Türkiye'de iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik bilimsel çalışmalara bir yenisi daha eklendi. Çukurova Üniversitesi öncülüğünde yürütülen araştırmada, yüksek sıcaklık, kuraklık, toprak tuzluluğu ve bitki hastalıklarına karşı daha dayanıklı yeni çeşitler geliştiriliyor.
TÜBİTAK'ın 1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı kapsamında 2023 yılında oluşturulan
Türkiye Tarımsal Üretiminde Küresel İklim Değişikliğine Uyumlu Sürdürülebilir Tarım Teknolojileri Platformu (S-ATP) çatısı altında yürütülen projeye yaklaşık 18 milyon TL destek sağlandı.Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Yaşa Kafkas'ın öncülüğündeki çalışmaya Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Adana Biyolojik Mücadele Araştırma Enstitüsü ve Mersin'deki Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü de katkı sunuyor.Araştırmada Türkiye'nin tarımsal üretim ve ihracat potansiyeli açısından önem taşıyan çilek, turunçgil, buğday ve biber üzerinde yoğunlaşılıyor.
Dört ürün grubunda beş ayrı araştırma yürütülüyor
Çukurova Üniversitesinin açıklamasına göre proje kapsamında, farklı bitki türlerinin iklim değişikliği ve hastalıklar karşısındaki dayanıklılığını artırmak amacıyla beş alt araştırma yürütülüyor.
Çilek: Kurşuni küf ve külleme gibi hastalıklara karşı dayanıklılığı veya toleransı yüksek çeşitler geliştirilmesi hedefleniyor. Böylece bitki koruma ürünlerine olan ihtiyacın azaltılması ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor.
Biber: kuraklık stresine ve bazı viral hastalıklara dayanıklı çeşitler üzerinde çalışılıyor. Ayrıca acı dolma biberde toprak tuzluluğuna toleranslı yeni çeşitlerin geliştirilmesi hedefleniyor.
Buğday: Kuraklığa dayanıklı, özellikle makarnalık ve irmik üretimine uygun yeni buğday çeşitleri araştırılıyor. Genetik belirteçlerden yararlanılarak bitki ıslahının hızlandırılması amaçlanıyor.
Turunçgiller: Kuraklığa toleransı yüksek yeni anaçların geliştirilmesi ve dayanıklılıkla ilişkili genetik özelliklerin belirlenmesi hedefleniyor.Araştırmacılar, bitkilerin iklim koşullarına uyumunu artırırken verim ve ürün kalitesini de korumayı amaçlıyor.
Laboratuvardan sera denemelerine geçildi
Proje kapsamında laboratuvar altyapısı yeni cihazlarla güçlendirilirken Çukurova Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü binasının terasına araştırma serası kuruldu.Laboratuvar ortamında geliştirilen aday bitkiler, sera koşullarında denemeye alınmaya başlandı.Bu aşamada bitkilerin kuraklığa, hastalıklara ve diğer çevresel stres faktörlerine verdikleri tepkiler inceleniyor.Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ebru Yaşa Kafkas, geliştirme çalışmalarında olumlu sonuçlar elde ettiklerini ancak yeni çeşitlerin doğrudan ticari üretime sunulabilmesi için üretici koşullarında da denenmesi gerektiğini belirtti.
Yeni çeşitlerin 1–2 yıl içinde tarıma kazandırılması hedefleniyor
Çalışmaların gelecek yıl ağustos ayında tamamlanmasının planlandığını belirten Kafkas, uygun sonuçlar alınması durumunda yeni çeşitlerin bir ila iki yıl içerisinde Türkiye tarımına kazandırılmasını umut ettiklerini söyledi.Ancak bu takvim, bütün çeşitlerin belirtilen süre içinde ticari olarak satışa sunulacağı anlamına gelmiyor.Yeni çeşitlerin gerçek üretim koşullarında denenmesi, verimlilik ve dayanıklılık özelliklerinin doğrulanması gerekiyor.
Genetik yöntemlerle ıslah süresi kısaltılacak
Araştırmanın önemli hedeflerinden biri de yeni bitki çeşitlerinin geliştirilmesi için gereken süreyi azaltmak.Geleneksel bitki ıslahı uzun yıllar sürebilirken araştırmacılar, dayanıklılıkla ilişkili genetik özelliklerin daha erken belirlenmesini sağlayabilecek yöntemler üzerinde çalışıyor.
Bu kapsamda kuraklığa dayanıklılıkla ilişkili aday genlerin ve moleküler belirteçlerin tespit edilmesi hedefleniyor.Böylece araştırmacılar, bir bitkinin dayanıklılık potansiyelini uzun süreli yetiştirme denemelerinin bazı aşamalarını beklemeden değerlendirebilecek.Bu yöntemlerin başarılı olması durumunda yeni çeşit geliştirme süreçlerinde hem zaman hem de maliyet avantajı sağlanması bekleniyor.
Kuraklık ve toprak tuzluluğuna karşı çözüm aranıyor
İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar, Türkiye'nin tarımsal üretim bölgelerinde su yönetiminin önemini artırıyor.Kurak dönemlerde sulama ihtiyacının yükselmesi ve uygun olmayan sulama koşulları, bazı tarım arazilerinde tuzluluk sorununu ağırlaştırabiliyor.Değişen sıcaklık ve nem koşulları, bitki hastalıkları ile zararlıların dağılımını da etkileyebiliyor.Prof. Dr. Kafkas, söz konusu sorunların tarımsal üretimde verim kayıplarına yol açabildiğini ve kimyasal mücadele ihtiyacını artırabildiğini belirtti.
Projenin başarısı üretici koşullarında belirlenecek
Çukurova Üniversitesi öncülüğündeki araştırma, tarımsal üretimde iklim değişikliğine uyum sağlayabilecek yerli bitki çeşitlerinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor.Ancak laboratuvar ve serada elde edilen başarılı sonuçların geniş ölçekli tarla koşullarında da doğrulanması gerekiyor.Araştırmanın üreticilere sağlayacağı katkı; geliştirilecek çeşitlerin verimliliği, hastalık ve kuraklık dayanıklılığı, üretim maliyetleri ve farklı bölgelerde gösterecekleri performansa bağlı olacak.Çalışmaların hedeflerine ulaşması durumunda Türkiye'de iklim değişikliğine daha dayanıklı tarımsal üretim için yeni seçenekler ortaya çıkabilecek.