Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, 12 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlediği basın toplantısında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Yemen'deki çatışmalar, yargı atamaları ve yatırım fonları soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'nin başka ülkelerin çatışmalarına doğrudan veya dolaylı olarak dahil edilmemesi gerektiğini savunan Özdağ, dış politika ve savunma alanında alınan kararların TBMM denetimine açık olması gerektiğini belirtti.
“Meclisin iradesi yok sayılıyor”
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na değinen Özdağ, dost ve müttefik ülkelerle savunma iş birliğine karşı olmadıklarını söyledi.Ancak anlaşmanın kapsamı ve Türkiye'ye getirebileceği askerî yükümlülüklerin yeterince açık olmadığını savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Ancak bizim itirazımız Türkiye'nin milli çıkarları yeterince gözetilmeden, sınırları açıkça çizilmemiş askeri yükümlülüklerin altına sokulmasına, ülkemizin başka devletlerin savaşlarının tarafı haline getirilmesine ve Türk milletinin geleceğinin kapalı kapılar ardında alınan kararlarla riske atılmasına yöneliktir.”Özdağ, anlaşmanın TBMM'nin onayı alınmadan uygulanmaya çalışıldığını ileri sürerek Anayasa'nın 90. maddesi kapsamında Meclisin yetkilerini hatırlattı.“Yangından mal kaçırır gibi Meclise tezkere getirme hazırlığı yapanlar, TBMM'nin onaylamadığı bu angajmanları hangi anayasal yetkiyle imzalamıştır?” diye sordu.
“Kızıldeniz'den geçen Türk gemileri hedef olabilir”
Türkiye'nin Yemen'de Husilerle karşı karşıya gelmesi durumunda ciddi güvenlik riskleriyle karşılaşabileceğini savunan Özdağ, özellikle deniz ticaretine dikkat çekti.Babülmendep Boğazı'nın Türkiye'nin uluslararası ticareti ve deniz ulaşımı açısından önemli olduğunu belirten Özdağ, şunları söyledi:“Türkiye'nin Yemen'de Husilerle karşı karşıya gelmesi durumunda, Kızıldeniz'den geçen Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı tüm ticari gemiler açık hedef haline gelecektir.”
Türkiye'nin Somali, Aden Körfezi ve Afrika Boynuzu'nda uzun yıllardır geliştirdiği askerî, ticari ve diplomatik ilişkilerin de risk altına girebileceğini ileri sürdü.Özdağ, anlaşmanın Türkiye ile İran arasında yeni gerilimlere yol açabileceğini savunarak olası askerî angajmanın yalnızca Yemen'le sınırlı kalmayabileceğini ifade etti.Bu değerlendirmeler, Özdağ'ın olası risklere ilişkin siyasi öngörülerini yansıtıyor.
Hükümet: “Saldırı operasyonlarına katılmayacağız”
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalandı.Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış sayılmasını öngören kolektif savunma hükümleri içeriyor.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim'deki açıklamasında Türkiye'nin Suudi Arabistan'a sağlayabileceği desteğin savunma amaçlı olacağını, Yemen'e yönelik saldırı operasyonlarına katılma veya bu amaçla asker gönderme planı bulunmadığını bildirmişti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 12 Ekim'de anlaşmanın onay için yakında TBMM'ye sunulacağını açıkladı.Böylece anlaşmanın parlamentodaki onay süreci ve uygulama kapsamı, önümüzdeki dönemde Meclisin gündeminde olacak.
Hâkim-savcı atamalarına ilişkin açıklamalara tepki
Özdağ, basın toplantısında Ankara 2 No'lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir'in hâkim ve savcı atamalarına ilişkin sözlerini de eleştirdi.
Ağdemir'in katıldığı bir televizyon programında, iki yıllık görev dönemlerinde 70 baro üyesi avukatın hâkim ve savcı olduğunu, bu süreçte bakanlıklarla görüştüklerini ve kendilerine ayrıcalık tanındığını söylediğini hatırlattı.Özdağ, söz konusu açıklamaların yargı bağımsızlığı ve liyakat bakımından ciddi sorular doğurduğunu savundu.“Adalet Bakanlığı kimin bakanlığıdır? Sadece iktidara yakın baroların mı, yoksa 85 milyonun mu?” diye sordu.Ağdemir'in sözleri hukuk çevrelerinde de tartışma yarattı. Yargıçlar Sendikası, atamalarda referans ve ayrıcalık ilişkilerinin hangi hukuki zemine dayandığının açıklanmasını istedi.Ağdemir ise kamuoyundaki tepkilerin ardından 12 Ekim'de yeniden baro başkanlığına aday olmayacağını açıkladı. Açıklamalarının bağlamından koparıldığını savundu.
Fon soruşturması için istifa çağrısı
Selçuk Özdağ'ın bir diğer gündem maddesi, yatırım fonları hakkında yürütülen soruşturmaydı.Özdağ, yaşananların finansal denetim mekanizmalarının işleyişini sorgulattığını belirterek Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başta olmak üzere ilgili kurumların yöneticilerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.Bazı Avrupa ülkelerinde benzer olayların ardından kamu yöneticilerinin istifa ettiğine ilişkin örnekler veren Özdağ, Türkiye'de de siyasi ve idari sorumluluğun araştırılmasını istedi.Özdağ, 2 Ekim'de yaptığı açıklamada da fon krizinin bütün yönleriyle araştırılması için TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmasını talep etmişti.Fonların denetim geçmişi, sorumluların belirlenmesi ve yatırımcıların zararlarının karşılanması konuları, Meclisin 14 Ekim'de görüşmeye başlayacağı kanun teklifiyle birlikte yeniden gündeme gelecek.