Zafer Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Fikret Artan, 22 Eylül'de yaptığı açıklamada
borsa İstanbul'daki son satış dalgası ve bazı yatırım fonlarında yaşanan likidite sorunları üzerinden ekonomi yönetimine yönelik bir dizi soru yöneltti.Artan, özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sermaye Piyasası Kurulu'nun daha önce piyasadaki risklere ilişkin işaretlere rağmen yeterli önlemi almadığını ileri sürdü.Türkiye'nin gösterge BIST 100 endeksi geçen hafta yüzde 8'in üzerinde değer kaybederek Mart 2025'ten bu yana en kötü haftalık performansını gösterdi. Satışların hızlanmasında, düşük halka açıklık oranına sahip ve likiditesi sınırlı hisselerde yoğunlaşan bazı yatırım fonlarının nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla daha likit varlıklarını satmak zorunda kalmasının etkili olduğu belirtiliyor.
Artan'dan Şimşek'e 4 Kasım 2025 hatırlatması
Artan'ın eleştirilerinin merkezinde Mehmet Şimşek'in 4 Kasım 2025'te yaptığı açıklamalar yer aldı.Şimşek, Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde yaptığı konuşmada bazı fonlar üzerinden manipülatif işlemler yapıldığını bildiklerini açıklamış ve manipülasyonla mücadelede cezaların artırılması ile düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi gerektiğini söylemişti.Artan, bu açıklamayı hatırlatarak şu soruyu yöneltti:“4 Kasım 2025 tarihinde borsada manipülasyon ve şaibeli işlemler olduğunu bildiğini açıkça söyleyen Mehmet Şimşek, o günden bu yana neden tedbir almadı?”Artan ayrıca SPK'nın süreçteki tutumunu da eleştirerek düzenleyici kurumun daha erken ve daha kapsamlı önlem alması gerektiğini savundu.
SPK: Temmuz ve ağustosta düzenlemeler yaptık
SPK'nın kamuoyuna yaptığı açıklamalar ise Artan'ın eleştirilerinden farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Kurul, 23 Temmuz 2026 tarihli kararla bazı yatırım fonlarındaki değerleme yöntemlerinde değişikliğe gidildiğini, ağustos ayında Borsa İstanbul, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu ile toplantılar yapıldığını ve yeni yatırım fonu rehberinin 28 Ağustos'ta kamuoyuna açıklandığını bildirdi.SPK, söz konusu düzenlemelerin fonlar üzerinden manipülasyon imkânlarını sınırlandırmayı, şeffaflığı artırmayı ve sistemik risklerin finansal istikrara etkisini azaltmayı amaçladığını belirtiyor.
Artan: “517 bin yatırımcı mağdur oldu”
Artan açıklamasında, yaşanan gelişmelerden
517 bin küçük yatırımcının etkilendiğini ve bu yatırımcıların yaklaşık
20 milyar dolarlık birikim kaybıyla karşı karşıya kaldığını ileri sürdü.Ancak bu rakamlar Zafer Partisi'nin açıklamasında yer alan iddialar niteliğinde.Reuters'ın 22 Eylül tarihli analizinde,
SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 131 fonun yaklaşık
353 bin yatırımcıya ve
18 milyar doların üzerinde varlığa sahip olduğu belirtiliyor. Bu rakam fonların toplam varlık büyüklüğünü ifade ediyor; söz konusu tutarın tamamının yatırımcı zararı olduğu anlamına gelmiyor.Piyasada farklı yatırımcı ve hesap sayılarının telaffuz edilmesi nedeniyle nihai zarar miktarı ve doğrudan etkilenen kişi sayısı konusunda farklı hesaplamalar bulunuyor.
