Raporda, üniversite sayısındaki artışla birlikte hukuk fakültelerinin sayısının 89’a ulaştığı, öğrenci kontenjanları ve mezun sayılarındaki yükselişin özellikle avukatlık mesleğinde yoğunlaşmaya yol açtığı ifade edildi. 1998 yılında yaklaşık 37 bin olan avukat sayısının 2024 itibarıyla 199 bini aştığı belirtilirken, bu artışın hukuk mesleklerinde arz fazlası ve kalite tartışmalarını gündeme taşıdığı kaydedildi.
Saadet Partisi’nin değerlendirmesinde, son yıllarda başarı sıralaması barajı, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve kontenjan azaltımı gibi düzenlemelerle sistemin daha kontrollü hale getirilmeye çalışıldığı ifade edildi. Ancak akademik kadro dağılımındaki dengesizlikler, fakülteler arasındaki kalite farkı ve meslek planlamasındaki eksikliklerin, yapısal sorunların tam anlamıyla çözülemediğini gösterdiği vurgulandı.
Raporda, bazı hukuk fakültelerinde profesör sayısının oldukça yüksek olmasına karşın bazı fakültelerde hiç profesör bulunmamasının önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Devlet üniversitelerinin akademik kadro bakımından görece daha güçlü olduğu, vakıf üniversitelerinde ise akademisyen sayısının daha sınırlı kaldığı belirtildi.
Hazırlanan basın açıklaması metninde ise, hukuk eğitiminin niceliksel olarak büyürken niteliğinin yeterince tartışılmadığı ifade edilerek, “Adalet, devletin temelidir. Hukuk eğitimi ise adalet sisteminin kalbidir. Eğer hukuk eğitimi sağlıklı değilse, adalet sistemi de sağlıklı işlemez” denildi.
Açıklamada, hukuk fakültesi sayısındaki artışın ciddi bir planlama ve ihtiyaç analizi yapılmadan gerçekleştiği belirtilerek, bunun sonucunda özellikle genç hukukçuların mesleki güvence ve ekonomik istikrar açısından ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığı kaydedildi. Son dönemde getirilen meslek sınavı ve kontenjan azaltımı gibi adımların, sorunun büyüklüğünü ortaya koyduğu ancak geç kalmış ve kısmi çözümler olarak kaldığı ifade edildi.
Saadet Partisi, hukuk eğitimine ilişkin önerilerini de kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, hukuk fakültelerinin toplumsal ihtiyaçlara göre planlanması, akademik kadro dağılımının dengeli ve liyakat esaslı olması, hukuk eğitiminin ticari değil kamusal bir sorumluluk alanı olarak görülmesi ve gençlerin emeğinin günübirlik politikaların konusu yapılmaması gerektiği belirtildi.
Parti açıklamasında, Türkiye’nin ihtiyacının plansız genişleme değil; kaliteyi esas alan, sürdürülebilir ve bütüncül bir yükseköğretim politikası olduğu vurgulanarak, hukuk sisteminin sağlıklı gelişiminin ancak uzun vadeli planlama ve nitelikli eğitim anlayışıyla mümkün olacağı ifade edildi.



















