85 bin kişilik araştırma: Yetişkinlerin yüzde 66,4'ünde D vitamini eksikliği
Türkiye'de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada 85 bin 892 yetişkinin yüzde 66,4'ünde D vitamini düzeyinin 20 ng/mL'nin altında olduğu belirlendi. Halsizlik, kas güçsüzlüğü ve kemik ağrısı gibi belirtiler günlük yaşamın sıradan şikâyetleriyle karıştırılabilirken, bazı kişilerde tedavi sonrasında D vitamini seviyeleri yeniden düşebiliyor. Peki D vitamini eksikliği nasıl anlaşılır, kimler risk altında ve D vitamini hangi besinlerde bulunur?
D vitamini, kemik ve kas sağlığının korunmasında önemli rol oynayan, yağda çözünen bir vitamin olarak biliniyor.
Vücuttaki D vitamininin önemli bölümü güneş ışığının etkisiyle ciltte sentezlenirken, daha küçük bir kısmı besinlerden alınıyor.
Türkiye güneşli bir ülke olmasına rağmen araştırmalar D vitamini eksikliğinin toplumda oldukça yaygın olduğunu gösteriyor.
2016-2025 yılları arasında 85 bin 892 yetişkinin değerlendirildiği geniş çaplı bir araştırmada katılımcıların yüzde 66,4’ünde D vitamini düzeyinin 20 ng/mL’nin altında olduğu belirlendi.
Kadınlarda bu oran yüzde 68,6, erkeklerde ise yüzde 61,3 olarak hesaplandı.
D vitamini neden önemli?
D vitamini, bağırsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimine yardımcı oluyor.
Bu mineraller kemiklerin sağlıklı şekilde mineralize olması açısından önem taşıyor. D vitamini aynı zamanda vücuttaki kalsiyum-fosfor dengesinin korunmasına ve kas fonksiyonlarına katkıda bulunuyor.
D vitamini yetersiz olduğunda kas zayıflığı, düşme eğiliminde artış ve kemik kırılganlığında yükselme görülebiliyor.
Uzun süren ciddi eksiklik ise yetişkinlerde osteomalazi olarak adlandırılan kemik yumuşamasına yol açabiliyor.
D vitamini eksikliği nasıl anlaşılır?
D vitamini eksikliği bazı kişilerde uzun süre belirgin bir şikâyete yol açmayabiliyor.
Belirti görüldüğünde ise şunlar ortaya çıkabiliyor:
Sürekli yorgunluk ve halsizlik
Kas güçsüzlüğü
Kas ve kemik ağrıları
Kas krampları
Kemiklerde hassasiyet
Düşmeye eğilim
Ancak bu belirtiler yalnızca D vitamini eksikliğine özgü değil. B12 ve demir eksikliği, tiroid sorunları ve farklı hastalıklar da benzer şikâyetlere neden olabiliyor.
Bu nedenle kesin değerlendirme kan testiyle yapılıyor.
D vitamini hangi testle ölçülüyor?
Vücuttaki D vitamini düzeyini değerlendirmek için kullanılan temel test 25 OH vitamin D, yani 25-hidroksi D vitamini testi.
Türkiye’de yaygın kullanılan sınıflandırmalardan birinde:
20 ng/mL ve üzeri yeterli
10-20 ng/mL arası yetersizlik
10 ng/mL’nin altı eksiklik
olarak değerlendiriliyor.
Ancak farklı sağlık kuruluşları ve klinik kılavuzlarda eşik değerler değişebildiğinden, sonuçların kişinin sağlık durumu ile birlikte hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
Kimlerin D vitamini düşüklüğü açısından daha dikkatli olması gerekiyor?
D vitamini eksikliği herkeste görülebilse de bazı gruplarda risk daha yüksek.
Özellikle;
Zamanının büyük bölümünü kapalı alanlarda geçirenler
Eve veya yatağa bağımlı kişiler
Yaşlılar
Obezitesi bulunanlar
Çölyak gibi bağırsaktan emilimi etkileyen hastalığı olanlar
Karaciğer hastalığı bulunanlar
Böbrek hastalığı bulunanlar
Osteoporozu olanlar
Basit düşmeler sonucu kırık gelişenler
Kandaki kalsiyum veya fosfor düzeyi düşük olanlar
Hiperparatiroidisi bulunanlar
Kortizon veya bazı epilepsi ilaçlarını kullananlar
risk grubunda değerlendirilebiliyor.
D vitamini hangi besinlerde var?
D vitamininin besinsel kaynaklarının sayısı diğer birçok vitamine göre sınırlı.
D vitamininin önemli doğal kaynakları arasında özellikle yağlı balıklar bulunuyor.
D vitamini içeren başlıca besinler
Somon
Uskumru
Sardalya
Ton balığı
Balık yağı
Yumurta sarısı
Karaciğer
Süt ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünleri
Bazı tereyağı ve yağ ürünleri
D vitamini ile zenginleştirilmiş gıdalar
Ancak beslenmeyle alınan D vitamini çoğu kişide toplam ihtiyacın yalnızca sınırlı bir bölümünü karşılıyor.
Bu nedenle güneş ışığı D vitamini sentezinde önemli rol oynuyor.
Güneş D vitamini için neden önemli?