131 fon için tasfiye kararı
Sermaye piyasalarında yaşanan sert hareketlerin ardından yetkili kurumlar bir dizi önlem aldı.Reuters'ın aktardığına göre SPK, yedi portföy yönetim şirketinin yönettiği
131 fonun tasfiyesine karar verdi. Kurul ayrıca bazı kişiler hakkında piyasa manipülasyonu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da piyasalardaki likiditeyi artırırken, kredili işlemlerde uygulanan bazı teminat şartları geçici olarak gevşetildi.
Finansal İstikrar Komitesi: Sistemik risk yok
Artan, Şimşek başkanlığında yapılan Finansal İstikrar Komitesi toplantısının ardından yayımlanan açıklamayı da yetersiz bulduğunu söyledi.Komitenin 17 Eylül tarihli resmi açıklamasında ise piyasalardaki hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarında yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığı belirtildi.Açıklamada,
“Borsa İstanbul'un ve sermaye piyasalarımızın işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmamaktadır” denildi ve sorunun geçici ve yönetilebilir olduğu savunuldu.Komite ayrıca likidite sıkışıklığının giderilmesi ve bulaşma riskinin önlenmesine yönelik tedbirlerin uygulanacağını açıkladı.
MSCI daha önce Türkiye piyasası için uyarıda bulunmuştu
Artan, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI'ın daha önce Türkiye piyasasına ilişkin yaptığı uyarıların da ekonomi yönetimi tarafından dikkate alınmadığını savundu.MSCI'ın Haziran 2026 tarihli Küresel Piyasa Erişilebilirliği İncelemesi'nde Türkiye'deki bazı küçük ölçekli şirketlerde serbest dolaşım oranlarının şeffaflığı ve fiyat oluşumu konusunda kaygılar bulunduğu belirtildi.MSCI, uluslararası yatırımcıların Türkiye piyasasında hissedar şeffaflığı ve koordineli işlemlere ilişkin endişeler bildirdiğini ve yeterli ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye'nin piyasa sınıflandırmasının yeniden değerlendirilebileceğini kaydetti.Türkiye halen MSCI'ın gelişmekte olan piyasalar kategorisinde bulunuyor. Olası bir sınıflandırma değişikliğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin ise şu aşamada alınmış bir karar bulunmuyor.
Artan: “Mağdurların zararları nasıl karşılanacak?”
Artan, açıklamasında ekonomi yönetimine şu soruları da yöneltti:Borsa kaynaklı gelişmelerin ardından yabancı yatırımcıların ne kadar kaynak çıkardığının, Merkez Bankası rezervlerinde ne ölçüde değişim yaşandığının ve tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanacağının açıklanmasını istedi.Goldman Sachs'ın yayımlanan değerlendirmesine göre TCMB'nin brüt rezervlerinin 17 Eylül itibarıyla önceki haftaya göre yaklaşık
9 milyar dolar azalarak 180 milyar dolar seviyesine gerilediği hesaplandı. Bununla birlikte rezervlerdeki bütün değişimi yalnızca borsadaki fon gelişmelerine bağlayan resmi bir veri bulunmuyor.
Zafer Partisi konuyu gündemde tutacak
Artan, Zafer Partisi'nin yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri takip etmeye devam edeceğini belirterek, mağdur olduğunu söyledikleri yatırımcıların zararlarının karşılanması için sorumluların varlıklarının ve fon şirketlerinin teminatlarının incelenmesi çağrısında bulundu.Artan,
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın da konuyla ilgili açıklamalar yaptığını hatırlatarak, partinin ekonomi yönetiminden ayrıntılı açıklama talep etmeye devam edeceğini söyledi.Öte yandan yetkili kurumlar, yaşanan sorunun sermaye piyasalarının tamamına yayılan sistemik bir kriz olmadığını ve belirli fonlarda yoğunlaşan likidite sorunlarından kaynaklandığını savunuyor. Bağımsız piyasa analistlerinin Reuters'a verdiği değerlendirmelerde de gelişmelerin yatırımcılar açısından ciddi sonuçları olmakla birlikte ülke çapında bir finansal kriz olarak görülmediği belirtiliyor.