkinliğini ve sürekliliğini sağlayacak bir denetim mekanizması ile belirli sayıda işletmeye sorumlu veteriner hekim tayin edilmelidir.
-Sağlık taramaları ve koruyucu aşılamalar yapılmalı, ayrıca hayvan refahı standartlarına uygunluk sağlanarak işletme gelirinde iyileştirmeler sağlanmalıdır.
-Bunun yanı sıra Bakanlık hizmetlerinin yayım çalışmaları yapılmalı ve işletmelere ait veriler sürekli güncellenerek verilerde güvenilirlik sağlanmalıdır.
-Programlı aşılara ilave olarak küçük aile işletmelerinde verimliliği tehdit eden hastalıklara karşı, gebe düve ve inekler için kullanılan aşılar (ve ishallere karşı karma viral aşılar) ile buzağıların hastalanma ve ölmesine yol açan hastalıklara karşı kullanılacak aşılar kamu tarafından karşılanmalı ve uygulanmalıdır. (pnomoni, ishaller, clostridial enfeksiyonlar, septisemiler vb.)
-Salgın ve bulaşıcı hastalıklann mücadele programlarına aynlan kaynaklar artınlmalıdır.
-Ulusal aşı üretim ve kontrol merkezi kurulmalıdır.
-Aşı ve biyolojik maddelerin Ar-Ge çalışmaları pahalı olduğu kadar halk sağlığını da ilgilendirmesi açısından önem arz etmektedir.
-Kamu iradesinde, salgın ve bulaşıcı hastalıklara karşı araştırma yapmak, riskleri değerlendirmek ve hastalık çıkan yerleşim yerlerine diğer illerden yeterli sayıda personel ve araç ikame ederek ve aynı zamanda kamuoyu oluşturarak etkili mücadele programları düzenlemek, hastalıklarla yaşamayı kanıksamış anlayışı değiştirmek için önem arz etmektedir.
-Ticari işletmelerin tamamında sağlık taramaları yapılmalı ve en kısa zaman diliminde hastalıktan ara işletmelere dönüştürülmelidir."