Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Jeffrey Sachs ile BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nda Orta Doğu ve Afrika Danışmanı Sybil Fares, ABD’nin nükleer çağda doğrudan ve geniş çaplı savaştan kaçınmak zorunda olduğunu; bunun yerine “hibrit savaş” yöntemlerine yöneldiğini ileri sürdü.
Yazarlara göre hibrit savaş; ağır ekonomik yaptırımlar, hedefli askeri saldırılar, siber operasyonlar, iç huzursuzluğu körükleme ve dezenformasyon kampanyalarının birlikte kullanıldığı bir strateji. Sachs ve Fares, son dönemde Venezuela ve İran örneklerinin bu yaklaşımı “tüm açıklığıyla gösterdiğini” savunuyor.
Venezuela: “Petrol ve rejim değişikliği” iddiası
Makalede, ABD’nin Venezuela’ya yönelik iki temel hedefinin olduğu iddia ediliyor: Orinoco Kuşağı’ndaki büyük petrol rezervleri üzerinde kontrol kurmak ve 1999’dan beri iktidarda olan sol hükümeti devirmek. Yazarlar, bu sürecin 2002’de CIA destekli darbe girişimiyle hız kazandığını; darbe başarısız olduktan sonra ise ekonomik yaptırımların artırıldığını öne sürüyor.
Sachs ve Fares, sonraki yıllarda Venezuela’nın dolar rezervlerine el konulması, petrol üretimini felç eden adımlar ve “ekonomik kuşatma” gibi uygulamalarla ülkenin daha büyük bir krize sürüklendiğini savunuyor. Buna rağmen hibrit savaşın hükümeti devirmeyi başaramadığı görüşünü dile getiriyorlar.
Yazarlar ayrıca Donald Trump döneminde söylemlerin sertleştiğini; bombalama tehdidi, Maduro’nun kaçırılmasına dönük iddialar, petrol sevkiyatlarına müdahale ve deniz ablukası gibi adımların gündeme geldiğini belirtiyor.
İran: Tarihsel arka plan ve “bölgesel savaş riski”
Makalede İran’a dönük baskının geçmişinin daha da eski olduğu vurgulanıyor. Sachs ve Fares, 1953’te demokratik yollarla seçilen Başbakan Muhammed Musaddık’ın İran petrolünü millileştirmesinin ardından CIA ve MI6’nın Ajax Operasyonu ile Musaddık’ı devirdiğini, Şah’ın yeniden iktidara getirildiğini hatırlatıyor.
Yazarlar, Şah döneminde muhalefetin baskılandığını; bunun sonunda 1979’daki devrimle Ayetullah Humeyni’nin iktidara geldiğini, rehineler krizinin de ilişkileri daha da zehirlediğini ifade ediyor. 1980’lerde ABD’nin Irak’ı İran’a karşı savaşta desteklediğini ve bunun yüz binlerce can kaybına yol açtığını savunuyorlar.
Sachs ve Fares’e göre ABD-İsrail hattının İran’a yönelik hedefi, nükleer programı sınırlayan ve ülkenin uluslararası sisteme normalleşmesini sağlayacak bir müzakere çözümünden ziyade; İran’ı ekonomik olarak yıpratmak, diplomatik olarak sıkıştırmak ve içeriden baskı altında tutmak. Yazarlar, Trump’ın 2016 tarihli JCPOA (nükleer anlaşma)’dan çekilmesini, müzakere zeminini baltalayan kritik adım olarak görüyor.
“Savaş tehdidi – barış teklifi” gidip gelmesinin nedeni
Makaleye göre hibrit savaş, belirsizlik ve çelişkilerle besleniyor. Bu nedenle Trump’ın söylemlerinin “savaş tehdidi” ile “barış teklifi” arasında ani biçimde gidip gelmesi, hibrit stratejinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Yazarlar, gerilimi azaltan işaretlerin kalıcı görülmemesi gerektiğini; bunun ardından doğrudan askeri saldırıların gelebileceğini savunuyor.
“Faydalanan tek taraf: Askeri-teknoloji kompleksi”
Sachs ve Fares, CIA, Mossad ve çeşitli güvenlik ağlarının Latin Amerika ve Orta Doğu’da onlarca yıldır “kaos ürettiğini”; bunun ekonomik kalkınmayı engellediğini, terörü beslediğini ve kitlesel göçlere yol açtığını iddia ediyor. Buna karşın ortaya “istikrar ve güvenlik” çıkmadığını öne sürüyorlar.
Yazarlar, bu tablodan ABD ve İsrail’deki askeri-teknoloji sanayi kompleksinin kazançlı çıktığını savunarak, ABD Başkanı Dwight Eisenhower’ın 1961’deki “askeri-sanayi kompleksine” dair uyarılarını hatırlatıyor. Yapay zekâ, kitle propagandası ve agresif dış politika ile bu yapının daha da güçlendiğini ileri sürüyorlar.
“Dünya ‘hayır’ demeli” çağrısı
Makalede, BM’ye üye ülkelerin “hibrit savaşa bağımlılığa” karşı net tutum alması gerektiği ifade ediliyor. Yazarlar; rejim değiştirme operasyonlarına, tek taraflı yaptırımlara, doların silah olarak kullanılmasına ve BM Şartı’nın aşındırılmasına karşı çıkılması çağrısında bulunuyor.
Kaynak: OPEN
Not: Bu yazı bir yorum/analiz yazısıdır; burada yer alan değerlendirmeler yazarların görüşleridir.
PHOTO: Jeffrey Sachs, 13 Haziran'da MadridJUAN BARBOSA

