D vitamininin önemli bölümü ciltte güneşten gelen UVB ışınlarının etkisiyle sentezleniyor.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konumda güneş ışınlarının D vitamini sentezi açısından özellikle ilkbahar sonu ile sonbahar arasındaki dönemde daha elverişli olduğu belirtiliyor.
Ancak kişinin ten rengi, yaşı, bulunduğu şehir, mevsim, saat, giyim biçimi ve açıkta kalan cilt alanı sentez miktarını doğrudan etkileyebiliyor.
Koyu tenli kişilerde aynı miktarda D vitamini sentezi için daha uzun güneş maruziyeti gerekebiliyor.
Cam arkasından güneşlenmek yeterli mi?
Hayır.
D vitamini sentezini sağlayan UVB ışınlarının önemli bölümü cam tarafından engellendiği için pencere veya araç camı arkasından güneşlenmek ciltte yeterli D vitamini sentezi sağlamıyor.
Bu nedenle güneş ışığının doğrudan cilde ulaşması gerekiyor.
Güneş kremi D vitamini sentezini azaltır mı?
Güneş kremleri UVB ışınlarını engellediği için teorik olarak D vitamini sentezini azaltabiliyor.
Ancak bu durum, cilt kanserinden korunmak amacıyla önerilen güneşten korunma önlemlerinin bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor.
Uzmanlar özellikle uzun süreli ve yoğun güneş maruziyetinde cilt sağlığının korunmasının da önemli olduğunu vurguluyor.
D vitamini eksikliği bulunan kişilerin güneşlenme süresi ve takviye ihtiyacını hekimleriyle değerlendirmeleri gerekiyor.
D vitamini yükseldikten sonra neden tekrar düşebilir?
D vitamini takviyesiyle kan düzeyinin yükselmesi, seviyenin kalıcı olarak normal kalacağı anlamına gelmiyor.
Altta yatan neden devam ediyorsa değer tekrar düşebiliyor.
Bunun olası nedenleri arasında:
Güneşe yeterince çıkmamak
Kapalı ortamda uzun süre geçirmek
Obezite
Çölyak ve benzeri emilim bozuklukları
Bazı bağırsak hastalıkları
Karaciğer hastalıkları
Böbrek hastalıkları
Bazı ilaçların kullanımı
yer alıyor.
Bu nedenle takviye kullandığı halde D vitamini sürekli düşük çıkan kişilerde yalnızca yeniden ilaç kullanmak yerine, düşüklüğün nedeninin de araştırılması önem taşıyor.
Tedaviden sonra ne zaman yeniden ölçülüyor?
D vitamini eksikliğinin tedavisi eksikliğin derecesine, kişinin yaşına, kilosuna ve eşlik eden hastalıklarına göre değişebiliyor.
Tedavi çoğunlukla damla, tablet veya kapsül formundaki D vitamini preparatlarıyla yapılıyor.
Kaynaklarda tedavi yanıtının değerlendirilmesi amacıyla bazı hastalarda yaklaşık üçüncü ayda D vitamini seviyesinin yeniden ölçülebildiği belirtiliyor.
Ancak kontrol zamanının ve tedavi dozunun kişiye özel belirlenmesi gerekiyor.
D vitamini fazla alınırsa ne olur?
D vitamini yağda çözünen ve vücutta depolanabilen bir vitamin olduğu için “ne kadar çok, o kadar iyi” yaklaşımı doğru değil.
Uzun süre gereğinden yüksek doz kullanılması D vitamini zehirlenmesine ve kandaki kalsiyum seviyesinin aşırı yükselmesine neden olabiliyor.
Bunun sonucunda:
Bulantı ve kusma
Aşırı susama
Sık idrara çıkma
Böbrek taşı
Böbrek hasarı
gibi sorunlar gelişebiliyor.
Bu nedenle özellikle yüksek doz D vitamini ampulleri veya yüksek doz takviyelerin hekim kontrolü dışında kullanılmaması gerekiyor.
Fazla güneşlenmek D vitamini zehirlenmesine yol açar mı?
D vitamini zehirlenmesi genellikle aşırı doz takviye kullanımından kaynaklanıyor.
Vücudun ciltte üretilen D vitamini miktarını düzenleyen mekanizmaları bulunduğu için güneş ışığına maruz kalmak tek başına D vitamini zehirlenmesine yol açmıyor.
Ancak uzun süre korunmasız güneşte kalmanın güneş yanığı ve cilt kanseri riskini artırdığı unutulmamalı.
Türkiye’de neden bu kadar çok kişide D vitamini düşük?
Türkiye güneşli bir ülke olmasına rağmen modern yaşam biçimi güneş ışığından yararlanmayı önemli ölçüde azaltabiliyor.
Gün boyunca ofislerde ve kapalı alanlarda bulunmak, güneşe çıkmamak, mevsimsel koşullar, obezite ve çeşitli emilim problemleri eksiklik riskini artırabiliyor.
Özellikle kadınlarda yapılan geniş araştırmalarda da yüksek eksiklik oranları dikkat çekiyor.
Son veriler, D vitamini düşüklüğünün Türkiye’de yalnızca belirli bir grubun değil, toplumun geniş kesimini ilgilendiren bir sağlık sorunu olduğunu gösteriyor.
D vitamini düzeyi sürekli düşük çıkan veya tedaviden sonra yeniden düşen kişilerde ise yalnızca takviye miktarına değil, eksikliğin altında yatan nedene de bakılması önem taşıyor.
Karşı Sav Haber Merkezi