Saadet Partisi, Türkiye’de tarım sektörünün mevcut durumuna ve gelecekte karşılaşabileceği risklere ilişkin “Tarım Arazilerinin Kaybı,
Gıda Güvenliği ve Geleceğin Tehditleri” başlıklı Sosyal Gündem Analiz Raporu’nu yayımladı.Raporda Türkiye tarımının; iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, enerji ve girdi maliyetlerindeki artış, küresel krizler, genç nüfusun üretimden uzaklaşması ve tarım arazilerinin daralması nedeniyle giderek büyüyen risklerle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Tarım alanı 23 milyon 978 bin hektara geriledi
Rapora göre Türkiye’nin toplam tarım alanı 2002 yılında 26 milyon 579 bin hektarken, 2025 yılı itibarıyla 23 milyon 978 bin hektara düştü.Böylece son 23 yılda yaklaşık 2 milyon 601 bin hektarlık tarım arazisi üretim dışına çıktı. Raporda bu alanın yaklaşık 26 bin kilometrekareye karşılık geldiği ve Ankara’nın 25 bin 632 kilometrekarelik yüzölçümünden daha büyük olduğu belirtildi.Tarım arazilerindeki azalmanın üretim kapasitesini düşürdüğü, gıda arz güvenliğini zayıflattığı, ithalat bağımlılığını artırdığı ve gelecek nesillerin üretim imkânlarını daralttığı savunuldu.
En büyük tehditlerden biri su kıtlığı
Raporda tarımın geleceğini tehdit eden başlıca sorunlardan birinin su kaynaklarının azalması olduğu vurgulandı.Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı belirtilen raporda, tarımda kullanılan suyun toplam tüketimin yaklaşık dörtte üçünü oluşturduğu ancak suyun önemli bölümünün verimsiz yöntemlerle kullanıldığı kaydedildi.Havza bazlı planlama, basınçlı sulama sistemleri, su hasadı uygulamaları ve kuraklığa dayanıklı ürün desenlerinin yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi. Tarım politikalarının geçmiş iklim koşullarına göre değil, gelecekte beklenen kuraklık ve aşırı hava olaylarına göre hazırlanması önerildi.
Temel ürünlerde dışa bağımlılık uyarısı
Pandemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında ülkelerin kendi gıda ihtiyaçlarını güvence altına almak için ihracat yasakları, kotalar ve stoklama uygulamalarına yöneldiği hatırlatılan raporda, tarımsal üretimin stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri hâline geldiği belirtildi.Buğday, mısır, ayçiçeği, bakliyat, et ve süt gibi temel ürünlerde dışa bağımlılığın ciddi bir güvenlik riski oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.
Mazot, gübre ve enerji maliyetleri üreticiyi zorluyor
Raporda gübre, mazot, tohum, yem ve lojistik gibi üretim girdilerindeki küresel fiyat dalgalanmalarının çiftçinin maliyetlerini doğrudan yükselttiği ifade edildi.Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu tarımsal girdilerde yaşanabilecek krizlerin gıda fiyatlarına da yansıyacağı belirtildi.Sulama, sera üretimi, depolama, soğuk zincir ve taşımacılıkta yoğun enerji kullanıldığına dikkat çekilen raporda, enerji fiyatlarındaki yükselişin yalnızca üreticiyi değil, tüketicinin sofrasındaki fiyatları da etkilediği kaydedildi. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarının tarım politikalarının bir parçası hâline getirilmesi istendi.
Çiftçi nüfusu yaşlanıyor, gençler üretimden uzaklaşıyor
Raporda Türkiye’de çiftçi nüfusunun giderek yaşlandığı, gençlerin ise tarımı sürdürülebilir bir geçim alanı olarak görmediği belirtildi.Kırsaldaki düşük gelir, sosyal imkânların yetersizliği ve tarımın ekonomik cazibesini kaybetmesinin gençlerin üretimden uzaklaşmasını hızlandırdığı ifade edildi.Bu eğilimin devam etmesi hâlinde yalnızca üretimin değil, kuşaktan kuşağa aktarılan tarımsal bilgi ve tecrübenin de kaybedileceği uyarısında bulunuldu. Genç girişimcilere yönelik desteklerin artırılması ve kırsalda yaşamın cazip hâle getirilmesi önerildi.
“Arazi kaybedildiğinde teknoloji tek başına yeterli olmaz”
Raporda tarım arazilerinin daralması, geleceğin en kritik risklerinden biri olarak gösterildi.Üretim yapılabilecek araziler kaybedildiğinde teknoloji, tohum, sulama ve destek miktarının artırılmasının tek başına yeterli olmayacağı belirtilerek, tarım topraklarının gelecek nesillerin ortak mirası olduğu vurgulandı.
Tarımda teknoloji bağımlılığına dikkat çekildi
Dijitalleşmenin tarımsal üretim açısından önemli fırsatlar sunduğu belirtilen raporda, yazılım, sensör, uydu sistemi ve akıllı tarım teknolojilerinde tamamen dışa bağımlı hâle gelinmesinin yeni bir stratejik risk oluşturabileceği ifade edildi.Bu nedenle yerli yazılımların geliştirilmesi, tarımsal verilerin güvenliğinin sağlanması ve millî bir dijital tarım altyapısı kurulması gerektiği kaydedildi.
Saadet Partisi’nden uzun vadeli tarım politikası çağrısı
Saadet Partisi raporda, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının engellenmesini, verimli toprakların plansız yapılaşmaya ve kontrolsüz imar uygulamalarına açılmamasını istedi.Modern sulama yatırımlarının hızlandırılması, kuraklığa dayanıklı üretim modellerinin yaygınlaştırılması ve mazot, gübre, tohum ile yem gibi temel girdilerde çiftçiyi destekleyecek kalıcı mekanizmalar kurulması önerildi.Raporda ayrıca gençlerin tarıma dönmesini sağlayacak teşviklerin uygulanması, kırsalda üretim ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve tarımsal teknolojilerde yerli üretimin desteklenmesi çağrısında bulunuldu.Saadet Partisi, tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, gıda güvenliği, millî güvenlik ve bağımsızlık meselesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Toprağını kaybeden geleceğini kaybeder” açıklamasını yaptı.