Ahmet Davutoğlu: "Türkiye'de Ahlaki ve Kurumsal Tahribat Yaşandı"
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Değişen Dünyada Türkiye’nin Yeni Rolü” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dış politika, devlet kurumları, hukuk, ekonomi ve siyasal sistem alanlarında kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Davutoğlu, Türk dış politikasının uzun yıllar boyunca Ermeni iddiaları, Yunanistan’la rekabet ve Kürt sorunu gibi başlıklara sıkıştığını belirterek, Türkiye’nin bu dar kalıptan çıkarılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin coğrafi ve tarihi birikimiyle dünyadaki değişime yön verebilecek bir ülke olabileceğini dile getiren Davutoğlu, geçmişte bunun için önemli fırsatlar yakalandığını ancak bu fırsatların yeterince değerlendirilemediğini söyledi.
“Türkiye Dünyayla Entegre Olmalı”
Konuşmasında Türkiye’nin dış politikada çok yönlü hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, dünyada tek kutuplu düzenin geride kaldığını ve yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığını belirtti.
Davutoğlu, Türkiye’nin ne kadar çok güç odağıyla ilişki kurabilirse o kadar fazla siyasi seçenek üretebileceğini ifade ederek, komşu ülkelerle ilişkilerde psikolojik bir dönüşüm hedeflediklerini söyledi.
İran ile Batı arasında geçmişte yürütülen nükleer müzakerelerin İstanbul’da yapıldığını hatırlatan Davutoğlu, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü kaybettiğini savundu. Davutoğlu, “Pakistan’ın başarısına seviniriz ama neden Türkiye bu arabuluculuk konumunu kaybetti?” diye sordu.
“Belirsizlik Dönemi Türkiye İçin İmkân da Olabilir”
Dünyada büyük bir belirsizlik döneminin yaşandığını belirten Davutoğlu, ABD’nin tek başına dünyayı yönetemediğini, Çin’in yükseldiğini, Avrupa’da ise liderlik krizinin öne çıktığını söyledi.
Davutoğlu, belirsizlik dönemlerinin kendi içinde güçlü düzen kurabilen ülkeler için fırsata dönüşebileceğini ifade ederek, Türkiye’nin bu süreçte sağlam bir iç düzen ve öngörülebilirlik oluşturması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye’de Ahlaki ve Kurumsal Tahribat Yaşandı”
Davutoğlu, Türkiye’de son yıllarda ahlaki, kurumsal, siyasal ve ekonomik alanlarda ciddi tahribat yaşandığını savundu.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılmasını eleştiren Davutoğlu, devlet kurumlarında kıdem, liyakat ve kurumsal hafızanın önemine dikkat çekti. Kurumsal yapının zayıflamasının devlet yönetiminde ciddi sorunlara yol açtığını söyledi.
Siyasi ahlak yasası, imar düzeni ve şeffaflık konularında geçmişte adım atmaya çalıştığını belirten Davutoğlu, imar rantının kamuya ait olduğunu vurgulayarak, rant odaklı yapılaşmanın Türkiye’de ahlaki yozlaşmanın önemli kaynaklarından biri olduğunu ifade etti.
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Siyasetin Doğasını Bozdu”
Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’de siyasetin dokusunu bozduğunu savundu.
Bakanların ve milletvekillerinin halkla olan bağının zayıfladığını belirten Davutoğlu, mevcut sistemde karar alma süreçlerinin daraldığını ve siyasal denetim mekanizmalarının zayıfladığını söyledi.
Davutoğlu, Türkiye’nin yetki-sorumluluk dengesinin kurulduğu, denetim mekanizmalarının işlediği ve öngörülebilirliği sağlayan yeni bir parlamenter sisteme ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
“Türkiye’nin Devrim Niteliğinde Reformlara İhtiyacı Var”
Konuşmasının son bölümünde Türkiye’nin kapsamlı bir dönüşüm sürecine girmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, artık “reform” yerine “devrim” kavramını kullandığını söyledi.
Davutoğlu’na göre Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu temel dönüşüm başlıkları şöyle sıralandı:
Ahlaki devrim, adalet ve hukuk devrimi, üretim ve istihdam devrimi, gelir adaleti devrimi, kurumsal devrim, eğitim ve kültür devrimi ile sistem değişimi.
Davutoğlu, özellikle hukuk düzeni ve aidiyet bilincinin toplumsal barış açısından belirleyici olduğunu belirterek, Kürtler, Aleviler, dindarlar, solcular ve farklı kesimlerin hukuk önünde eşit muamele göreceğinden emin olması gerektiğini söyledi.
Gazze, İran ve Arabuluculuk Vurgusu
Konuşmasında Gazze’de yaşananlara da değinen Davutoğlu, İslam dünyasının ve Türkiye’nin bu konuda daha güçlü bir tavır ortaya koyması gerektiğini savundu.
Türkiye’nin geçmişte Suriye-İsrail, Afganistan-Pakistan, Bosna-Sırbistan ve İran-Batı hattında arabuluculuk rolleri üstlendiğini hatırlatan Davutoğlu, Türkiye’nin yeniden bölgesel krizlerde etkin diplomasi yürüten bir ülke konumuna gelmesi gerektiğini belirtti.
Davutoğlu, Türkiye’nin Karadeniz, Ege, Akdeniz, Kızıldeniz, Basra ve Hazar havzalarında söz sahibi olması gerektiğini ifade ederek, ülkenin ekonomik ve diplomatik etki alanını genişletmesi gerektiğini söyledi.















